Yazar: <span>Dr. Ali Çelik</span>

rahim kanseri nedir

Rahim Kanseri Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Rahim kanseri ya da bir diğer adıyla uterus kanseri maalesef kadılar arasında oldukça yaygındır. Bu kanser rahmin iç kısmını döşeyen tabaka hücrelerinden kaynaklanıyor. Söz konusu hücrelerin anormal düzeyde büyümesi ve bölünmesi ile birlikte ortaya çıkıyor. Çoğu zaman komşu dokuların da bu anormal büyüme ve bölünmeden etkilendiğini söyleyebiliriz. Tüm kanserlerde olduğu gibi uterus kanserinde de erken tanı, tedavinin süresini ve başarısı doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla kadınların kanserin belirtilerinin neler olduğunu bilmesi de önem taşıyor. Tanı ve tedavi konusuna geçmeden önce belirtileri gözden geçirelim.

Rahim Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Rahim kanserinin belirtileri şöyledir:

  • Anormal vajinal kanamalar
  • Düzensiz vajinal kanamalar
  • Kanamanın uzun süre lekelenme şeklinde devam etmesi
  • Genital bölgede kitle mevcudiyeti
  • Kilo kaybı
  • Karın bölgesinde şişlik
  • Alt karın bölgesinde ağrı ya da baskı olması
  • Bacaklarda ve kasık bölgesinde ödem
  • Cinsel ilişki sonrası kanama
  • İdrarda ya da dışkıda kan
  • Kötü kokulu ve kanlı vajinal akıntı

Bu semptomlar ortaya çıktığında beklemeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşülmelidir.

Rahim Kanseri Çeşitleri Nelerdir?

Ülkemizde ve dünya genelinde rahim kanseri çeşitleri arasında endometriyal türün daha yaygın görüldüğünü söyleyebiliriz. Endometriyal kanserlerin % 95’i adenokarsinomdur. Adenokarsinom 3 grupta ele alınır:

  • Endometrioid adenokarsinoma
  • Papiller seröz karsinom
  • Berrak hücreli karsinom

Rahim Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?

Tanı konmadan önce özel bir yöntem ile rahim içerisinden küçük bir doku parçasının alınması gerekiyor. Bu parçapatolojik incelemeye gönderilir. Böylelikle kanser hücrelerinin gözlemlenmesi ve davranışlarının incelenmesi de mümkün olacaktır. Patolojik inceleme yardımı ile kanserin kaçıncı evrede olduğunun belirlenmesi de ağlanıyor. Yayılma potansiyelinden hangi dokuları etkileme olasılığının bulunduğu gibi pek çok veriye ulaşılabiliyor. Bununla birlikte ultrasonografi, MR, bilgisayarlı tomografi gibi yöntemler yardımı ile hastaya tanı konabilir ve en kısa sürede en uygun tedavi prosedürüne başlanır.

Endometrium Kanseri Sebebi Nedir?

Çok sayıda araştırma ve inceleme yapılmasına karşın bu kanserin nedeni henüz tam olarak belirlenemedi. Ancak östrojen hormonunun bir hayli belirleyici olduğunu da belirtmeliyiz. Çeşitli risk faktörleri de söz konusu kanser üzerinde tetikleyici bir rol üstlenebiliyor. Bu risk faktörleri şöyledir:

  • İlerleyen yaş
  • Ailede öyküsünde kanser olması
  • Erken yaşlarda adet görmeye başlamak
  • Hiç doğum yapmamış olmak
  • Obezite
  • Diyabet
  • Adet düzensizliği
  • Östrojen replasman tedavisi görmek
  • Beklenenden daha geç yaşta menopoza girmek

Söz konusu risk faktörlerine sahip olanların rutin muayenelerini asla aksatmaması gerekir.

Rahim Kanseri Evreleri Nelerdir?

  • Evre 1

Kanserin sadece rahim gövdesinde geliştiği evredir.

  • Evre 2

Bu evrede kanser rahim gövdesinden yayılmış haldedir.

  • Evre 3

Kanserin rahmin dışına ilerlediği evre üçüncü evredir.

  • Evre 4

Dördüncü evrede kanser rektumun iç yüzeyine kadar ulaşmış durumdadır.

  • Evre 5

Son evrede ise üst karın, kemikler gibi rahimden uzak dokulara ve bölgelere de kanser ulaşır.

Endometrium Kanseri Neden Olur?

Hastalar kanserin nedenlerini de bilmek isteyebilir. Fakat bu kanserin sebeplerinin henüz tam olarak bilinemediğini de belirtmeliyiz. Günümüzde halen çok sayıda hastalığın nedeni bilinemiyor. Rahim kanseri de bunlardan biridir. Dolayısıyla kanser sebebi olarak herhangi bir hususu işaret etmek doğru olmayacaktır.

İlginizi çekebilir –> Vulva Kanseri

Rahim Kanseri Tedavisi Nasıldır?

Kanser tedavisinde hastanın yaşı, genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları ve aynı zamanda kanserin kaçıncı evrede olduğu gibi bilgiler doktor tarafından göz önünde bulundurulur. Buna göre en uygun tedavi prosedürü belirlenir. Yaygın olarak uygulanan tedavinin ise rahmin alınması olduğunu söyleyebiliriz. Rahmin sadece bir bölümü ya da tamamı histerektomi ameliyatı ile vücuttan tahliye edilebilir. Kanser hücrelerinin lenf dokularına yayılmış olması ya da diğer organlara ulaşmış olması durumunda ışın tedavisi yahut kemoterapi uygulanabilir.

Göz atın –> Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim Kanseri Ameliyatı

Hastanın ameliyat için uygun olması durumunda cerrahi müdahale genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hastaların sadece % 5’inin ameliyata uygun olmadığını da belirtebiliriz. Operasyonda rahim ile birlikte fallop tüplerinin de alınması söz konusu olabilir. Ayrıca bazı hastalarda lenf bezlerinin de alınması zorunlu olabiliyor. Rahim kanseriyle ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Yumurtalık Kanseri

 

 

 

kahve kısırlık yapar mı

Kafein Kısırlık Yapar mı? Zararları Var mı?

Kafein ve kısırlık arasındaki bağlantı özellikle bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin merak ettiği hususlar arasında yer alıyor. Bilindiği gibi öncelikle gebelik oluşması ve sonrasında gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için sağlıklı bir beslenme tarzına da sahip olmak gerekiyor. Kafein dendiğinde ise ilk akla gelen kahvedir. Kahve çeşitlerinin çok büyük bir bölümü belirli oranlarda kafein de içeriyor. Elbette kafeinin bazı faydaları var ancak fazlası da bir o kadar zararlı olabilir. Konuyla ilgili merak edilen soruları ve yanıtlarını hemen aktarıyoruz.

Hamile Kalmaya Çalışırken Kahve İçilir mi?

Kafein en çok kahvede bulunuyor olsa da farklı yiyecek ve içeceklerde de mevcut olan bir maddedir. Bu maddenin özelliği ise vücudun sinir sistemi üzerinde uyarıcı bir etkide bulunmasıdır. Böylelikle hava yollarını açar ve kan damarı yolları üzerinde de daraltıcı bir etkide bulunur. Bu etkiler daha önce yapılan araştırmalar ile elde edilen bilgilerdir. Ancak kişinin hamile kalma olasılığı üzerinde olumlu yahut olumsuz bir etkisinin olup olmadığı ise bilinemiyor.

Elbette aşırı kahve tüketen kadınların hamile kalmalarının daha zor olduğu yönünde bazı bilgilere de rastlayabilirsiniz. Ancak bu bilgilerin henüz kanıtlanamadığının da altını çizmek gerekir. Haliyle bilimsel bir kanıt olmadığından kahvenin gebeliği önleyen bir unsur olduğunu söylemek de doğru olmaz. Aşırı kafein alımı gebelik döneminde ise düşük doğum ağırlığı gibi problemlere yol açabilir. Plasentaya giden kan akışıyla ilgili sorun yaşanmasına da neden olabilir.

Hamile Kalmak İstiyorum, Kahve Zararlı mı?

Bebek sahibi olmak isteyen kadınlar hamile kalmaya çalışırken aynı zamanda kahve tüketimine de devam ediyor. Bunun zararlı olup olmadığını öğrenmek istiyor. Aşırı düzeyde kafein alımı elbette vücut için zararlı olabilir. Vücudun pek çok sistemi gibi üreme sisteminin de aşırı kahve tüketiminden zarar görebileceğini söyleyebiliriz. Bu nedenle kahveyi tamamen bırakmak gerekmese de hamile kalmak isteyen kadınların günlük kafein alımını sınırlandırmalarında fayda olacaktır.

Hamile kalmak isteyenlerin gün içerisinde ne kadar kafein alabilecekleri de merak edilen hususlar arasında yer alıyor. Günlük 200 mg dolaylarında kafein alımında bir sakınca görülmez. Daha fazlasını almaktan da kaçınmak gerekir. Böylece aşırı kafeinin yaratabileceği olumsuzluklardan da uzak durmak mümkün olacaktır.

Hangi İçecekte Ne Kadar Kafein Var?

hangi içecekte ne kadar kafein var

Daha önce de değindiğimiz gibi kafein dendiğinde akla genellikle kahve geliyor. Ancak enerji içeceklerinde, çikolatada yani daha farklı yiyecek ve içeceklerde de kafein bulunmaktadır. Hangi içecekte ya da yiyecekte ne kadar kafein bulunduğuna dair fikir edinmenizi sağlayabilmek adına 200 mg kafeine denk gelene yiyecek ve içecek miktarlarına dair kısa bir liste aktaralım.

  • 2 fincan granül kahve
  • 1 fincan filtre kahve
  • 2 fincan siyah çay
  • 4 fincan yeşil çay
  • 5 adet kutu kola
  • 2 kutu enerji içeceği
  • 8 kare sade çikolata
  • 20 kare sütlü çikolata

Kahve Nasıl Bırakılır?

Kimi zaman gebelik öncesinde kadınlar kahveyi yaşamlarından tamamen çıkarmak isteyebiliyor. Düzenli olarak uzun zamandır kahve tüketiyorsanız birden kesmeniz durumunda yorgunluk ya da baş ağrısı gibi şikayetleriniz olabilir. Bu nedenle kahveyi azaltarak hayatınızdan çıkarmanız çok daha kolay bir seçenek olacaktır. Günlük olarak aldığınız kafein oranını her gün azaltın. Bir süre sonrasında ise kahveyi zorlanmadan tamamen bırakabilirsiniz.

Göz atın –>Cinsel İsteksizlik

Kafein Erkeğin Doğurganlığını Etkiler mi?

kafein erkeğin doğurganlığını etkiler mi

Kafeinin kişinin doğurganlığı üzerinde nasıl bir etkide bulunduğuna dair bilimsel verilerin olmadığından söz etmiştik. Bu durum erkekler için de geçerlidir. Erkeklerin doğurganlığının kafeinden etkilenip etkilenmediği bilinmiyor. Dolayısıyla bu soruya da net bir yanıt vermek mümkün olmaz. Ancak aşırı oranda kafein alımının sperm sayısı ve sperm kalitesini olumsuz yönde etkileyebileceği düşünülüyor. Henüz net bir bulgudan söz etmek mümkün olmasa da aşırı kafein alımından erkeklerin de uzak durmasında fayda olacaktır.

Kafein Düşüğe Neden Olur mu?

Kafeinin bilinen etkileri arasında tansiyonu ve kalp atım hızını bir miktar yükseltmesi var. Dolayısıyla idrar artışı da söz konusu olabilir. Hamilelikte ise kafeinin bu etkilerine karşı vücudun daha hassas bir yapıya sahip olabildiğini söyleyebiliriz. Aşırı kafein alımının tek başına düşük nedeni olabileceğini ileri süren araştırmalar bulunduğu gibi bunun aksini iddia eden araştırmalar da mevcut. Sonuç olarak kafein alımını 200 mg ile sınırlamanızı öneririz. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Kısırlık Nedir

vulva kanseri nedir

Vulva Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kadınlarda yaygın görülen kanser türlerinden biri de vulva kanseridir. Vulva, vücuttaki diğer bölgelerle kıyaslandığında biraz daha hassastır. Bu nedenle çok sayıda kadın bu bölgeyle ilgili zaman zaman ağrı şikayetini dile getirir.  Ancak bu ağrı bazen de kanserleşmenin habercisi olabiliyor. Dokuların yapı taşı olan hücrelerde normal olmayan ve kontrolsüz bir büyüme olması, tümöre benzeyen bir doku mevcudiyetine yol açıyor. Dolayısıyla vulva kanseri de gelişmiş oluyor. Bu kanserin evrelerine ve nasıl tanı konduğuna değineceğiz. Öncesinde ise belirtileri gözden geçirmekte fayda olacaktır.

Vulva Kanseri Belirtileri

Erken dönemde vulva kanserinin çok fazla belirti göstermediğini söyleyebiliriz. Semptomlar genellikle ilerleyen evrelerde kendini belli ediyor. Bu durum erken dönemde teşhis konmasını da zorlaştırıyor. Kimi zaman kanserin gelişmesiyle birlikte hastalarda kanama şikayeti de oluyor. Bu durumda doktora başvurulması halinde tanı konabilir. Ancak kanama olmadığında birkaç yıl sonrasında şikayetler geliştiğinden tanı konması da bu dönemde meydana geliyor. Ayrıca kasık bölgesinde kaşıntı olması ve yara çıkması, yaranın iyileşmemesi de hastaların doktora başvurma nedenleri arasında yer alıyor.

Vulva kanserinin belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Normal olmayan vajinal kanama
  • Dış genital bölgede ya da kasık bölgesinde kaşıntı
  • Ciltte pul pul dökülmeler
  • İdrar yaparken ağrı hissedilmesi
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı şikayeti
  • İyileşmeyen yara
  • Dış genital bölgede yumru şeklinde kitle ya da şişlik olması
  • Siğil çıkması
  • Ciltte yanma olması
  • Vulva derisinde kalınlaşma

Her hastada yukarıda sıraladığımız belirtiler olmayabilir. Ancak biri ya da birkaçının olması durumunda zaman kaybetmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması da erken tanı açısından önemlidir.

Vulva Kanseri Risk Faktörleri

vulva kanseri risk faktörü

Hastalar vulva kanserinin nedeni hakkında da bilgi sahibi olmak isteyebiliyor ancak bu kanserin nedeninin henüz bilinmediğini söyleyebiliriz. Hücresel bazda bir mutasyon meydana gelmesi neticesinde oluştuğu biliniyor olsa da bu mutasyona neden olan unsur ya da unsurlar henüz tespit edilemedi. Bu noktada akıllara gelen genellikle HPV virüsü oluyor. Bu virüs tek başına vulva kanseri neden olmasa da kanseri tetikleyen unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra yaşın ilerlemiş olması ve tütün ürünlerinin kullanımı da kanseri tetikleyen risk faktörleridir. HIV virüsünün ve vulva bölgesinde bazı cilt hastalıklarının bulunmasının da risk faktörleri listesinde bulunduğunu belirtelim.

Vulva Kanseri Nasıl Anlaşılır?

Vulva kanserinin kişinin kendisi tarafından anlaşılması mümkün olmaz. Doktor tarafından fiziki muayene yapılması ve beraberinde bazı tetkiklerin de gerçekleştirilmesi gerekir. Eğer belirtiler hasta tarafından dikkate alınırsa ve kısa sürede doktora başvurulursa olası en erken dönemde kanserin anlaşılması da mümkün olacaktır. Erken dönemde tedaviye başlanması halinde tedaviden daha kısa zamanda başarılı bir netice alınması da mümkün olabilir. Elbette kanserin ilerlemiş olması durumunda da tedavi uygulanabilir. Ancak bu durumda tedavi süresi yüksek olasılıkla daha uzun olacaktır.

Vulva Kanseri Teşhisi Nasıl Konur?

vulva kanseri teşhisi nasıl konur

Hastanın öyküsü alınır ve fiziki muayene sonuçları ile bir arada değerlendirilir. Doktor tarafından gerekli görülmesi durumunda biyopsi örneği alınması da gerekebilir. Patolojik inceleme sonuçları çoğu zaman tanı konması için yeterli olabiliyor. Kimi zaman da hastanın bilgisayarlı tomografi, PET ve MR gibi bazı tetkikleri yaptırması gerekebiliyor. Sistoskopi yöntemi ile mesanenin ve proktoskopi yöntemi ile kalın bağırsağın incelenmesi de gerekebilir. Bu tetik sonuçlarına bağlı olarak tanı konur ve tedavi aşamasına geçilir.

Bilgi sahibi olun –> Yumurtalık Kanseri

Vulva Kanseri Evreleri

Vulva kanseri evrelerini şu şekilde aktarabiliriz:

  • Evre 0

Bu evrede kanser bulgusu yoktur fakat VIN gibi epitel dokuda bir kanserleşme bulgusu gelişmeye başlamıştır.

  • Evre 1

İlk evrede kanser vulva bölgesi ve perine bölgesi ile sınırlıdır. Henüz lenf bezlerine ulaşmamıştır.

  • Evre 2

Bu evrede ise kanser vajina iç kısmına, üretraya ve bazı hastalarda da anüse yayılım göstermiştir.

  • Evre 3

Vulva kanseri bu evrede lenf bezlerine yayılım göstermiştir.

  • Evre 4

Bu evrede ise kanserin çok daha derin dokulara yayılması söz konusudur ve bu nedenle çevre dokular da kanserden ciddi düzeyde etkilenmiştir.

Göz atın –> Trikomonas Vajiniti

Vulva Kanseri Tedavisi

Tedavi seçenekleri değerlendirilirken hastanın yaşı ve kanserin evresi gibi unsurlar da dikkate alınır. Vulva kanseri tedavisi cerrahi müdahale olabildiği gibi radyoterapi ya da kemoterapi prosedürleri de olabilir. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

 

Gebelerde covid enfeksiyonu

Gebelerde Covid-19 Enfeksiyonu

Covid-19 anne adaylarının bebeklerinin sağlığı ile alakalı olarak endişe yaşamasına da neden oluyor. Bebeklerinin bu virüsten zarar görüp görmeyeceği, gebelerde tanı yöntemlerinin neler olduğu gibi pek çok konunun merak edildiğini söyleyebiliriz. Bu sorulara ve çok daha fazlasına açıklık getireceğiz. Öncelikle gebelerde bu enfeksiyonun belirtilerinin neler olduğunu gözden geçirelim.

Gebelerde Covid-19 Enfeksiyonu Klinik Belirtileri Nelerdir?

Öncelikle belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden test yaptırmak gerektiğini belirtelim. Anne adaylarında Covid-19 enfeksiyonu durumunda ortaya çıkan hafif semptomlar şöyledir:

  • Ateş
  • Öksürük
  • Boğaz ağrısı
  • Yorgunluk
  • Kas ağrısı

Kimi zaman daha ağır semptomlar da olabiliyor. Ağır semptomlar da şöyledir:

  • Pnömoni
  • Akut respiratuar distress sendromu
  • Böbrek yetmezliği
  • Çoklu organ yetmezliği

Gebelerde Covid-19 Enfeksiyonu Gebe Olmayan Hastalarla Karşılaştırıldığında Semptomların Varlığı ve Şiddetinde Farklılık Var Mıdır?

Koronavirüs enfeksiyonu semptomlarının hamile olanlar ile olmayanlar kıyaslandığında çok farklılık göstermediğini söyleyebiliriz. Ayrıca bu enfeksiyonun sadece anne adaylarına özgü belirtileri de bulunmuyor. Sadece basit farklılıklardan söz edilebilir. Yapılan incelemelerde virüsü kapmış olan ve doğum için sağlık kuruluşuna başvuran anne adaylarının yaklaşık % 88’inin asemptomatik olduğu ortaya çıktı. Geri kalan % 12’lik dilim ise semptomatiktir.

Aslında anne adayları gebelik döneminde solunum yolu enfeksiyonlarına daha yatkındır. Ancak Covid-19 tablosuna bakıldığında solunum yolu sıkıntıları konusunda normal popülasyondan büyük bir farklılık görünmüyor. Anne adaylarının % 86’sında semptomlar hafif olurken hamile olmayan kişilerde hafif semptomlar gözlemlenen kişi oranı yine % 80 dolaylarındadır.

Gebelerde Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Gebelerde söz konusu virüsün mevcut olup olmadığının tespiti için farklı bir tanı yöntemi uygulanması gerekmiyor. Anne adaylarında nazal ya da orofaringeal bölgelerden alınan sürüntü yardımı ile tanı konabilir. Revers transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu ile anne adaylarının virüsü kapıp kapmadığı anlaşılabiliyor. Sadece ender durumlarda kesin tanı konabilmesi için akciğer incelemesine gereksinim duyulur. Bunun dışında her birey için uygulanan tanı yöntemleri ile anne adaylarına da tanı konması mümkün oluyor.

Gebelerde RT-PCR Dışında Tanı Yöntemleri Mevcut Mudur?

Hamilelerde pcr testi

RT-PCR dışında daha farklı tanı yöntemleri de kullanılabiliyor. ELISA ya da IgM/IgG testleri bunun en yaygın örnekleridir. Aynı zamanda hızlı antikor testleri de uygulanabilir. Çoğu zaman PCR testleri yeterli olsa da kimi zaman ek olarak bu testlerin de yapılması gerekebiliyor.

Covid 19 Olan Gebelerde Düşük Ve Erken Gebelik Kaybı Riskinde Artış Var Mıdır?

Oldukça yeni bir virüs olması nedeniyle Covid-19 ile ilgili verileri de kısıtlıdır. Bu virüsün anne adaylarında erken gebelik kaybına ya da düşüğe neden olduğu yönünde bir bulgu yok. Ancak virüsün uzun vadedeki etkileri henüz tam olarak bilinmiyor. Dolayısıyla sadece mevcut veriler ile bu ve benzeri konularda bir yorumlama yapılabiliyor.

Covid 19’lu Bir Gebede Travay Sırasında Fetal Takip Açısından Diğer Gebeliklere Göre Bir Farklılık Var Mıdır?

Travay sırasında fetal distresin daha fazla oranda görüldüğünü söyleyebiliriz. Eğer anne adayları vajinal doğum yapmayı planlıyorsa bu durumda elektronik fetal monitorizasyonun daimi olarak yapılması gerekecektir. Böylelikle kontrollü bir şekilde doğumun gerçekleştirilmesi sağanabilir.

Vajinal Doğum Planlanan Covid 19’lu Gebelerde Epidural Analjezi Uygulanabilir Mi?

Eğer anne adaylarında epidural analjeziye kontraendike olan bir durum yoksa Covid-19 pozitif olan anne adaylarına epidural analjezi uygulanabildiğini söyleyebiliriz.

Doğum İçin Başvuran Her Gebeye Covid 19 Testi Yapılmalı Mıdır?

her hamileye covid testi yapılmalı mı

Avrupa ülkelerinde doğum için başvuran her anne adayına test yapılmıyor. ABD’de ise sadece bazı eyaletlerde test yapılıyor. Ülkemizde ise anne adayında semptomlar yoksa ve temaslı da değilse test yapılmasına gerek duyulmuyor.

Covid-19 Olan Gebelerde Ayırıcı Tanıda Neler Düşünülmelidir?

İnfluenza, parainfluenza, respiratuar sinsityal virus, adenovirus gibi çeşitli viral pnömanilerin dikkate alınması gerekir. Ayrıca mycoplasma pneumoniae ve pneumocystis jirovecii gibi atipik pnömoni etkenleri de dikkate alınmalıdır. Akciğer incelemesinden elde edilen bulgular da göz önünde bulundurulabilir.

İlginizi çekebilir –> Dörtlü Tarama Testi

Covid-19 Pozitif Olan Gebelerde Fetusa Vertikal Geçiş Var Mıdır?

Bu konuda da çok sayıda inceleme yapıldı ve son verilere göre fetusa vertikal geçiş bulunmuyor.

Göz atın –> Gebelikte Toksoplazma Belirtileri

Gebeler Covid-19 Aşısı Olabilir mi?

Anne adayları da gebeliğin 12 haftasından sonra aşı olabilir. Daha erken dönemde aşı olunması durumunda da bir soruna rastlanmadı. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Ultrason Nedir

 

yumurta kalitesini arttırmak

Yumurta Kalitesini Arttırmanın Yolları Nelerdir?

Sigaradan Uzak Durun!

Öncelikle tütün ürünlerinden kesinlikle uzak durmanız gerekiyor. Bu ürünler üreme sistemine ciddi zararlar veriyor. Sigarada mevcut olan nikotin, kadın üreme hücreleri olan yumurtalarda bir zehir etkisi yapabiliyor. Bu durum sadece kadınlar için değil erkekler için de geçerlidir. Tütün ürünleri erkek üreme hücrelerini de olumsuz yönde etkiliyor ve bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin bu alışkanlığı terk etmesi son derece önemlidir.

Kahve, Çay ve Alkol Tüketimini Sınırlandırın

Alkolün aşırı düzeyde tüketilmesi kısırlık nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Gebelik planlaması olan kadınların alkolden uzak durması, kahve ve çay tüketimini de kesinlikle sınırlaması gerekir. Çay ve kahve tüketimi günde yalnızca 1 fincan ile sınırlandırılmalıdır. Belirli bir yaşın üzerinde olan kadınlarda yumurta rezervi hızlı bir azalma içerisinde oluyor. Bu nedenle yumurta kalitesini korumak ve yumurtalara zarar veren alışkanlıkları bırakmak gerekir.

Sağlıklı Bir Yaşam Tarzı Benimseyin

Vücudun üreme sistemi yaşam tarzından da etkilenir. Sağlıklı bir yaşam şeklini benimsemek, uyku süresine ve kalitesine dikkat etmek mühimdir. Beslenme, spor ve günlük su tüketimi gibi konuların da ala göz ardı edilmemesi gerekiyor. Bu sayede sağlıklı bir yaşam tarzına geçiş yapılabilir ve bu yaşam tarzı kadınların gebelik sürecinde de olumlu etkilerini hissettirecektir.

Stresi Hayatınızdan Uzaklaştırın

Stresli bir yaşam çok sayıda hastalığa davetiye çıkarmak anlamına geliyor. Vücudun sadece üreme sistemi değil diğer sistemleri de stresten etkileniyor. Dolayısıyla olabildiğince gerginlik, stres ve üzüntüden uzak kalınmalıdır. Şayet stresi hayatınızdan çıkaramıyorsanız stresle baş etmenin yollarını öğrenmenizde ve uygulamanızda fayda olacaktır.

Doğru ve Dengeli Beslenin

Sağlıklı ve çok yönlü bir beslenme düzenine sahip olmak, yumurta kalitesinin artmasını da sağlar. Mevsiminde olan sebze ve meyvelerin mutlaka beslenme programına dahil edilmesi gerekiyor. Kadınların yumurta kalitesini artırmak için olabildiğince antioksidan içeriği bulunan gıdalara yönelmesi gerekir. Elbette demir, B12, folik asit ve D vitamini alımına da maksimum düzeyde dikkat edilmelidir. Katı yağlardan uzak durulmalı ve omega 3 içeren zeytinyağı tercih edilmelidir. Paketlenmiş hazır gıdalardan ve çiğ ya da az pişmiş et çeşitlerinden de uzak durulmalıdır.

Düzenli Spor ve Egzersiz Yapın

Vücut sistemlerinizi güçlendirmek için her gün düzenli olarak spor ya da egzersiz yapmalısınız. Sadece düzenli yürüyüş yapmak bile kadınların üreme sistemine büyük faydalar sağlıyor. Evde uygulanabilen basit egzersiz programlarını da tercih edebilir ve böylelikle spor sayesinde sağlığınıza yatırım yapabilirsiniz.

Düzenli Uyumaya Özen Gösterin

Hem hamile kalma hem de sağlıklı bir gebelik süreci geçirme noktasında düzenli uyku gayet önemlidir. Uyku yoksunluğunun stres hormonunu tetiklediğini unutmamak gerekir. Stres, vücudun hormon dengesini de bozabiliyor ve dolayısıyla gebelik oluşması noktasında sıkıntılara neden olabiliyor. En ideal uyku saatlerinin 23:00 ila 07:00 arası olduğunu da belirtelim.

Bol Bol Su ve Sıvı Tüketin

Günlük su tüketimi en az 2 litre ile 2,5 litre arasında olmalıdır. Gün içerisinde tüketilen sıvı gıdalar yani içecekler, suyun yerini tutmuyor. Bu nedenle yumurta kalitesinin zarar görmesini önlemek için günlük su tüketimi noktasına da büyük önem vermelisiniz. Su tüketiminin az olması sağlığınızı tehlikeye atmanız anlamına gelir ve pek çok hastalık ortaya çıkabilir.

Göz atın –> Yumurtalık Kanseri

Hazır Paketlenmiş Gıdalardan Uzak Durun

Bilindiği gibi hazır paketlenmiş gıdaların çok büyük bir bölümü koruyucu madde içerir. Bunun nedeni ise gıdaların raf ömrünün uzun olabilmesidir. Bununla birlikte söz konusu gıdaların çeşitli katkı maddeleri de içerebildiğinin altını çizelim. Bu maddeler kadınlarda doğurganlığı olumsuz yönde etkiliyor. Hatta bazı koruyucu ya da katkı maddelerinin kısırlığa yol açtığı yönünde çeşitli şüpheler de var bu yönde araştırmalar devam ediyor. Sonuç olarak hazır paketlenmiş gıdalardan ya da atıştırmalık olarak adlandırılan paketli gıdalardan uzak durulması önerilir.

İlginizi çekebilir –> Kegel Egzersizi

Bir Uzmana Görünün

Eğer hamilelik planlıyorsanız mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşün. Ne yapmanız ya da ne yapmamanız gerektiği konusunda doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz. Aynı zamanda yumurta kalitesinin kontrol edilmesi, gebeliğe engel bir sağlık sorunun olup olmadığı da araştırılabilir. Uzmandan destek alabilir ve yaşam şeklinizi de bu yönde değiştirebilirsiniz. Yumurta kalitesi hakkında sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Vajinal PH Nedir

Ultrason

Ultrason Nedir? Nasıl Çekilir? Ne İşe Yarar?

Ultrason ses dalgalarının yardımı ile kullanılabilen görüntüleme yöntemlerinden biridir. İç organların ya da dokuların görüntülenmesi, olası problemlerin tespit edilmesi amacıyla kullanılan bu görüntüleme yönteminden gebelik takibinde de sıklıkla faydalanılıyor. Ultrasonda X ışınlarının kullanılmadığını ve bu görüntüleme yönteminin sağlığa herhangi bir zararının olmadığını da belirtmeliyiz. Ultrasonun nerelerde kullanıldığını, çeşitlerinin neler olduğunu ve benzer konuları da ele alacağız. Öncesinde nasıl çekildiği sorusunun yanıtını aktaralım.

Ultrason Nasıl Çekilir?

Bu işlemde özel olarak tasarlanan bir cihaz kullanılıyor. Cihaza monte edilmiş olan özel aparat, görüntülemek istenen bölgeye doğrudan temas ediyor. Cilde doğrudan temas eden aparat prob olarak adlandırılır. Diğer parçanın ise ses dalgalarını görüntüye dönüştürme özelliği bulunur. Bu görüntü de ultrason cihazı tarafından monitöre yansıtılır. Görüntüleme öncesinde prob bölümünün vücutta temas edeceği yere özel jel sürülür. Bu jel de cilde ya da sağlığa zararı olan bir madde değildir. Bu arada monitörün görüntüyü gerçek zamanlı olarak aktardığını da belirtmek gerekir.

Ultrason Nerelerde Kullanılır?

Çoğunlukla gebelik takibinde ultrason ile görüntüleme ön plana çıkıyor. Ancak bu yöntem tıbben çok sayıda farklı alanda da kullanılıyor. Özellikle endoskopi yöntemi ile erişiminin mümkün olmadığı vücut bölgelerinde, organlarda, lezyon ve dokuların incelenmesi gerektiğinde ultrasonun devreye girdiğini söyleyebiliriz. Karın boşluğunda bulunan organların genel hatlarının incelenmesi ya da meme taramasının yapılması gibi amaçlarla da ultrasondan faydalanılıyor. Ultrasondan sıklıkla faydalanılan alanlara şu örnekler verilebilir:

  • Gebeliklerde bebeğin sağlık durumunun gözden geçirilmesi
  • Enfeksiyonların belirlenmesi
  • Kalbin çalışma düzeninin incelenmesi
  • Safra kesesi taşlarının tespit edilmesi
  • Tiroit bezi hastalıklarının incelenmesi
  • Kas hastalıklarının gözden geçirilmesi
  • Meme ya da benzeri dokularda tümör mevcudiyetinin değerlendirilmesi
  • Prostat ya da genital bölge hastalıklarının araştırılması
  • Kist ya da biyopsi tedavilerinde uygulanan girişimlerin görüntülenmesi

Elbette ultrasonun tercih edildiği amaçlar sadece yukarıda sıraladıklarımızdan ibaret değildir. Gerekli görülen her alanda bu görüntüleme tetkiki tercih edilebilir.

4 Boyutlu Ultrason Nedir?

3 boyutlu olan ultrasonun tek kare fotoğraf şeklinde değil, hareketli bir görüntü şeklinde olması 4D ya da 4 boyutlu ultrason olarak adlandırılıyor. Yapılan işlem ile 4 boyutlu ultrasonun da elde edilebildiğini söyleyebiliriz. Bu yöntemin hamilelikte büyük bir önem taşıdığını da belirtmeliyiz. Anne karnındaki bebekte anomalilerin olması durumunda bu yöntemle tespit edilmesi mümkün olabiliyor. Bebeğin cinsiyetinin erken dönemde öğrenilmesinde de bu yöntem devreye girebiliyor. Fetal kalp hareketleri ve fetal davranışların tespit edilmesi, yüz deformitelerinin belirlenmesi işlemlerinde de 4D ultrason kullanıldığını söyleyebiliriz.

Ultrason Çeşitleri Nelerdir?

Sıklıkla kullanılan ultrason çeşitlerini şu şekilde sıralamak mümkün:

  • Pelvik Ultrasonografi

Hem hamileliğin ilerleyen dönemlerinde hem de rahim ve yumurtalıkların değerlendirilmesi gerektiğinde tercih edilen bir yöntemdir. İdrara sıkışık bir durumda ultrason görüntülemesi gerekebilir. Kısa sürede tamamlanan bir işlemdir.

  • Abdominal Ultrasonografi

Bu yöntem farklı tekniklerle uygulanabiliyor. Safra kesesi, böbrek, mide, bağırsak, prostat, karaciğer gibi organların görüntülenmesi gerektiğinde tercih edilen yöntem, hamilelik döneminde de devreye girebiliyor.

  • Transvajinal Ultrasonografi

Çoğunlukla kadın üreme organlarının durumunun incelenmesinde tercih edilen bir ultrasonografi yöntemidir. Bu işlemde prob vajina içerisine yerleştirilir ve bu sayede daha net bir görüntü alma imkanı doğar.

Gebelerde Ultrason Kaçıncı Haftada Yapılmalıdır?

gebelikte ultrason

Öncelikle sağlıklı bir gebelikten söz edebilmek için gebelik testinin pozitif çıkması yeterli değildir. Uygun gebelik haftasında yapılan ultrason ile gebelik kesesinin görünebilmesi gerekiyor. Bu nedenle hamileliğin erken dönemlerinde söz konusu görüntüleme yönteminden faydalanılır. Rutin gebelik kontrollerinde de yine bu görüntüleme yönteminin devreye girebildiğini belirtmeliyiz. Anne karnındaki bebeğin gelişiminin değerlendirilmesi için belirli periyotlarla söz konusu metodun uygulanması gerekebiliyor.

Bilgi sahibi olun –> Yüksek Riskli Gebelik

Gebelikte Renkli Ultrason Gerekli Mi?

Renkli doppler yani toplumda bilinen adıyla renkli ultrason anne karnındaki bebeğin kan damarlarında ve kalbinde mevcut olan kan akımının görüntülenmesini sağlar. Bu nedenle bebeğin sağlığına dair önemli bilgiler almaya da olanak tanır. Ayrıca renkli ultrasonun aşağıdaki durumlarda da tercih edilebileceğini belirtmeliyiz.

  • Rahim içinde gelişim geriliklerinin tespit edilmesi
  • Bebeklerde olası anomalilerin belirlenmesi
  • Çoğul gebeliklerde bebeklerdeki gelişimin eşit olup olmadığının belirlenmesi
  • Kalp ritmi bozukluklarının tespit edilmesi
  • Gebelikte preeklampsi, eklampsi ve hellp gibi çeşitli durumların tespit edilebilmesi

Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Detaylı Ultrason

plasenta previa

Plasenta Previa Nedir? Neden Oluşur? Tedavisi Nasıldır?

Plasenta previa gebeliklerde plasentanın rahim ağzını kısmen ya da tamamen kapatacak şekilde konumlanmasıdır. Plasenta hamileliklerde bebeğin sağlıklı bir gelişim sürdürmesi adına önemlidir. Bebeğe oksijen ve besin taşıyan plasentanın rahmin kenarında ya da üst kısmında yer alması beklenir. Şayet olması gereken yerde değilse doğumla ilgili çeşitli sıkıntılar yaşanabilir. Bu durumda ne gibi risklerin ortaya çıktığından söz etmeden önce nedenlerini ele alalım.

Plasenta Previa’nın Nedenleri Nelerdir?

Hamileliklerde neden plasenta previa durumunun meydana geldiği net bir biçimde bilinmiyor. Bu konuda sadece bazı risk faktörlerinden söz edebiliriz. Bu risk faktörlerini de şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Daha önceki doğumun sezaryenle gerçekleşmiş olması
  • Gebelikten önce rahmi etkileyen bir ameliyat geçirmek
  • Çoklu gebelikler
  • Önceki gebeliklerde de plasenta previanın mevcudiyeti
  • Kadının yaşının 35 üzerinde olması
  • Tütün ürünleri kullanımı

Bu risk faktörlerinin mevcut olmadığı durumlarda da söz konusu durumun ortaya çıkabildiğini söyleyebiliriz.

Plasenta Previa’nın Riskleri Nelerdir?

plasenta previa riskleri nedir

Maalesef plasenta previa nedeniyle çeşitli riskler ortaya çıkar. Bunlar arasında en fazla üzerinde durulması gereken kanama riskidir. Kanama nedeniyle erken doğum olasılığı da güçlenir. Şayet kanama başlarsa derhal sezaryenle doğumun gerçekleştirilmesi gerekir. Bir diğer risk de plasentanın rahim duvarına yapışmasıdır ve bu tablo ortaya çıkarsa her kadında olmasa da bazı hastalarda doğumun ardından rahmin alınması da gerekebilir. Kanama nedeniyle kansızlık ortaya çıkabilir. Ayrıca plasentanın yeri nedeniyle bebeğin anne karnındaki pozisyonu da etkilenebilir.

Plasenta Previa Olduğunu Nasıl Anlarım?

Gebeliklerde plasenta previa herhangi bir belirti göstermez ve anne adayında da şikayetlere yol açmaz. Bu nedenle anne adaylarının durumu kendi kendilerini anlaması da olanaksızdır. Gebelik takibini yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından tespit edilebilen bir durumdur. İlk trimester döneminde ultrason muayenesi ile kolaylıkla tespit edilebildiğini söyleyebiliriz. Sadece bazı anne adaylarında tanı için transvajinal ultrason yapılması gerekebiliyor.

Plasenta Previa Belirtileri Nelerdir?

Az önce de söz ettiğimiz gibi plasenta previa ağrı, sızı gibi çeşitli belirtiler gösteren bir durum değildir. Anne adayında herhangi bir şikayete yol açmaz. Belirti olarak söz edebileceğimiz tek unsur kanamadır. Kanama durumunda da anne adaylarının mutlaka doktoruna bilgi vermesi gerekir. Elbette bu sorunun mevcut olduğu her gebelikte mutlaka kanama olacağı düşünülmemelidir.

Plasenta Previa Ağrı Yapar Mı?

Çoğunlukla bu durum ağrıya neden olmaz. Sadece ender durumlarda bazı anne adayları karnının alt kısmında ara ara hafif ağrı olduğundan söz eder. Yine az sayıda anne adayının şikayetlerinden biri de cinsel ilişki sonrasında ağrı olmasıdır. Ancak genel olarak bakıldığında çok sayıda kişide ağrı şikayetinin olmadığını söyleyebiliriz.

Plasenta Previa Ameliyatı Var Mı?

Gebelikte plasenta previa sorununu gidermeye yönelik bir cerrahi müdahalenin olmadığını söyleyebiliriz. Plasentanın uygulanan bir ameliyat ile olması gereken yere taşınması mümkün olmaz. Dolayısıyla böyle bir ameliyatın olduğundan söz edemeyiz. Bu nedenle vajinal doğum yerine sezaryenle doğumun tercih edilmesi gerekiyor. Bazı anne adaylarında plasenta rahmin sadece küçük bir kısmını kapatıyor. Doktorunuz tarafından bu durum değerlendirmeye alınır ve vajinal doğum yapıp yapamayacağınız konusunda bilgi aktarılır.

İlginizi çekebilir –> Gebelikte Troid Problemi

Plasenta Previa Kanama Yapar Mı?

plasenta previa kanama yapar mı

Kanamaya yol açabilen bir sorun olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kanama kimi zaman sadece hafif lekelenme şeklinde de olabiliyor. Erken dönemde kanama olması durumunda kanamayı durdurmaya yönelik bazı tedavilerin gerçekleştirilmesi de gerekebilir. Anne adaylarına doğuma kadar cinsel ilişki yasağı konabilir. Bununla birlikte olabildiğince dinlenmeye daha fazla zaman ayrılması da gerekebilir. Bu konuda mutlaka doktorun öneri ve uyarılarının anne adayı tarafından dikkate alınması gerekiyor.

Göz atın –> Gebelikte Toksoplazma

Plasenta Previa Marginalis Ne Demek?

Öncelikle plasenta previa durumunun 3 farklı grupta ele alındığını söyleyebiliriz. Bu grupları ise şu şekilde açıklayalım:

  • Komplet Previa

Plasentanın rahim ağzının tamamı kapatacak şekilde konumlanmış olması komplet previa olarak adlandırılıyor. Bu durumda doğumun kesinlikle normal olarak değil sezaryen ile gerçekleştirilmesi lazım…

  • Parsiyel Previa

Parsiyel previa ise plasentanın rahmin sadece bir bölümünü kapatmış olması durumudur.

  • Marjinal Previa

Marginalis previa ise plasentanın rahmin bir bölümüne kadar uzanmış bir biçimde konumlanmış olmasıdır. Rahim ağzı bebeğin eşi tarafından tamamen kapatılmış olmaz. Plasentanın rahimdeki yerleşimine dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Amniyon Kesesi

 

down sendromu nedir

Down Sendromu Nedir? Belirtileri ve Çeşitleri

Down sendromu dünyada 6 milyon kişinin yaşadığı sorunlardan biridir. Türkiye’de ise bilinen 70 bin kişi bu probleme sahip. Bu sendrom ‘Trizomi 21’ ya da ‘mongolizm’ gibi isimlerle de anılıyor. Sendroma yol açan unsur ise kromozom sayısının 1 fazla olması şeklinde açıklanabilir. Gebelikte anne ya da babadan bebeğe 1 fazla kromozom gelmesi ile gelişen bu genetik bozukluğa dair merak edilen tüm hususlara açıklık getireceğiz. Öncelikle nasıl tanı konduğuna değinelim.

Down Sendromu Nasıl Teşhis Edilir?

Bebeklere Down sendromu tanısı konabilmesi için doğumun gerçekleşmesini beklemek gerekmiyor. Bebek henüz anne karnındayken de çeşitli testler ile tanı konabiliyor. Bilindiği gibi hamilelikte uygulanan rutin testler tarama testleri ve tanı testleri şeklinde gruplandırılır. Anne adayının bu testleri aksatmadan, zamanında yaptırması durumunda teşhis de konulabiliyor. Ancak yine de söz konusu testlerin % 100 doğru ve kesin sonuç verdiğini söyleyemeyiz. Çoğu zaman testlere bağlı olarak varılan tahmini sonuçlar doğru çıkıyor.

Down Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Bebeklerin özellikle yüz bölgesinde bazı Down sendromu karakteristik özelliklerin olduğunu söyleyebiliriz. Yüz hattının daha yuvarlak olması, vücuda göre yüzün daha küçük olması, gözlerde yukarıya doğru bir çekiklik olması bu karakteristik özelliklerdir. Yüzdeki burun bölgesi ise daha küçüktür ve burun kökü bölgesi de daha basık bir görünümdedir. Ense kalın bir yapıya sahip olmakla birlikte ensede bir deri bolluğunun olduğunu da söyleyebiliriz. Kulaklar da tıpkı burun gibi daha küçük bir yapıya sahiptir. Bir diğer belirti de simian çizgisi olarak adlandırılan bir görünümdür ve avuç içerisinde yer alır. Söz konusu sendroma bağlı olarak eller daha küçük ve parmaklar da daha esnek olur. El ve ayaklarda sandal açıklığı bulunur.

Tanı Yöntemleri Nelerdir?

down sendromu tanı yöntemleri

Bebeklerde Down sendromu tanısı konması için hamileliğin 9. haftası ile 14. haftası arasında koryonik villüs biyopsisi ve bununla birlikte 14. haftası ile 22. haftası arasında amniyosentez yapılması gerekiyor. Anne karnından iğne ile girilmesi, göbek bağından kan numunesi alınması gibi testler de uygulanabilir. Şayet bu test ile kromozom fazlalığı belirlenirse diğer test neticeleri de doğrulanmış oluyor ve tanı konabiliyor. Ayrıca anne karnından kromozom analizi yapılabiliyor ve cenine ait DNA tespiti gerçekleştirilebiliyor.

Down Sendromu Çeşitleri Var mıdır?

Bir genetik bozukluk olan Down sendromu 3 farklı türde olabilir.

  • Trizomi 21
  • Mozaik Down sendromu
  • Translokasyon

Yukarıda sıraladığımız bu 3 türün yanı sıra 21. kromozomun kendini kopyalamasıyla meydana gelen bir anomalinin de söz konusu olabileceğini söyleyebiliriz.

47 Kromozom Neden Oluşur?

İnsanlarda bulunan kromozom sayısı 46’dır ve yarısı anneden, yarısı da babadan gelir. Anneden yahut babadan 1 fazla kromozom gelmesi ise bu genetik bozukluğa yol açar. 47 kromozom ise hücre bölünmesi ile alakalıdır. Hücrelerdeki bölünme bozukluğu, bu sendromun % 88 oranında nedenidir diyebiliriz. Bununla birlikte mozayikizm ve translokasyondan da söz etmek gerekir. Çünkü söz konusu tablo mevcudiyetinde de 47 kromozom oluşabiliyor.

Down Sendromu Önlenebilir Mi?

down sendromu önlenebilir mi

Maalesef Down sendromu önlenebilen bir genetik bozukluk değildir. Bu noktada anne adaylarının bebeği doğurmama imkanlarının olduğunu belirtmek gerekiyor. Tanı konmasının ardından şayet anne ve baba adayı onaylarsa, bebeğin kürtajla alınması mümkün olabiliyor ve bu durum tamamen yasaldır.

İlginizi çekebilir –> Hamilelikte Sigara Kullanmak

Down Sendromlu Çocuğun Bakımı

Tahmin edilebileceği gibi bu bebeklerin özel bir bakıma gereksinimi olur. Doğumdan sonra bebeklerde kalp, kulak, göz ve tiroid kontrolleri yapılmalıdır. Mevcut sağlık sorunlarına kısa zamanda tanı konması gerekir. Aileler çocuklarının özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim almasını sağlamalıdır.

Göz atın –> Gebelikte Protein Eksikliği

Down Sendromu Risk Grubu

Elbette Down sendromu probleminin nasıl geliştiği biliniyor. Ancak nedenlerinin tam olarak bilindiğinden söz edemeyiz. Şimdiye dek yapılan çok sayıda çalışma oldu ve bu çalışmalar neticesinde bir risk grubu da belirlendi. Bu risk grubu şu şekildedir:

  • 35 yaş üstünde olan kadınların hamile kalması
  • Anne ya da baba adayının Down sendromlu kardeşinin olması
  • Daha önceki gebelikte bebeğe söz konusu sendrom tanısı konması

Bu hususlar dışında olan yani risk grubunda olmayan anne ve baba adaylarının bebeklerinde de sendromun gelişebileceğini söyleyebiliriz. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Dörtlü Tarama Testi

hamilelikte mide bulantısı

Hamilelikte Mide Bulantısı Ne Zaman Başlar?

Hamilelikte mide bulantısı genellikle gebeliğin ilk dönemlerinde ortaya çıkıyor. Özellikle kokulara karşı hassasiyetin gebelikle birlikte artıyor olması, mide bulantısı ve kimi zaman kusma şikayetinin de ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. Ancak mide bulantısının hamilelik boyunca devam eden bir şikayet olmadığını da belirtmek gerekir. Bir süre sonrasında bulantı sorunu kendiliğinden ortadan kalkar. Bu konuda merak edilen tüm detayları ele alacağız. Öncesinde anne adaylarının en sık sorduğu sorulardan birinin yanıtını aktaralım.

Hamilelikte Mide Bulantısına Ne İyi Gelir?

Anne adaylarının yaşadığı hamilelikte mide bulantısı kimi zaman günlük hayatı da olumsuz etkileyebiliyor. Mide bulantısına ne iyi gelir sorusunun yanıtlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kısa yürüyüşler yapmak bulantıyı azaltabilir çünkü uzanma ve oturma pozisyonları mideye baskı yaparak bulantının artmasına sebebiyet verebiliyor
  • Su içmek mide bulantısının artmasını değil azalmasını sağlar
  • Bulantıyı bastıracağı düşüncesiyle aşırı çay ve kahve tüketimi doğru değildir
  • Bu dönemde az yağlı hatta yağsız yiyeceklerin tüketilmesine özen gösterilmelidir
  • Az miktarda tuzlu atıştırmalıklar tüketilebilir
  • Baharat mide bulantısını tetikler ve bu nedenle yemeklerin baharatsız hazırlanması önerilir
  • Eğer kusma şikayeti de olursa ağzın bol su ile çalkalanması gerekir

Hamilelikte Mide Bulantısı Ne Zaman Geçer?

hamilelikte mide bulantısı ne zaman geçer

Anne adayları hamilelikte mide bulantısı nedeniyle zorlandıklarından bu şikayetin bir an önce geçmesini istiyor. Her anne adayında bulantının başladığı ve bittiği dönem aynı olmaz. Genellikle gebeliğin ilk 3 ayı tamamlandığında artık mide bulantısı gibi şikayetler de ortadan kalkar. Çoğunlukla bu dönem gebeliğin 12 haftası boyunca devam etse de bazı anne adaylarında daha kısa süre ya da daha uzun süre de devam edebilir. Aşırı oranda kafein alan, baharat tüketen ya da yağlı yemekler yiyen anne adaylarında mide bulantısının daha uzun sürdüğünü ifade edebiliriz.

Hamileliğin İlk Aylarında Neden Mide Bulanır?

Gebelikte vücudun pek çok sisteminde büyük değişimler meydana geliyor. Bu değişimlere vücudun adapte olması ise zaman istiyor. Aslında mide bulantısı ve gebelikte yaşanan diğer problemler vücudun adapte olma çabası olarak da yorumlanabilir. Özellikle hormon dengesinde meydana gelen ani değişimler hamilelikte mide bulantısı ve kusmanın en belirgin sebebidir.

Gebelikte Mide Bulantısı Olmaması Normal Mi?

Bu konuda sıklıkla gündeme gelen sorulardan biri de hamilelikte mide bulantısı olmaması normal mi şeklindedir. Bu sorunun yanıtının merak edilmesinin nedeni ise çoğu zaman endişedir. Mide bulantısı yaşanmadığında gebelikle ilgili bir problem olduğu düşünülüyor. Hamilelikte tüm anne adaylarının aynı şikayetlerde bulunması beklenmez. Gebelik boyunca mide bulantısı ve kusma şikayeti hiç olmayabilir ve bu durum da gayet normaldir. Mide bulantısının olup olmadığı ile bebeğin sağlığı arasında hiçbir ilişki bulunmuyor. Bu konuda anne adaylarının endişe yaşamasına asla gerek yoktur.

Gebelikte Mide Bulantısı Nedenleri

gebelikte mide bulantısı nedenleri

Genel olarak hamilelikte mide bulantısı neden yaşanıyor, sebepler neler gibi soruların yanıtlarını hemen aktaralım.

  • Hormon

Hamilelikle birlikte vücudun hormon seviyelerinde de değişimler meydana gelir. Progesteron hormonu normal seviyenin üzerine çıkar ve vücudun da buna uyum sağlaması gerekir. Bu da mide bulantısına neden olabilir.

  • Hassasiyet

Mide bulantısı şikayetinin ne kadar yoğun yaşandığı, kadınların gebelik öncesinde bu sorunu yaşayıp yaşamadıklarıyla da ilgilidir. Hamile olmadığında pek mide bulantısı yaşamayan kadınlar gebelikte bunu az oranda yaşıyor ya da hiç yaşamıyor. Dolayısıyla bulantı noktasındaki hassasiyet de hamilelikte yaşanan bu şikayet üzerinde etkilidir.

  • Stres

Stres, kaygı ve endişe gibi olumsuz tuh halleri mide bulantısını tetikleyen faktörlerdir. Anne adaylarının kendini iyi ve huzurlu hissetmesi, bu şikayetlerin de azalmasını sağlar. Olumsuz duygular ya da bebeğin sağlığına dair endişeler ise anne adaylarının olumsuz etkilenmesine sebebiyet verebilir.

  • Çoğul Gebelik

Yapılan araştırmalar çoğul gebeliklerde anne adaylarının mide bulantısını daha yoğun ve daha sık yaşadıklarını ortaya koyuyor. Burada önemli olan husus çoğul gebeliğin tek başına mide bulantısı nedeni olmadığıdır. Sadece ikiz ya da üçüz bebek sahibi olacak anne adayları mide bulantısından daha fazla şikayet ederler çünkü bu sorunu daha yoğun yaşarlar.

Göz atın –> Gebelikte Protein Eksikliği

Hamilelikte Mide Bulantısı Cinsiyeti Belirler Mi?

Bebeğin cinsiyeti ile hamilelikte mide bulantısı arasında en ufak bir ilişkinin, bağlantının olmadığını açıkça ifade edebiliriz. Konuya dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Gebelikte Süt İçmek

rahim ağzı sıvısının evreleri

Rahim Ağzı Sıvısının Evreleri Nelerdir?

Rahim ağzı sıvısının evreleri hakkında tüm kadınların bilgi sahibi olması gerekiyor. Ay içerisinde çeşitli dönemlerde bu sıvının gerek görüntüsü gerekse formu değişiyor. Bu değişim, kadınların hamile kalma olasılıkları üzerine bir tahminde bulunmayı da sağlayabilir. Rahim ağzı sıvısının evrelerini birlikte inceleyelim.

Adetten Önce Rahim Ağzı Sıvısı

Adet dönemi bir hayli yaklaştığında söz konusu sıvının olmaması gayet normaldir. Regl dönemi başladığında kanamanın olması nedeniyle rahim ağzı sıvısının kontrol edilmesi de güçleşiyor.

Adetten Sonraki Gün Rahim Ağzı Sıvısı

Tip-1: En Az Doğurgan Olunan Dönem

Adet dönemi bittiğinde rahim ağzı sıvısının az miktarda salgılanmaya başlandığını söyleyebiliriz. Ender durumlarda hiç akıntı olmaması da mümkündür. Rahim ağzı sıvısının Tip-1 olduğu dönem, kadınların hamile kalma ihtimalinin en düşük olduğu dönemdir.

Adetten Sonraki Hafta Rahim Ağzı Sıvısı

Tip-2: Düşük Doğurganlık Dönemi

Elbette rahim ağzı sıvısının evreleri adet döneminin bitmesiyle birlikte değişiyor. Tip-2 olarak adlandırılan evre ise adet döneminin bitiminden yaklaşık 1 hafta sonraki dönemdir. Bu evrede söz konusu sıvı hafif beyaz renkte olur ve ince bir forma sahiptir. Bu dönemde kadınların gebe kalma olasılığı mevcut olsa da düşük düzeydedir.

Yumurta Olgunlaşırken Rahim Ağzı Sıvısı

yumurta olgunlaşırken rahim ağzı sıvısı

Tip-3: Yüksek Doğurganlık Dönemi

Tip-3 evresinde kadınların gebe kalma olasılığı daha yüksek olur. Elbette Rahim ağzı sıvısının formunda bazı değişimler meydana gelir. Bu dönemde kremaya benzeyen bir form kazanan akıntı aynı zamanda daha yoğun olur. Parmakla dokunulduğunda akıntının daha yapışkan olduğu fark edilebilir. Bu evrede korunmasız cinsel ilişkiye girilmesi durumunda hamile kalma olasılığı bir hayli yüksektir.

Yumurtlamadan Önce Rahim Ağzı Sıvısı

Tip-4: En Doğurgan Olunan Dönem

Mevcut rahim ağzı sıvısının evreleri arasında kadınların hamile kalma olasılığının en yüksek olduğu dönem budur. Tip-4 olarak sınıflandırılan evrede vücut yumurtalama için hazır haldedir. Akıntının formu ise daha şeffaf bir yapıdadır. Yumurta akına benzer bir formda olan akıntı hafif yapışkan olan formunu bu evrede de korur. Ay içerisinde kadınların gebe kalma olasılıklarının en yüksek olduğu dönemdir.

Yumurtladıktan Sonra Rahim Ağzı Sıvısı

Yumurtlamanın gerçekleşmiş olması, rahim ağzı sıvısının salgılanmasının kesileceği anlamına gelmiyor. Elbette bu dönemde de söz konusu sıvı salgılanmaya devam eder. Ancak formunda, görüntüsünde bazı değişimlerin de meydana geldiğini belirtmeliyiz. Yumurtalama döneminin sona ermesiyle birlikte sıvı daha bulanık bir form kazanıyor ve şeffaflığını kaybediyor. Bununla birlikte sıvının miktarında da bir azalma olabiliyor.

Yerleşmeden Sonra Rahim Ağzı Sıvısı

Hamile kalınması durumunda vücudun bazı sistemlerinde olduğu gibi hormon dengesinde de değişimler meydana geliyor. Östrojen seviyesinde ve progesteron düzeyinde artış olması ve döllenen yumurtanın rahme yerleşmesiyle beraber akıntının da artması söz konusu olabilir. Elbette yerleşme sonrasında rahim ağzı sıvısının salgılanmaya devam ettiğini belirtelim.

İlginizi çekebilir –> Adet Nedir

Gebelikte Rahim Ağzı Sıvısı

Öncelikle gebeliğin ilk 3 ayında rahim ağzı sıvısında artış olur ve bu durum normaldir. Çünkü rahim ağzı sıvısının evreleri gebelik döneminde değişebiliyor. Gebelikte hormon dengesinin değişmesine bağlı olarak akıntıda hafif bir koku olması normal kabul edilir. Bu dönemde genital bölge sadece sabun ve ılık su ile yıkanmalıdır. Bu durumda hafif koku da ortadan kalkar. Eğer kötü koku mevcut mutlaka doktora bilgi verilmelidir. Doğum yaklaştığında da rahim ağzında açılma olmaya başlar. Hafif kanlı bir mukus tabakası olabilir. Doğumun başlamasına yakın bu tabaka vücuttan atılır.

Göz atın –> Adet Gecikmesi

Ne Zaman Doktora Görünmeli?

Kadınlar rahim ağzı sıvısının evreleri konusunda ne zaman doktora başvurmaları gerektiğini de merak ediyor. Öncelikle rahim ağzı sıvısının hangi faktörlerden etkilendiğini bilmek gerekir. Bu faktörlere şu örnekleri verebiliriz:

  • Emzirme dönemi
  • Zührevi hastalıklara yakalanmak
  • Doğum kontrol yöntemlerinden bazıları
  • Polikistik over sendromu (POS)
  • Adet düzensizliği
  • Erken menopoz
  • Rahim ağzını etkileyen cerrahi müdahaleler
  • Vajinal enfeksiyonlar

Bu unsurların tamamı rahim ağzı sıvısını da etkileyebiliyor. Ne zaman doktora başvurulması gerektiği sorusunun öncelikli yanıtı, akıntıda kötü koku olmasıdır. Kötü kokulu akıntı enfeksiyon belirtisi olabileceği gibi bazı hastalıkların belirtisi de olabilir. Aynı zamanda akıntının renginin yeşil ya da sarı olması, adet dönemi dışında lekelenme şeklinde kanama olması nedeniyle akıntının pembe ya da kırmızı olması gibi durumlarda da zaman geçirmeden doktora başvurulması gerektiğini belirtelim. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Adet Öncesi Sarı Akıntı

rahim kanseri nedir

Rahim Kanseri Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Rahim kanseri ya da bir diğer adıyla uterus kanseri maalesef kadılar arasında oldukça yaygındır. Bu kanser rahmin …

kahve kısırlık yapar mı

Kafein Kısırlık Yapar mı? Zararları Var mı?

Kafein ve kısırlık arasındaki bağlantı özellikle bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin merak ettiği hususlar arasında …

vulva kanseri nedir

Vulva Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kadınlarda yaygın görülen kanser türlerinden biri de vulva kanseridir. Vulva, vücuttaki diğer bölgelerle kıyaslandığında …