Yazar: <span>Dr. Ali Çelik</span>

kolposkopi

Kolposkopi Nedir? Neden Yapılır? Ne Kadar Sürer?

Kolposkopi işlemi alt genital bölgenin incelenmesine ihtiyaç duyulduğunda gerçekleştirilen bir işlemdir. Aslında kolposkopinin güçlü bir ışık kaynağına sahip olan mikroskop türlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Ancak toplumda yapılan bu işlem de aynı adla anılıyor. Serviks, vajen, vulva ve perinal bölgede meydana gelen lezyonları incelemek amacıyla da bu işlem gerçekleştirilir. Konuyla ilgili en çok merak edilen hususlara değinmeden önce bu işlemin neden yapıldığını aktaralım.

Kolposkopi Neden Yapılır?

Farklı nedenlere bağlı olarak kolposkopi işleminin yapılması gerekebilir. Özellikle kondilomların, polip ya da kanser öncüsü olan lezyonların ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğinde bu işlem yapılıyor. Aynı zamanda smear (pap) testi sonucunun normal çıkmaması halinde, HPV testi pozitif çıkan hastaların durumunun incelenmesi gerektiğinde de bu işlem gerçekleştirilir. Gebelik döneminde smear testinin anormal çıkması ve lezyonların tedavi öncesinde ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi amacıyla da yapıldığını söyleyebiliriz. Rahim ağzı kanserinin erken dönemde tespit edilmesi için de endoservikal küretaj yapılmasına gereksinim doğabiliyor.

Kolposkopi İşlemi Ne Kadar Sürer?

Bu işlem yaklaşık olarak 30 dakika içerisinde tamamlanıyor. Ayrıca işlem sonrasında klinik ortamda yahut evde istirahat etmeye de gerek olmuyor. Hastalar işlemden hemen sonra günlük rutinlerine geri dönebilirler.

Kolposkopi Nasıl Yapılır?

kolposkopi nasıl yapılır

İşlem için hasta jinekolojik muayene masasına alınır ve sırt üstü yatması istenir. Ardından vajen girişine jinekolojik muayenelerde kullanılan alet yerleştirilir. Rahim ağzı özel bir solüsyon kullanılarak temizlenir. İşlem sırasında doktor tarafından dokular detaylı bir incelemeden geçirilir. Sorunlu olan dokular kullanılan özel bir sıvı sayesinde daha beyaz bir görünüm almıştır ve dolayısıyla hekim tarafından da rahatlıkla tespit edilebilir. Problemi dokuların tespit edilmesinin ardından servikal biyopsi işlemi yapılabilir. Dokudan çok küçük bir parça alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.

Kolposkopik Biyopsi Ne Demektir?

Genital bölgede yapılan inceleme sonrasında bu bölgeden doku örneği alınması kolposkopik biyopsi olarak adlandırılıyor. Özellikle aşağıda sıraladığımız durumlarda bu biyopsi işleminin yapılmasına gereksinim doğuyor:

  • Muayenede anormal bir durumun belirlenmesi
  • Hastanın smear pap testi sonucunda ASCUS, CİN 1, CİN 2, CİN 3, LSİL, HSİL ya da AGUS çıkması
  • HPV’li hastanın smear sonucunda normal olmayan bir durumunda tespit edilmesi
  • Smear testlerinde sıklıkla iltihaplanma ve enfeksiyon tespit edilmesi

Tüm bunlarla birlikte hastada kanser öncüsü lezyon bulunması halinde de servikal biyopsinin yapılmasının gerektiğini belirtmeliyiz. Hastadan doku örneği alınır ve patolojik incelemeye gönderilir. İnceleme sonuçları ise genellikle birkaç gün içerisinde çıkar. Bu sayede tanı konması ve şayet kanser mevcutsa erken dönemde bir an önce tedaviye başlanması mümkün olur.

Servikal Biyopsi Nedir?

Genel olarak servikal biyopsi işleminin bazı şüpheli durumların tespit edilmesi halinde yapıldığını söyleyebiliriz. Bu işlem dokudan bir parça alınması olarak tanımlanabilir. Doku örneği alınmasının amacı ise patolojik incelemeye gönderilmesidir.

İlginizi çekebilir –> Naboth kisti

Kolposkopi Patoloji Sonuçları

kolposkopi patoloji sonuçları

Hastaya yapılan kolposkopi patoloji sonuçları genellikle ‘normal’ ya da ‘anormal’ şeklinde değerlendiriliyor. Bu sonuçlara göre hastadan düzenli muayene ve smear testi yaptırması istenebilir. Bu sayede olası bir şüpheli durumun yakından takip edilmesi sağlanır. Bir başka seçenek de tedaviye hemen başlanmasıdır. Tedavide LEEP işlemi tercih edilebilir ya da lezyonun dondurulması, yakılması şeklinde bir karar verilebilir. Konizasyon olarak bilinen tedavi de tercih edilebilir.

Kolposkopi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Elbette endoservikal küretaj gibi işlemlerden sonra enfeksiyon riski dikkate alınmalı ve hijyen koşullarına maksimum düzeyde dikkat edilmelidir. Yaklaşık 2 hafta boyunca deniz, havuz, sauna, hamam gibi ortamlardan uzak durulması da önem taşıyor. Aynı zamanda 15 gün boyunca cinsel perhiz uygulanması gerekir. Cinsel ilişki yasağının nedeni de enfeksiyon riskidir. Doktorun öneri ve uyarılarının dikkate alınması işlem sonrası sürecin rahatlıkla atlatılmasını sağlar.

Kolposkopi Fiyatı Ne Kadar?

Net bir fiyat bilgisi vermek doğru olmayacaktır. İşlemin neden yapıldığı, doktorun deneyimi gibi unsurlar fiyatta da etkili olabiliyor. Dolayısıyla her hasta için sabit bir fiyattan söz etmek de doğru olmuyor. Ancak genel olarak kolposkopi işleminin gayet makul fiyatlarla işlemin yapılabileceğini belirtebiliriz.

Kolposkopi İşlemi Acı Verir Mi?

Lokal ya da genel anesteziye gerek duyulmadan gerçekleştirilen kolposkopi işlemi herhangi bir acıya yol açmaz. Zira anestezi olmadan uygulanması da acı vermemesinden kaynaklanır. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilginiz olsun –> Bakteriyel vajinozis

tüp bebek tedavisinden sonra gebelik

Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Doğal Yolla Gebelik

Tüp bebek tedavisi, doğal yollarla gebelik elde edemeyen çiftler için son derece önemli bir yardımcı üreme tekniğidir. Günümüzde başarı oranının yüksek olmasının da etkisiyle her yıl çok sayıda tüp bebek tedavisi gerçekleştiriliyor. Bu yolla yüzlerce çiftin bebek sahibi olma hayali de gerçeğe dönüşüyor. Tüp bebek tedavisinden sonra doğal yolla gebelik konusunda merak edilen tüm konulara açıklık getireceğiz.

Tüp Bebek Tedavisi Görürken Doğal Yolla Hamile Kalınır mı?

Öncelikle tüp bebek tedavisi görürken doğal yolla hamile kalmanın mümkün olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Bu yolla hamile kalınması durumu iki farklı grupta ele alınır. Bunlardan ilki tedavi süreci esnasında hamile kalınmasıdır. Bir diğer grup ta tedavi ve döllenme işleminin tamamlanmasının ardından doğal yolla gebe kalınmasıdır. Tedavi devam ederken doğal yolla hamile kalınması ise ender yaşanan bir durum değildir.

Elbette bunun gerçekleşmesi için çiftlerden her ikisinin de doğal yolla hamile kalmaya engel bir sağlık sorunlarının olmaması gerekiyor. Anne ya da baba adayında kısırlık oluşturabilecek bir durumun mevcudiyeti halinde doğal yolla gebe kalma ihtimali de yok denecek kadar azdır. Bu noktada yaş faktörüne de değinmek gerekiyor. Kadının yaşının 35 ve üzerinde olması durumunda da doğal yolla hamilelik şansı daha düşük olur. Bu durumda tüp bebekle gebe kalma ihtimali daha yüksektir.

Kimi zaman kısırlık nedeni polikistikoversendromu ya da rahim içi kitle gibi sorunlar olabiliyor. Tüp bebek tedavisi çerçevesinde bu problemler de giderilebiliyor ve dolayısıyla hamile kalma şansı da yükseliyor. Bir anlamda tüp bebek tedavisi öncesinde gebeliğe engel olabilecek sorunların giderilmesi ile çiftlerin doğal yolla hamile kalma şanslarının artığını söyleyebiliriz. Sperm rezervlerinin tedavi kapsamında uyarılması, sperm kalitesinin artmasının sağlanması gibi unsurlar da tedavi sürecinde gebe kalma şansını yükseltebiliyor.

Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Doğal Yolla Gebelik Mümkün mü?

Daha önce tüp bebek tedavisi görmüş olmak bir daha doğal yolla hamile kalınmayacağı anlamına gelmez. Tüp bebek tedavisinden sonra doğal yolla gebeliğin oluşması durumunun da sıklıkla yaşandığını belirtebiliriz. Tüp bebek tedavisinin başarısındaki etki sonraki yıllarda da devam edebiliyor. 30 yaş altında olan kadınlar tüp bebek tedavisi gördüklerinde doğurganlıklarının % 30 gibi yüksek bir oranını yeniden kazanabiliyor. Sonuç olarak tüp bebek tedavisinden sonra doğal yolla gebelik elbette mümkündür ve bazı kadınlar için gebelik şansı daha yüksek olur.

Tüp Bebek Sonrası Doğal Yolla Hamilelik Şansı Nasıl Arttırılır?

Tüp bebek sonrasında doğal yolla gebe kalma şansını artırmak için yapılabilecekler arasında çiftlerin üzerine düşen görevler de bulunuyor. Neler yapılabileceği konusunda şu bilgileri aktarabiliriz:

  • Çiftler sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzenine sahip olmalı
  • Protein yönünden zengin, vitamin ve mineral içeren gıdalar tüketilmeli
  • Çiftler alkol ve tütün ürünlerinden uzak durmalı
  • Kadınların yumurtalama ve adet döngülerini takip etmesi gerekir
  • Günlük kafein alımının sınırlandırılması önemlidir
  • Çiftlerin stresten uzak durması gerekir
  • Rutin jinekolojik kontroller aksatılmamalıdır

İkinci Bir Hamilelik İçin Ne Zaman Yardım Alınmalı?

1 yıllık korunmasız cinsel ilişkiye karşın gebelik elde edemediğinizde artık doktora başvurmanız gerekir. 35 yaş üstünde olan kadınlar için bu sürenin 6 ay olduğunu da belirtelim. Tüp bebek tedavisinin başarısız olması durumunda ikinci bir deneme yapılması için ne kadar beklemeniz gerektiği bilgisi doktorunuz tarafından aktarılır. Şayet tedavi başarılı olduysa ve bebek sahibi olduysanız ikinci hamilelik için mutlaka 2 yıl beklenmesi öneriliyor. Daha erken dönemde oluşan gebeliklerde bazı sıkıntıların meydana gelme olasılığı bulunuyor. Bu nedenle doğumdan sonra 2 yıl beklemek daha doğru olacaktır.

İlginizi çekebilir –> Tüp Bebek Tedavisi 

Başarısız Bir Tüp Bebek Tedavisi Sonrasında Hamile Kalma Şansı

Tüp bebek tedavisinin başarısız olması durumunda hamilelik şansı sona ermez. Son yıllarda yapılan bir çalışma bu çiftlere de umut vaat ediyor. Bu araştırmaya göre tüp bebek tedavisi başarısız olan kadınların % 17 gibi yüksek bir oranı tedaviden sonraki 5 yıl içerisinde doğal yolla hamilelik elde ediyor. Dolayısıyla başarısız bir tüp bebek tedavisi, umutların sona erdiği anlamına gelmiyor. Bu konuda mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları

 

naboth kisti

Naboth Kisti Nedir? Neden Oluşur? Tedavisi Mümkün Mü?

Naboth kisti rahim ağzı kisti olarak da adlandırılıyor. Rahim ağzı kanalında bulunan salgı bezlerinin enfeksiyonundan kaynaklanabilen bu kistler farklı bir nedenden kaynaklı olarak da meydana gelebiliyor. Bu bezler tarafından salgılanan sıvı tıkanma nedeniyle tahliye olamıyor ve bu nedenle küçük bir kesecik oluşuyor. Bu kesecikler genellikle birden fazla sayıdadır. Çaplarının ise 2 mm ile 10 mm arasında değiştiğini söyleyebiliriz. Kistte yapışkan bir salgı maddesi bulunur. Bu kistin kanama yapıp yapmadığına, tehlikeli olup olmadığına ya da tedavisine de değineceğiz. Öncesinde neden oluştuğunu daha detaylı ele alalım.

Naboth Kisti Nedir, Neden Oluşur?

Doğum yapan kadınlarda daha sık görülen naboth kistinin oluşum nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Servikal bezin olması gerekenden daha fazla oranda mukus üretmesi en yaygın nedenlerden biridir. Bunun nedeni ise enfeksiyon ya da iltihaplanmalardan korunmaktır. Fazla oranda üretilen mukus, tıkanmaya ve kist oluşumuna sebebiyet verir.
  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar da kist oluşum nedenlerinden biridir.
  • Gebeliğe bağlı olarak vücudun hormon dengesinde meydana gelen değişimler de bu listede yer alıyor. Hormon dengesinde ani ve büyük değişimler olması, kist oluşumuyla sonuçlanabilir. Menopoz döneminde de kist oluşumunun yaygın görülmesinin nedeni hormon dengesindeki değişimlerdir.
  • Rahim ağzı dokularında meydana gelen yaralanmalara bağlı olarak da bu sorun oluşabiliyor. Vücudun yarayı iyileştirmek için yeni dokular geliştirmesi sırasında dokularda çoğalma olabiliyor ve bu da kist oluşumuna yol açabiliyor.
  • Hamilelik döneminde rahimde fetüsün sağlıklı bir şekilde büyümesi için vücudun rahim ağzını kapatması da naboth kisti oluşum nedenlerinden biridir.

Naboth Kisti Kanama Yapar Mı?

Her zaman olmasa da naboth kistinin kanama yapması mümkündür. Adet periyotlarının arasında lekelenme şeklinde çok hafif bir kanama meydana gelebilir. Bununla birlikte cinsel ilişki sonrasında da kanama olması söz konusu olabiliyor. Kistin büyüklüğü ve konumu, kanama olup olmadığı konusunda da belirleyici faktörlerdir. Lekelenme şeklinde olsa bile kanama meydana geldiğinde mutlaka doktora başvurmalısınız.

Naboth Kisti Belirtileri Nelerdir?

naboth kisti belirtileri

Öncelikle bu kistin çoğu zaman herhangi bir belirti göstermediğini söyleyebiliriz. Belirti göstermemesi nedeniyle genellikle yapılan rutin jinekolojik muayeneler sırasında fark edilmesine neden oluyor. Rahim ağzı kisti dış servikal duvarda meydana geliyor. Elbette bu kistin boyutları önemlidir. Çoğunlukla küçük çapta olan kistler ağrı, sızı gibi şikayetlere yol açmaz. Çapının 8 mm ve daha büyük olması durumunda ise durum daha farklı bir boyut kazanıyor. Çünkü bu kistler rahim tümörü ya da rahim ağzı kanseri belirtisi de olabilir. Bu durumda ileri tetkiklerin yapılmasına ihtiyaç duyulur.

Ender durumlarda ortaya çıkan naboth kisti belirtilerine ise şu örnekleri verebiliriz:

  • Lekelenme şeklinde kanama olması
  • Kötü kokulu vajinal akıntı
  • Alt karın bölgesinde basınç hissi
  • Alt karın bölgesinde şişlik olması
  • Sıklıkla idrara çıkma isteği
  • Cinsel ilişkiden sonra hafif kanama olması

Ancak yeniden belirtmekte fayda var, yukarıdaki belirtilerin hiç birinin ortaya çıkmaması da mümkündür.

Naboth Kisti Hamileliğe Engel Mi?

Naboth kistlerinin döllenmeyi zorlaştırması mümkündür. Bilindiği gibi döllenmenin meydana gelebilmesi için rahim ağzının kaygan olması gerekiyor. Bu kistler ise salgı bezlerinin tıkanmasına bağlı olarak rahim içinin sert ve yapışkan olmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla gebelik oluşması da bir hayli güçleşiyor.

Naboth Kisti Tehlikeli Midir?

naboth kisti tehlikeli midir

Genel olarak naboth kisti tehlikelidir diyemeyiz. Ancak çapının büyük olması durumunda rahim ağzı kanseri riskinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Tümör mevcudiyeti halinde mutlaka tetkiklerin yapılması ve en erken dönemde müdahalenin yani tedavinin başlaması gerekir.

İlginizi çekebilir –> Yumurtalık Kanseri

Naboth Kisti Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavinin nasıl yapılacağı muayene ve tetkiklerin sonucuna bağlı olarak belirlenir. Hastanın talep etmesi üzerine kistin alınması da mümkündür. Özellikle büyük çapta bir kist mevcudiyeti durumunda kistin cerrahi yöntemle alınması önerilir. Bununla birlikte yüksek frekanslı elektrik akımıyla kistin ortadan kaldırılması ve sıvının da tahliye edilmesi sağlanabilir. Bu işlem kan kaybının çok daha az olduğu müdahalelerden biridir.

Tedavinin kriyoterapi ile de yapılabildiğini söyleyebiliriz. Bu işlemde kistin dondurulması hedef alınıyor. Lazerle tedavi seçeneği de mevcuttur. Lazer yönteminde de hızlı bir şekilde kistin ortadan kaldırılması hedefleniyor. Tedavi yöntemlerinin tamamı güvenilirdir. Konuya dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Rahim Ağzı Yarası Nedir

 

kegel egzersizi nedir

Kegel Egzersizi Nedir ve Nasıl Yapılır?

Kegel egzersizi vajina, rahim ve rektum bölgelerinin daha iyi çalışmasını hedefleyen egzersizlerden biridir. Özellikle vajina kaslarının toparlanmasına yardımcı olan bu egzersiz yöntemi idrar kaçırma tedavisi gibi bazı tedavilere yardımcı olarak da tercih ediliyor. Herkes tarafından kolaylıkla uygulanan bir egzersiz yöntemi olduğunu da belirtmek gerekiyor. Ne kadar sürede etki ettiği, faydalarının neler olduğu gibi konulara geçmeden önce nasıl yapıldığını ele alalım.

Kegel Egzersizi Nasıl Yapılır?

Bu egzersize başlamadan önce mutlaka mesanenin boşaltılması gerekiyor. Gün içerisinde 15 ile 20 defa yapılmasında fayda olacaktır. Ancak bu periyoda da sadık kalınması gerekir. Daha fazla yapmak zararlı olabilir ve daha az yapmak durumunda da faydalarından istifade etmek mümkün olmayabilir. Bu egzersiz yönteminde pelvik kaslarının değil üretra bölgesi ve anüs bölgesinin sıkışması gerekiyor. Bu bölgede bulunan kasların sıkılması ve yaklaşık 5 – 6 saniye beklendikten sonra serbest bırakılması üzerine uygulanan bir egzersizdir.

Kegel Egzersizinin Faydaları Nelerdir?

kegel egzersizi faydaları

Öncelikle Kegel egzersizi yönteminin çok sayıda faydasının olduğunu belirtelim. Çoğunlukla sadece idrar kaçırma problemi yaşayanlar için faydalı olduğu düşünülse de farklı yararları da olabiliyor. Bu yararlara ise şu örnekleri verebiliriz:

  • Vajina kaslarının güçlenmesini sağlar
  • Doğum sonrasında vajinanın daha hızlı toparlanmasına yardımcı olur
  • Hamilelik esnasında yapılması durumunda doğumun daha kolay yapılmasına olanak tanır ve aynı zamanda doğum süresini de kısaltır
  • Vajinal doğum sonrasında daha az ağrı yaşanır
  • Mesane ve kalça kaslarını güçlendirir
  • Cinsel ilişkide kadınların hazza ulaşma süresini kısaltır
  • Erkeklerde prostat ve erken boşalma sorunlarının giderilmesine yardımcı olur

Kegel Egzersizi Ne Kadar Sürede Etki Eder?

Kişinin pelvik kaslarının ne durumda olduğu Kegel egzersizi yönteminin ne kadar sürede etki ettiğinde de belirleyici bir faktördür. Şayet pelvik kaslarında ciddi bir gevşeme yoksa sadece 15 gün ile 30 gün içerisinde bu egzersizin faydalarını net bir şekilde görmek mümkün olabilir. Ancak söz konusu kaslarda gevşeme fazlaysa birkaç ay sonra faydalarını hissetmek mümkün olacaktır.

Hamilelikte Kegel Egzersizinin Faydaları

Gebelik döneminde Kegel egzersizi yapılması durumunda idrar kaçırma ya da dışkı kaçırma gibi sorunlar yaşama ihtimali azalıyor. Aynı zamanda anne adaylarının daha kısa sürede normal doğum yapması da mümkün olabiliyor. Doğumu hem kolaylaştıran hem de doğum süresinin kısalmasını sağlayan bir egzersiz yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte normal doğum sonrası yaşanan ağrıların daha az olmasını da sağlar.

Pelvik Kası Nedir?

pelvic kası nedir

Vücudun leğen kemiklerinin alt taban bölümünü çevreleyen kaslar pelvik kası nedir sorusunun yanıtıdır. Pelvik taban bölgesinde bulunan bu kaslar çok sayıda işleve sahiptir. Bu bölgede yer alan organların olması gereken yerde tutunması gibi konularda da pelvik taban kaslarının önemli olduğunu söyleyebiliriz.

İlginizi çekebilir –> Rahim Sarkması

Pelvik Taban Ne Demektir?

Leğen kemiğinin iç kısmını öreten bölge pelvik taban bölgesidir. Pelvik taban bölgesi yumurtalık, rektum ve rahmin görevlerini yerine getirmesine de yardımcı olan, önemli bir vücut bölgesidir.

Perine Kasları Nedir?

Vajinada dış dudaklar ile anüs arasında kalan bölge perine bölgesidir. Bu bölgede yer alan kaslar da perine kasları olarak adlandırılıyor. Kegel egzersizlerinin bu bölgede bulunan perine kaslarını da güçlendirdiğini söyleyebiliriz.

Göz atın –> Rahim Duvarı Kalınlaşması

Erkek Kegel Egzersizi Nasıl Yapılır?

erkeklerde kegel egzersizi

Söz konusu egzersizler kadınlar tarafından nasıl yapılıyorsa erkekler tarafından da aynı şekilde yapılmalıdır. Bu konuda kadınlar ve erkekler arasında bir fark olmadığını belirtelim. Elbette egzersizlere başlamadan önce hangi kasların sıkılması gerektiğinin net bir şekilde anlaşılması gerekiyor. Bunun için de hastalar bazı denemeler yapabilir. İdrar akışını durduran kasların tespit edilmesi için idrar yaparken bu kaslar sıkılabilir. Ancak egzersizlerin normalde mesane boşken yapılması gerektiğini de belirtmeliyiz. Mesane doluyken sadece hangi kasların sıkılması gerektiğini öğrenmek için egzersizlerin yapılması lazım…

Vajinusmus Tedavisinde Kegel Egzersizi

Vajinusmus toplumda yaygın görülen rahatsızlıklardan biridir. Bu noktada tedavi amacıyla Kegel egzersizi yönteminden de faydalanılabiliyor. Bunun nedeni ise söz konusu egzersiz yönteminin vajina bölgesindeki kasların rahatlamasında da oldukça etkili bir yöntem olmasıdır. Bununla birlikte egzersizler vajina kaslarının kontrolüne de fayda sağlıyor. Elbette vajinusmus tedavisinde bu egzersizler tek başına yeterli olmasa da tedaviye yardımcı bir yöntem olarak uygulanabilir. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Vajinadan Gaz Çıkması

Normal doğum sonrası vajina estetiği

Normal Doğum Sonrası Vajina Estetiği

Normal doğum sonrası vajina estetiği yönteminden çok sayıda kadının faydalandığını söyleyebiliriz. Vajinal doğum yapmak isteyen kadınlar doğumdan sonra yaşanacak süreci de merak ediyor. Elbette normal doğum, vajinada genişlemeye yol açan eylemlerden biridir. Ancak bu genişleme uygulanan basit estetik yöntemlerle ortadan kaldırılabiliyor. Konuyla ilgili merak edilen sorulara geçmeden önce normal doğum ve vajina genişlemesi sorununu daha yakından inceleyelim.

Normal Doğum Vajina Genişlemesine Neden Olur Mu?

Normal yolla yapılan doğumun ardından vajina kaslarında gevşeme olabilir. Vajina genişlemesi, vajinal doğum sonrasında sıklıkla karşılaşılan durumlardan biridir. Doğumdan sonra vajina bölgesinde bir toparlanma meydana gelse de vajinada eski form yeniden yakalanamayabilir. Bu durumda da vajinoplasti yani vajina daraltma ameliyatı devreye giriyor.

Normal Doğumdan Sonra Vajina Eski Haline Ne Zaman Döner?

Vajinal doğumdan sonra şayet dikiş varsa iyileşmesi 40 günlük bir süreci gerektirebilir. Doğum sonrasında vajinanın yeniden toparlanması için daha uzun süre beklemek gerekebiliyor. Bu sürenin en az 6 ay olduğunu söyleyebiliriz.

Normal Doğum Sonrası Vajina Estetiği

Elbette normal doğum sonrası vajina estetiği ile vajinanın yeniden doğum öncesi formunu kazanması sağlanabilir. Kadınlar vajina genişlemesinden kaynaklı olarak vajinadan ses gelmesi, cinsel ilişkiden haz alamama gibi sorunlar yaşayabiliyor. Yapılan estetik müdahale ile vajinaya yeniden sıkı bir form kazandırılması, söz konusu sorunların giderilmesini de sağlıyor. Bu nedenle doğum sonrasında bir süre bekledikten sonra estetik girişimlerden faydalanılabilir.

Vajinal Relaksasyon Ve Kayıp Penis Sendromu

kayıp penis sendromu

Vajinal relaksasyon problemi normal doğumdan sonra ortaya çıkabiliyor. Erkeklerde de yaşanan sorun kayıp penis sendromu olarak adlandırılıyor. Bu sorun, cinsel ilişki sırasında penisin vajinayı hissedemiyor olmasıdır. Bu nedenle cinsel haz yaşanması noktasında da bazı problemler yaşanabilir. Dolayısıyla söz konusu problem çoğunlukla cinsel isteksizlik ile sonuçlanıyor da diyebiliriz. Ancak uygulanan estetik müdahaleler ile bu problemin de giderilmesi mümkün olabiliyor.

Normal Doğum Sonrası Vajina Estetiği Yöntemleri

Vajinal doğum sonrasında sıklıkla tercih edilen vajina estetiği yöntemleri şu şekildedir:

  • Lazerle Vajinal Rejüvenasyon

Kısaca LVR olarak adlandırılan bu işlemde lazer teknolojisinden faydalanılıyor. Şayet vajinadaki genişleme çok ileri boyutlarda değilse bu yöntemle gayet başarılı bir netice elde edilebilir. lazerle uygulanan bu yöntemin cerrahi müdahaleden uzak durmak isteyenler için de ideal bir seçenek olduğunu söyleyebiliriz. Vajinada % 30 dolaylarında bir sıkılaşma etkisi elde edilebiliyor.

  • Ameliyatla Vajinanın Daraltılması

En sık tercih edilen normal doğum sonrası vajina estetiği yöntemi ameliyat ile vajinanın daraltılmasıdır. Vajinoplasti ameliyatı, vajinada ciddi düzeyde bir genişleme olduğunda dahi başarılı bir sonuç elde etmeyi sağlayabiliyor.

MommyMakeover Nedir? Neleri Kapsar?

Doğumun ardından uygulanan bir dizi estetik müdahale kısaca mommymakeover olarak adlandırılıyor. Hangi işlemlerin yapılacağı konusunda hastanın gereksinimleri dikkate alınıyor. Radyofrekans ya da lazerle vajina sıkılaştırma, vajinoplasti, , labioplasti, perineoplasti ya da majoraplasti gibi işlemler yapılabilir.

Normal Doğumdan Sonra Vajina Dikilir Mi?

doğum sonrası vajina dikilir mi

Her normal doğumda dikiş atılması gerekmez. Kimi zaman doğum sırasında bebeğin doğum kanalından geçişini kolaylaştırmak için epizyotomikesisi yapılması gerekiyor. Elbette bu durumda kesi uygulanan bölgeye dikiş atılması da zorunludur.

Normal Doğum Cinsel Hayatı Etkiler Mi?

Kimi zaman vajinal doğum çiftlerin cinsel hayatını da olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle vajina genişlemesi, doğum sonrası vajina kuruluğu gibi problemlerin yaşandığından söz edebiliriz. Ancak cinsel yaşam konforunun yeniden kazanılması da mümkündür. Bunun için doktorunuza danışabilir ve yaşadığınız sıkıntılardan söz edebilirsiniz. Bu sayede doktorunuzun önerilerde bulunması mümkün olacaktır.

İlginizi çekebilir –> Hudoplasti Ameliyatı Nedir

Normal Doğum Sonrası Vajina Ağrısı

doğum sonrası vajina ağrısı

Normal doğum sonrasında vajina bölgesinde ağrı olabilir ve tıbben bu durum son derece normaldir. Sadece ağrının çok şiddetli olması, zaman içerisinde şiddetinin artması ya da yüksek ateş, vajinadan kötü kokulu akıntı gelmesi gibi durumlarda derhal doktorunuza başvurmalısınız. Çünkü bunlar enfeksiyon belirtileri olabilir. Zira normal doğum sonrası vajina estetiği işlemlerinden faydalananlar için de bu durum geçerlidir ve söz konusu belirtiler ortaya çıktığında doktora başvurulmalıdır.

Göz atın –> Vajinanın Güzel Görünmesi İçin Neler Yapılmalı

Normal Doğum Sonrası Vajina Ne Zaman İyileşir?

Daha önce de değindiğimiz gibi vajinal doğumun ardından vajinada iyileşmenin tamamlanması 6 ayı bulabilir. Bu süre her bireyde aynı olmaz. Daha erken ya da daha geç iyileşme olması da mümkündür. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Vajina Daraltma Ameliyatı

Kan uyuşmazlığı

Kan Uyuşmazlığı Nedir? Neden Olur?

Kan uyuşmazlığı anne ile babanın kan grupları arasında uyuşmazlık olması şeklinde açıklanabilir. 4 farklı kan grubu bulunuyor. Bunlar;

  • A
  • B
  • AB
  • 0

Elbette kan grubu uyuşmazlıklarında bir de ‘D faktörü’ olarak adlandırılan Rh unsurunun da dikkate alınması gerekiyor. Konuya dair merak edilen tüm detayları aktaracağız. Hemen bu uyuşmazlığın neden olduğu konusuyla başlayalım.

Kan Uyuşmazlığı Neden Olur?

Öncelikle anne ile bebek arasında kan uyuşmazlığı durumunun ender görüldüğünü belirtelim. Annenin kan grubunun Rh + olması, bebeğin kan grubunun RH – olması halinde uyuşmazlıktan söz edilir. Bunun tam tersi de düşünülebilir. Annenin kan grubunun Rh değerinin farklı olması durumunda bağışıklık sistemi devreye giriyor. Çünkü bu durum yabancı bir madde olarak algılanıyor. Bebeğe antikorlar ulaşıyor ve bebeğin kırmızı kan hücrelerini yok etmeye başlıyor. Dolayısıyla bebeğin kanındaki bilirubin seviyesi de yükseliyor. Anne ile bebek arasındaki kan uyuşmazlığının nedeni ise henüz bilinemiyor.

Kan Uyuşmazlığı Tanısı Nasıl Konur?

kan uyuşmazlığı nasıl tespit edilir

Şayet kan uyuşmazlığı riskinin mevcut olması durumu varsa anne adayından indirekt coombs testi yaptırması istenir. Test sonucu negatif çıkarsa bir problem yok demektir. Pozitif çıkması halinde de tanı konabilir. Bu test ile kan uyuşmazlığının düzeyiyle alakalı olarak da bilgi edinmek mümkün olabiliyor. Ayrıca doğum öncesinde anne adayına RhoGam da yapılması gerekiyor.

Kan Uyuşmazlığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Bebeklerde mutlaka titiz bir takip yapılması gerekiyor. Doğum sonrasında bebeklerdeki bilirubin seviyesinin kontrol altında tutulması için testler gerçekleştirilir. Aynı zamanda bebeklerin UV ışınları içeren lambalarla donatılmış bir ortamda tutulmasına da ihtiyaç olur. Özellikle cooms testi sonucu büyük önem taşıyor. Test sonucuna bağlı olarak bebeğin kanının değiştirilmesi işleminin yapılması gerekebilir.

AB0 Uyuşmazlığı Nedir?

ano uyuşmazlığı nedir

A, B, AB ve 0 şeklindeki kan grupları AB0 olarak adlandırılır. AB0 kan uyuşmazlığı ise kısaca kişiye farklı bir kan grubundan kan nakledilmesi durumunda vücudunun bağışıklık sisteminin buna tepsi göstermesidir. Söz konusu kan uyuşmazlığının meydana gelmesi durumunda şu belirtiler ortaya çıkar:

  • Baş dönmesi, mide bulantısı, kusma
  • İdrarda kan
  • Yüksek ateş ve titreme
  • Solunumda güçlük çekme
  • Kalp artış hızında artış
  • İnfüzyon bölgesinde, belde ve göğüste ağrı
  • Sarılık
  • Kan basıncında düşme

Anne- Bebek Arasında AB0 Kan Uyuşmazlığında Ne Olur?

Bu durumdan bebekler ciddi düzeyde zarar görebilir. Distres ve hidrops gözlemlenebileceği gibi bebeğin anne karnında ölümü de söz konusu olabilir. Bebeğin kırmızı kan hücreleri parçalanacağı için bebekte kansızlık da olabilir.

Kan Uyuşmazlığı Testi Nasıl Yapılıyor?

Bu testin yapılması için sadece belirli bir miktarda kan numunesi verilmesi yeterli olur. Anne adayı için zorlayıcı ya da acı veren bir işlem değildir.

Kan Uyuşmazlığı İğnesi Ne Zaman Yapılır?

Kan uyuşmazlığı iğnesi

Şayet kan uyuşmazlığı tespit edilirse öncelikle gebeliğin 28. Haftasında iğnenin yapılması gerekiyor. Aynı zamanda doğumdan sonraki 36 sata içerisinde de iğne yapılması gerektiğini belirtelim.

Kan Uyuşmazlığı Durumunda Bebek Ne Gibi Bir Zarar Görür?

Bebeklerin hayati organlarının zarar görmesi çok uzun sürmeyecektir. Sadece 1 gün gibi kısa bir süre içerisinde bebekte sarılık problemi ortaya çıkar. Kansızlık, kaslarda güçsüzlük ya da solunum problemleri yaşanabilir.

Göz atın –> Hamilelikte İlaç Kullanımı

Doğum Öncesi Ne Gibi Tedbirler Alınmalıdır?

Doğumdan önce kan uyuşmazlığının iğnesinin mutlaka yapılması gerekiyor. Anne adayları daha önce düşük ya da kürtaj öyküleri varsa doktoruna bilgi vermelidir. Gerekli testlerin zamanında yapılmasının sağlanması da büyük önem taşıyor.

İlginizi çekebilir –> Dörtlü Tarama Testi

Kan Uyuşmazlığına Tıbbi Müdahale

Öncelikle kan uyuşmazlığı tespit edildiğinde koruyucu iğnenin yapılması gerektiğini belirtelim. Doğumdan sonra da RhoGam iğnesinin yapılması gerekir. Bu yöntem daha sonraki hamileliklerde de koruyucu bir özellik taşıyabiliyor. Son olarak bebeklerin doğumdan hemen sonra gözlem altında tutulması gerektiğini de belirtmeliyiz. Gerekli görülmesi durumunda bebeğin kanının değiştirilmesi de yapılabilen tıbbi müdahaleler arasında yer alıyor.

Kan Uyuşmazlığı Belirtileri Nelerdir?

uyuşmazlık belirtileri

Kan uyuşmazlığının olması halinde anne adayında belirti ortaya çıkmıyor. Bebeklerde ise bazı belirtiler gözlemlenebilir. Bebeğe oksijenin az ulaşması, kansızlık, sarılık ve bebeğin vücudunun bazı bölgelerinde ödem olması gibi belirtilerden söz edebiliriz. Bebek için bu durum yaşam riski de doğurur ve beyninde ciddi zararlar meydana gelebilir. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Detaylı Ultrason

Bakteriyel vajinozis

Bakteriyel Vajinozis Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Bakteriyel vajinozis ‘gardnerella vaginalis’ adlı anaerob bir bakterinin neden olduğu enfeksiyon çeşididir. Gebeliklerin yaklaşık % 30’unda görülen bu rahatsızlık cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri değildir. Zira daha önce cinsel ilişkiye girmemiş kadınlarda da ortaya çıkabiliyor. Nedenine dair çok sayıda araştırma yapılmasına karşın net bir bulgu elde edilemedi. Ancak vajinanın enfeksiyonlara açık hale gelmesi, bu rahatsızlığın ortaya çıkma olasılığını da güçlendiriyor. Vajinanın ne gibi nedenlerle enfeksiyona açık hale geldiğine ise şu örneklerle yanıt verebiliriz:

  • Vajinal duşun yanlış yapılması ya da çok sık yapılması
  • Vajinal deodorantlar gibi kozmetik ürünlerin kullanımı
  • Çok sayıda cinsel partnerin mevcut olması
  • Hijyen koşullarına dikkat etmemek
  • Cinsel yolla enfeksiyonların bulaşması
  • Doğum kontrol yöntemlerinden biri olan rahim içi araç kullanımı
  • Genital bölgede cildin pH değerinde değişiklik olması

Bu gibi unsurlar bakteriyel vajinozisin de ortaya çıkmasına yol açabilir. Nasıl tanı konduğuna ya da nasıl tedavi yapıldığına geçmeden önce belirtileri gözden geçirelim.

Bakteriyel Vajinozis Belirtileri

bakteriyel vajinozis belirtileri

Hastalarda bakteriyel vajinozis geliştiğinde ilk dönemlerde herhangi bir belirti gözlemlenmeyebilir. Belirtiler çoğu zaman hastalığın ilerlemesi ile birlikte kendini belli ediyor. Yaygın şekilde görülen belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Beyazımsı ya da grimsi renkte vajinal akıntı
  • Vajina bölgesinde bozuk balık kokusunu anımsatan kötü koku
  • Vajinal kaşıntı
  • Vajinada batma hissi
  • İdrara çıkarken ağrı olması
  • İltihap

Elbette yukarıda sıralanan belirtilerden biri ya da birkaçı görüldüğünde geç kalmadan kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması gerekiyor. Bu sayede en erken dönemde söz konusu hastalığa dair tanı konabilir ve tedavi aşamasına da geçilebilir.

Tanısı Nasıl Konulur?

Hastaya bakteriyel vajinozis tanısı konması için mutlaka ileri tetkiklerin yapılması gerekmiyor. Sadece pelvik muayene ile de tanı konması kimi zaman mümkün olabiliyor. Aynı zamanda bazı testlerin de yapılması gerekebilir. Örneğin bu rahatsızlık mevcut olduğunda vajinal akıntıda pH değeri 4,5 ve üzerinde seyrediyor. Yapılan whiff testi sonucu da pozitif çıkıyor. Özellikle vajinal akıntının laboratuvar ortamında incelenmesi ile tanının çok daha kolay konduğunu söyleyebiliriz. Hastanın şikayetleri ve yapılan muayene sonuçları da dikkate alınıyor.

Tedavisi Nasıldır?

Bakteriyel vajinozis tedavisi

Tanı konmasının ardından bakteriyel vajinozis tedavisi aşamasına geçilebilir. Tedavi ilaç kullanımı üzerinedir. İlaç ise ağızdan alınan şekilde olabildiği gibi fitil şeklinde de olabilir. Bu noktada bilinmesi gereken unsur hastalığın tekrarlayabiliyor olmasıdır. Tekrarlamasını engellemek için bazı hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken hususlar şöyle:

  • Vajina temizliğinin çok sık yapılması ve parfüm içerikli kozmetik ürünlerin kullanılması sakıncalıdır. Sadece su ve sabunla vajina temizliği yapılabilir
  • Kullanılan tüm temizlik ürünlerinin cildin pH dengesi ile uyumlu olmasına özen gösterilmelidir
  • Antiseptik malzemeler ya da banyo köpüğü gibi malzemelerin çok sık kullanılmasından kaçınılmalıdır
  • İç çamaşırlarının pamuklu kumaşlardan üretilmesine ve çok dar olmamasına da dikkat edilmelidir
  • Cinsel ilişkide mutlaka kondom kullanılmalıdır

Bu hususlara dikkat edilmesi vajina sağlığının korunması adına son derece önemlidir. Aynı zamanda bu rahatsızlığın tekrarlamasını önlemek açısından da söz konusu unsurların dikkate alınmasında fayda olacaktır.

Göz atın –> Vajina Kaşıntısı ve Yanması

Nasıl Bulaşır?

Öncelikle bakteriyel vajinozis rahatsızlığının cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri olmadığını belirtmeliyiz. Ortak havlu kullanımı, havuz ya da tuvalet oturakları gibi alanlardan bulaşan bir rahatsızlık da değildir. Vajina florasının bozulması ve neticesinde de vajinanın bu hastalığa açık hale gelmesi neticesinde ortaya çıkan bir hastalıktır.

İlginizi çekebilir –> Vajinal Kuruluk

Bakteriyel Vajinozis Gebeliğe Engel Mi?

bakteriyel vajinozis gebeliğe engel mi

Elbette bakteriyel vajinozis hastalığının hamileliğe engel olması söz konusu olabilir. Nedeni ise bu rahatsızlığın vajinal ortamı değiştiriyor olmasıdır. Dolayısıyla sperm hareketleri de olumsuz yönde etkilenebiliyor. Döllenmenin meydana gelmesi de önlenebilir. Bu hastalığın düşük ve erken doğum riskini de yükselttiğini belirtebiliriz.

Bakteriyel Vajinozis İlaç Tedavisi

Söz konusu hastalığın tedavisi sadece ilaç kullanımı ile yapılabilir. Çoğunlukla antibiyotik ilaç kullanımı tercih ediliyor. Gebelik döneminde hastalığın ortaya çıkması durumunda da hamileliğe uygun ilaç seçenekleri değerlendirilebilir. Bu durumda tedavinin biraz daha zaman alabileceğini söyleyebiliriz. Gebelik haftası da dikkate alınarak doktorunuz tarafından en uygun ilaç reçete edilecektir. Konuyla ilgili tüm sorularınızı hemen yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Vajinal Mantar Enfeksiyonu

Bebeğin boynuna kordon dolanması

Bebeğin Boynuna Kordon Dolanması Neden Olur?

Bebeğin boynuna kordon dolanması gebeliklerde anne adaylarının en çok korktuğu durumlardan biridir. Gebeliklerin yaklaşık olarak % 30’unda görülen kordon dolanması ciddi sorunlara yol açabildiği gibi bebek kaybına da neden olabiliyor. Hamilelikte genellikle doğuma yakın bir dönemde bu sorunun meydana gelebildiğini söyleyebiliriz. Elbette doğum şekli ile alakalı bir durum değildir. Normal doğumda da sezaryenle doğumda da böyle bir sorun yaşanabilir. Konuya dair merak edilen hususlara açıklık kazandıracağız ancak öncesinde kordonu ve işlevlerini daha yakından inceleyelim.

Kordon Nedir? Neden Önemlidir?

Kordon nedir

Kordon bir ucu plasentaya bir ucu da bebeğin göbeğine bağlı olan, hortuma benzeyen bir yapıdır. Anne karnındaki bebeklerin ihtiyacı olan oksijeni ve besini sağlayan kordonun sağlıklı bir gebelik konusunda belirleyici oluşumlardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Anne karnında bebeklerin sorunsuz bir şekilde gelişimini sürdürebilmesi için kordon hayati bir görev üstlenmiştir. Bu hayati görevde ise 3 teme unsur ön plana çıkıyor. Bu unsurlar aynı zamanda kordonun işlevleridir. Bunlar;

  • Bebeğe oksijen taşıması
  • Bebeğe besin taşıması
  • Plasenta ile bebek arasındaki damarları koruması

Bebeğin Boynuna Kordon Dolanması Tehlikeli Mi?

Bu durumun tehlikesiz olduğunu söylemek imkansızdır. Elbette kordon dolanması bebekler için ciddi tehlikeler doğurabiliyor. Çünkü bu durumda bebeğe giden oksijen kesiliyor ve dolayısıyla bebekler oksijensiz kalıyor. Bebeğin ne oranda oksijensiz kaldığına bağlı olarak hayatını kaybetmesi de söz konusudur. Bu noktada önemli bir detayın altını çizmek gerekiyor. Her kordon dolanmasının bebek kaybı ile sonuçlanması söz konusu değildir. Ancak böyle bir riskin mevcut olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.

Kordon dolanması halinde devreye NST cihazı giriyor. Bu cihaz ile bebeğin kalp atışları ce rahimdeki kasılmalar gibi önemi parametrelerin gözlemlenmesi sağlanıyor. Eğer bebeğin kalp atımlarında düşme meydana gelirse acil olarak doğumun gerçekleştirilmesine ihtiyaç olur. Doğum ise sezaryenle de yapılabilir. Bu sayede bebeğin kordon dolanmasından olumsuz etkilenmesi de önlenmeye çalışılır.

Bebeğin Boynuna Kordon Dolanması Nasıl Anlaşılır?

Bebeğin boynuna kordon dolanması nasıl anlaşılır

Kordon dolanmasının anlaşılmasının yolu ultrason görüntülemesinden geçer. Anne adayları bebeğin boynuna kordon dolanması durumunu kendi kendilerine anlayamazlar. Çünkü bu durumda belirtiler ortaya çıkmaz. Anne adayları özellikle doğum yaklaştığında bebeklerinin hareketlerinin günde kaç kez olduğunu gözlemleyebilir. Bebek hareketlerinin azalması durumunda doktorlarına bilgi vermeleri gerekiyor. Doğum yaklaştığında bebek hareketlerinin günde 10 – 15 defa olması normaldir. Bunun günde 5’e düşmesi durumunda doktoru bilgilendirmek gerekir.

Kordon Dolanması Neden Kaynaklanır?

Kordon dolanmasının nedeninin henüz tam olarak bilinemediğini söyleyebiliriz. Yapılan araştırmalarda sadece 2 faktör üzerinde duruluyor. Bunlardan ilgi bebeğin kordonunun normalden çok daha uzun olmasıdır. Bu durumda kordonun dolanması oldukça sık yaşanan problemler arasında yer alıyor. Bir diğer unsur da rahimde yeterli oranda yer olmamasıdır. Böyle durumlarda da kordon dolanması problemi ile daha sık karşılaşılıyor. Rahimde yer olmaması özellikle çoğul gebeliklerde meydana gelir. Dolayısıyla bebekler hareket ettikçe kordonun da bebeğe dolanması söz konusu olabilir. Bunların dışında neden böyle bir sorunun yaşandığı konusunda net bir bilgi bulunmuyor.

Dikkatinizi çekebilir –> Hamilelikte İlaç Kullanımı

Kordon Dolanması Nasıl Düzelir?

Bu konuda sıklıkla merak edilen hususlardan biri de bebeğin boynuna kordon dolanması durumunun nasıl düzeltildiği oluyor. Ancak bu sorunun düzeltilmesi mümkün değildir. İlaç kullanımı ya da cerrahi müdahale gibi yöntemlerle kordonun düzeltilmesi mümkün olmaz. Sadece bu durumun tespit edilmesi halinde doğum zamanı erkene çekilebilir ve bebeğin de olumsuz etkilenmesi önlenir.

Kordon Dolanması Ne Anlama Gelmektedir?

Kordon dolanması bebeğin boyun bölgesine kordonun dolanması ve dolayısıyla kordonun sıkılmasıdır. Buna bağlı olarak kordondan besin ve oksijen geçişi de sıkıntıya girer. Kimi zaman bebeğin farklı bir yerine de kordon dolanabilir. Bu sorun gebeliğin erken dönemlerinde meydana geldiğinde kendiliğinden düzelmesi de söz konusu olabiliyor. Ancak doğuma yakın bir zamanda ya da doğum başladığında kordonun dolanması halinde bebek için ciddi riskler de ortaya çıkıyor.

Mutlaka göz atın –> Anne Karnında Bebeğin Öldüğü Nasıl Anlaşılır

Kordon Dolanmasını Önlemek Mümkün Mü?

Kordon dolanmasını önlemek mümkün mü

Maalesef bebeğin boynuna kordon dolanması durumunu önlemek mümkün değildir. Hem anne adayı hem de gebelik takibini yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından kordonun dolanmasının önlenmesi olası bir durum değil. Bu konuda yanıtını merak ettiğiniz tüm soruları hemen yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Gebelikte Seyahat Etmek Sakıncalı Mı

amniyon kesesi

Amniyon Kesesi Nedir? Ne Zaman Oluşur?

Amniyon kesesi anne karnındaki bebeklerin içinde bulunduğu ve sıvıyla kaplı olan kese şeklinde tanımlanabilir. Bebeklerin anne karnındayken sağlıklı bir şekilde gelişimlerini sürdürebilmeleri için amniyon kesesinin ve suyunun çok önemli olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Bu kese ve içindeki sıvı bebekler için uygun bir gelişim ortamı sunar. Aynı zamanda bebekleri dış faktörlerden koruma görevini de üstlenir. Fetüs amniyon sıvısını yutabilir mi ya da amniyon kesesinin kendini onarması mümkün mü gibi merak edilen tüm konulara değineceğiz. Öncesinde ise amniyon sıvısıyla plasentayı daha yakından inceleyelim.

Daha Fazlası

Adenomiyoz nedir

Adenomiyoz Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl?

Adenomiyoz kısaca rahmi kaplayan endometriyal dokunun büyümesi olarak adlandırılabilir. Özellikle kadınlarda ilerleyen yaşlarda, 40 – 50 yaş arasında görülen bu sorun söz konusu dokunun rahim kas duvarına doğru büyümesiyle ortaya çıkıyor. Bu nedenle rahim genişlemesi gibi isimlerle de anılabiliyor. Çoğu zaman şiddetli adet dönemi ağrısı ya da adet dönemlerinde kanamanın fazla olması gibi şikayetlere de yol açabildiğini söyleyebiliriz. Hastalığın nedenlerine, risk faktörlerine ya da tedavisine de değineceğiz. Fakat öncesinde belirtileri gözden geçirmekte fayda olacaktır.

Adenomiyoz Belirtileri Nelerdir?

Adenomiyoz belirtileri

Bu rahatsızlık nedeniyle ortaya çıkan belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Adet dönemlerinin ideal süreden daha uzun olması
  • Adet dönemlerinde şiddetli ağrı ve kramp hissi
  • Adet dönemlerinde kanamanın fazla olması
  • Adet dönemlerinde kanamanın pıhtılı şekilde olması
  • İki adet dönemi arasında lekelenme şeklinde ara kanama yaşanması
  • Kalça ve belde ağrılar
  • Cinsel ilişkinin ağrılı olması
  • Alt karın bölgesinde basınç ve şişkinlik
  • Kabızlık
  • Kilo alımı
  • Sık sık idrara çıkma
  • Doğurganlık ile ilgili problemler
  • Aşırı anamaya bağlı kansızlık

Adenomiyozis Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Ameliyat adenomiyoz tanısı konduğunda uygulanan tedavi seçeneklerinden biridir. Ancak son çare olarak ameliyatın tercih edildiğini söyleyebiliriz. Diğer tedavi seçenekleri rahmi korumaya yöneliktir. Şayet bu tedaviler ile başarı elde edilemezse bu durumda cerrahi müdahale tercih edilebilir. Hastanın şikayetlerini ortadan kaldırmaya yönelik olarak tercih edilen ameliyat ise 2 farklı şekilde yapılabiliyor. Histerektomi ameliyatında rahim vücuttan tahliye edilir. Ancak hastanın bir daha hamile kalması mümkün olmaz. Bununla birlikte fokal adenomyozis odağının çıkarılması gibi daha farklı cerrahi müdahale seçenekleri de tercih edilebilir. Hastanın durumu, şikayetleri, aşı, gebelik planlamasının olup olmaması gibi unsurlar dikkate alınarak tedaviye karar verildiğini söyleyebiliriz.

Adenomiyoz Tedavisi Nasıl Yapılır?

Genel olarak rahim genişlemesi durumunda tercih edilen tedavi seçenekleri şöyledir:

  • Hormon içerikli ilaçların kullanımı
  • Uterin arter embolizasyonu
  • Endometrial ablasyon
  • Magnetik rezonansla yönlendirilmiş fokuslanmış usg
  • Transkutanöz elektriksel sinir uyarımı
  • Non steroid antiinflammatuar ağrı kesici ilaçların kullanımı
  • Adenomyozis ameliyatı

Bu tedaviler arasında çoğunlukla tercih edilen prosedür ilaç kullanımı oluyor. Şayet hastanın çok ciddi kanama gibi şikayetleri yoksa ilaç tedavisi ilk seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Başarılı olunmaması durumunda ise diğer tedaviler tercih edilebilir.

Adenomiyoz Ve Kısırlık

adenomiyoz ve kısırlık

Elbette adenomiyoz ve kısırlık arasında bir bağ bulunuyor. Bu bağ, her hastanın mutlaka kısırlık sorunu da yaşayacağı anlamına gelmez. Fakat hastaların büyük bir oranında doğurganlıkla alakalı sorunların da yaşandığı biliniyor. Bunun nedeni ise rahim içi dokuların söz konusu rahatsızlıktan etkileniyor olmasıdır. Bu nedenle embriyonun rahme tutunması noktasında çeşitli sıkıntılar yaşanıyor. Bu da kısırlık sonucunu doğurabiliyor. Döllenme ile ilgili bir problem yaşanmıyor olsa da döllenen yumurta rahme tutunamadığından gebelik oluşması da sıkıntıya düşüyor.

Rahim Genişlemesinin Sebepleri Nelerdir?

Hastalar adenomiyoz nedenlerini de merak ediyor fakat nedeninin henüz bilinemediğini açıkça ifade edebiliriz. Nedenlere sair sadece bazı teorilerden söz edilebilir. Bu teoriler arasında en çok üzerinde durulanlar ise şöyledir:

  • Rahimde mevcut olan endometriyal dokunun rahmi işgal etmesi
  • Bu dokunun doğumdan itibaren ilgili bölgede mevcut olması
  • Doğumdan sonra oluşan inflamasyonların endometriyum ve rahim duvar arasındaki doku ilişkisine zarar vermesi
  • Kök hücrelerin rahim dokusuna girmeleri ve burada endometriyal doku oluşturmaları

Bununla birlikte yapılan araştırmalarda bazı risk faktörlerinin de tespit edildiğini söyleyebiliriz. Bu risk faktörleri ise şöyledir:

  • Meme kanseri nedeniyle tamoxifen kullanımı
  • Hastanın 40’lı yahut 50’li yaşlarda olması
  • Birden fazla gebelik yaşamak
  • Rahim dokularını da etkileyen ameliyatlar
  • Kürtaj

Dikkatinizi çekebilir –> Rahim Sarkması

Adenomiyoz Teşhisi Nasıl Konulur?

Çoğunlukla hastalar çok şiddetli adet dönemi ağrısı, adet dönemlerinin uzun sürmesi ya da kanamanın fazla olması şikayetleriyle kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvuruyor. Bu hastalığın tanısının konabilmesi için pelvik muayene gerekir. Muayenede büyümüş ve daha gergin bir rahim gözlemlenir. Aynı zamanda rahmin ultrason ile görüntülenmesi, MR ile görüntülenmesi de gerekir. Hastanın şikayetleri de dikkate alınarak tanı konabilir. Çoğu zaman daha ileri ve zorlu tetkikler yapılması gerekmez. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Regl Nedir

kolposkopi

Kolposkopi Nedir? Neden Yapılır? Ne Kadar Sürer?

Kolposkopi işlemi alt genital bölgenin incelenmesine ihtiyaç duyulduğunda gerçekleştirilen bir işlemdir. Aslında …

tüp bebek tedavisinden sonra gebelik

Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Doğal Yolla Gebelik

Tüp bebek tedavisi, doğal yollarla gebelik elde edemeyen çiftler için son derece önemli bir yardımcı üreme tekniğidir. …

naboth kisti

Naboth Kisti Nedir? Neden Oluşur? Tedavisi Mümkün Mü?

Naboth kisti rahim ağzı kisti olarak da adlandırılıyor. Rahim ağzı kanalında bulunan salgı bezlerinin enfeksiyonundan …