Gebelik

plasenta previa

Plasenta Previa Nedir? Neden Oluşur? Tedavisi Nasıldır?

Plasenta previa gebeliklerde plasentanın rahim ağzını kısmen ya da tamamen kapatacak şekilde konumlanmasıdır. Plasenta hamileliklerde bebeğin sağlıklı bir gelişim sürdürmesi adına önemlidir. Bebeğe oksijen ve besin taşıyan plasentanın rahmin kenarında ya da üst kısmında yer alması beklenir. Şayet olması gereken yerde değilse doğumla ilgili çeşitli sıkıntılar yaşanabilir. Bu durumda ne gibi risklerin ortaya çıktığından söz etmeden önce nedenlerini ele alalım.

Plasenta Previa’nın Nedenleri Nelerdir?

Hamileliklerde neden plasenta previa durumunun meydana geldiği net bir biçimde bilinmiyor. Bu konuda sadece bazı risk faktörlerinden söz edebiliriz. Bu risk faktörlerini de şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Daha önceki doğumun sezaryenle gerçekleşmiş olması
  • Gebelikten önce rahmi etkileyen bir ameliyat geçirmek
  • Çoklu gebelikler
  • Önceki gebeliklerde de plasenta previanın mevcudiyeti
  • Kadının yaşının 35 üzerinde olması
  • Tütün ürünleri kullanımı

Bu risk faktörlerinin mevcut olmadığı durumlarda da söz konusu durumun ortaya çıkabildiğini söyleyebiliriz.

Plasenta Previa’nın Riskleri Nelerdir?

plasenta previa riskleri nedir

Maalesef plasenta previa nedeniyle çeşitli riskler ortaya çıkar. Bunlar arasında en fazla üzerinde durulması gereken kanama riskidir. Kanama nedeniyle erken doğum olasılığı da güçlenir. Şayet kanama başlarsa derhal sezaryenle doğumun gerçekleştirilmesi gerekir. Bir diğer risk de plasentanın rahim duvarına yapışmasıdır ve bu tablo ortaya çıkarsa her kadında olmasa da bazı hastalarda doğumun ardından rahmin alınması da gerekebilir. Kanama nedeniyle kansızlık ortaya çıkabilir. Ayrıca plasentanın yeri nedeniyle bebeğin anne karnındaki pozisyonu da etkilenebilir.

Plasenta Previa Olduğunu Nasıl Anlarım?

Gebeliklerde plasenta previa herhangi bir belirti göstermez ve anne adayında da şikayetlere yol açmaz. Bu nedenle anne adaylarının durumu kendi kendilerini anlaması da olanaksızdır. Gebelik takibini yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından tespit edilebilen bir durumdur. İlk trimester döneminde ultrason muayenesi ile kolaylıkla tespit edilebildiğini söyleyebiliriz. Sadece bazı anne adaylarında tanı için transvajinal ultrason yapılması gerekebiliyor.

Plasenta Previa Belirtileri Nelerdir?

Az önce de söz ettiğimiz gibi plasenta previa ağrı, sızı gibi çeşitli belirtiler gösteren bir durum değildir. Anne adayında herhangi bir şikayete yol açmaz. Belirti olarak söz edebileceğimiz tek unsur kanamadır. Kanama durumunda da anne adaylarının mutlaka doktoruna bilgi vermesi gerekir. Elbette bu sorunun mevcut olduğu her gebelikte mutlaka kanama olacağı düşünülmemelidir.

Plasenta Previa Ağrı Yapar Mı?

Çoğunlukla bu durum ağrıya neden olmaz. Sadece ender durumlarda bazı anne adayları karnının alt kısmında ara ara hafif ağrı olduğundan söz eder. Yine az sayıda anne adayının şikayetlerinden biri de cinsel ilişki sonrasında ağrı olmasıdır. Ancak genel olarak bakıldığında çok sayıda kişide ağrı şikayetinin olmadığını söyleyebiliriz.

Plasenta Previa Ameliyatı Var Mı?

Gebelikte plasenta previa sorununu gidermeye yönelik bir cerrahi müdahalenin olmadığını söyleyebiliriz. Plasentanın uygulanan bir ameliyat ile olması gereken yere taşınması mümkün olmaz. Dolayısıyla böyle bir ameliyatın olduğundan söz edemeyiz. Bu nedenle vajinal doğum yerine sezaryenle doğumun tercih edilmesi gerekiyor. Bazı anne adaylarında plasenta rahmin sadece küçük bir kısmını kapatıyor. Doktorunuz tarafından bu durum değerlendirmeye alınır ve vajinal doğum yapıp yapamayacağınız konusunda bilgi aktarılır.

İlginizi çekebilir –> Gebelikte Troid Problemi

Plasenta Previa Kanama Yapar Mı?

plasenta previa kanama yapar mı

Kanamaya yol açabilen bir sorun olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kanama kimi zaman sadece hafif lekelenme şeklinde de olabiliyor. Erken dönemde kanama olması durumunda kanamayı durdurmaya yönelik bazı tedavilerin gerçekleştirilmesi de gerekebilir. Anne adaylarına doğuma kadar cinsel ilişki yasağı konabilir. Bununla birlikte olabildiğince dinlenmeye daha fazla zaman ayrılması da gerekebilir. Bu konuda mutlaka doktorun öneri ve uyarılarının anne adayı tarafından dikkate alınması gerekiyor.

Göz atın –> Gebelikte Toksoplazma

Plasenta Previa Marginalis Ne Demek?

Öncelikle plasenta previa durumunun 3 farklı grupta ele alındığını söyleyebiliriz. Bu grupları ise şu şekilde açıklayalım:

  • Komplet Previa

Plasentanın rahim ağzının tamamı kapatacak şekilde konumlanmış olması komplet previa olarak adlandırılıyor. Bu durumda doğumun kesinlikle normal olarak değil sezaryen ile gerçekleştirilmesi lazım…

  • Parsiyel Previa

Parsiyel previa ise plasentanın rahmin sadece bir bölümünü kapatmış olması durumudur.

  • Marjinal Previa

Marginalis previa ise plasentanın rahmin bir bölümüne kadar uzanmış bir biçimde konumlanmış olmasıdır. Rahim ağzı bebeğin eşi tarafından tamamen kapatılmış olmaz. Plasentanın rahimdeki yerleşimine dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Amniyon Kesesi

 

down sendromu nedir

Down Sendromu Nedir? Belirtileri ve Çeşitleri

Down sendromu dünyada 6 milyon kişinin yaşadığı sorunlardan biridir. Türkiye’de ise bilinen 70 bin kişi bu probleme sahip. Bu sendrom ‘Trizomi 21’ ya da ‘mongolizm’ gibi isimlerle de anılıyor. Sendroma yol açan unsur ise kromozom sayısının 1 fazla olması şeklinde açıklanabilir. Gebelikte anne ya da babadan bebeğe 1 fazla kromozom gelmesi ile gelişen bu genetik bozukluğa dair merak edilen tüm hususlara açıklık getireceğiz. Öncelikle nasıl tanı konduğuna değinelim.

Down Sendromu Nasıl Teşhis Edilir?

Bebeklere Down sendromu tanısı konabilmesi için doğumun gerçekleşmesini beklemek gerekmiyor. Bebek henüz anne karnındayken de çeşitli testler ile tanı konabiliyor. Bilindiği gibi hamilelikte uygulanan rutin testler tarama testleri ve tanı testleri şeklinde gruplandırılır. Anne adayının bu testleri aksatmadan, zamanında yaptırması durumunda teşhis de konulabiliyor. Ancak yine de söz konusu testlerin % 100 doğru ve kesin sonuç verdiğini söyleyemeyiz. Çoğu zaman testlere bağlı olarak varılan tahmini sonuçlar doğru çıkıyor.

Down Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Bebeklerin özellikle yüz bölgesinde bazı Down sendromu karakteristik özelliklerin olduğunu söyleyebiliriz. Yüz hattının daha yuvarlak olması, vücuda göre yüzün daha küçük olması, gözlerde yukarıya doğru bir çekiklik olması bu karakteristik özelliklerdir. Yüzdeki burun bölgesi ise daha küçüktür ve burun kökü bölgesi de daha basık bir görünümdedir. Ense kalın bir yapıya sahip olmakla birlikte ensede bir deri bolluğunun olduğunu da söyleyebiliriz. Kulaklar da tıpkı burun gibi daha küçük bir yapıya sahiptir. Bir diğer belirti de simian çizgisi olarak adlandırılan bir görünümdür ve avuç içerisinde yer alır. Söz konusu sendroma bağlı olarak eller daha küçük ve parmaklar da daha esnek olur. El ve ayaklarda sandal açıklığı bulunur.

Tanı Yöntemleri Nelerdir?

down sendromu tanı yöntemleri

Bebeklerde Down sendromu tanısı konması için hamileliğin 9. haftası ile 14. haftası arasında koryonik villüs biyopsisi ve bununla birlikte 14. haftası ile 22. haftası arasında amniyosentez yapılması gerekiyor. Anne karnından iğne ile girilmesi, göbek bağından kan numunesi alınması gibi testler de uygulanabilir. Şayet bu test ile kromozom fazlalığı belirlenirse diğer test neticeleri de doğrulanmış oluyor ve tanı konabiliyor. Ayrıca anne karnından kromozom analizi yapılabiliyor ve cenine ait DNA tespiti gerçekleştirilebiliyor.

Down Sendromu Çeşitleri Var mıdır?

Bir genetik bozukluk olan Down sendromu 3 farklı türde olabilir.

  • Trizomi 21
  • Mozaik Down sendromu
  • Translokasyon

Yukarıda sıraladığımız bu 3 türün yanı sıra 21. kromozomun kendini kopyalamasıyla meydana gelen bir anomalinin de söz konusu olabileceğini söyleyebiliriz.

47 Kromozom Neden Oluşur?

İnsanlarda bulunan kromozom sayısı 46’dır ve yarısı anneden, yarısı da babadan gelir. Anneden yahut babadan 1 fazla kromozom gelmesi ise bu genetik bozukluğa yol açar. 47 kromozom ise hücre bölünmesi ile alakalıdır. Hücrelerdeki bölünme bozukluğu, bu sendromun % 88 oranında nedenidir diyebiliriz. Bununla birlikte mozayikizm ve translokasyondan da söz etmek gerekir. Çünkü söz konusu tablo mevcudiyetinde de 47 kromozom oluşabiliyor.

Down Sendromu Önlenebilir Mi?

down sendromu önlenebilir mi

Maalesef Down sendromu önlenebilen bir genetik bozukluk değildir. Bu noktada anne adaylarının bebeği doğurmama imkanlarının olduğunu belirtmek gerekiyor. Tanı konmasının ardından şayet anne ve baba adayı onaylarsa, bebeğin kürtajla alınması mümkün olabiliyor ve bu durum tamamen yasaldır.

İlginizi çekebilir –> Hamilelikte Sigara Kullanmak

Down Sendromlu Çocuğun Bakımı

Tahmin edilebileceği gibi bu bebeklerin özel bir bakıma gereksinimi olur. Doğumdan sonra bebeklerde kalp, kulak, göz ve tiroid kontrolleri yapılmalıdır. Mevcut sağlık sorunlarına kısa zamanda tanı konması gerekir. Aileler çocuklarının özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim almasını sağlamalıdır.

Göz atın –> Gebelikte Protein Eksikliği

Down Sendromu Risk Grubu

Elbette Down sendromu probleminin nasıl geliştiği biliniyor. Ancak nedenlerinin tam olarak bilindiğinden söz edemeyiz. Şimdiye dek yapılan çok sayıda çalışma oldu ve bu çalışmalar neticesinde bir risk grubu da belirlendi. Bu risk grubu şu şekildedir:

  • 35 yaş üstünde olan kadınların hamile kalması
  • Anne ya da baba adayının Down sendromlu kardeşinin olması
  • Daha önceki gebelikte bebeğe söz konusu sendrom tanısı konması

Bu hususlar dışında olan yani risk grubunda olmayan anne ve baba adaylarının bebeklerinde de sendromun gelişebileceğini söyleyebiliriz. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Dörtlü Tarama Testi

hamilelikte mide bulantısı

Hamilelikte Mide Bulantısı Ne Zaman Başlar?

Hamilelikte mide bulantısı genellikle gebeliğin ilk dönemlerinde ortaya çıkıyor. Özellikle kokulara karşı hassasiyetin gebelikle birlikte artıyor olması, mide bulantısı ve kimi zaman kusma şikayetinin de ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. Ancak mide bulantısının hamilelik boyunca devam eden bir şikayet olmadığını da belirtmek gerekir. Bir süre sonrasında bulantı sorunu kendiliğinden ortadan kalkar. Bu konuda merak edilen tüm detayları ele alacağız. Öncesinde anne adaylarının en sık sorduğu sorulardan birinin yanıtını aktaralım.

Hamilelikte Mide Bulantısına Ne İyi Gelir?

Anne adaylarının yaşadığı hamilelikte mide bulantısı kimi zaman günlük hayatı da olumsuz etkileyebiliyor. Mide bulantısına ne iyi gelir sorusunun yanıtlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kısa yürüyüşler yapmak bulantıyı azaltabilir çünkü uzanma ve oturma pozisyonları mideye baskı yaparak bulantının artmasına sebebiyet verebiliyor
  • Su içmek mide bulantısının artmasını değil azalmasını sağlar
  • Bulantıyı bastıracağı düşüncesiyle aşırı çay ve kahve tüketimi doğru değildir
  • Bu dönemde az yağlı hatta yağsız yiyeceklerin tüketilmesine özen gösterilmelidir
  • Az miktarda tuzlu atıştırmalıklar tüketilebilir
  • Baharat mide bulantısını tetikler ve bu nedenle yemeklerin baharatsız hazırlanması önerilir
  • Eğer kusma şikayeti de olursa ağzın bol su ile çalkalanması gerekir

Hamilelikte Mide Bulantısı Ne Zaman Geçer?

hamilelikte mide bulantısı ne zaman geçer

Anne adayları hamilelikte mide bulantısı nedeniyle zorlandıklarından bu şikayetin bir an önce geçmesini istiyor. Her anne adayında bulantının başladığı ve bittiği dönem aynı olmaz. Genellikle gebeliğin ilk 3 ayı tamamlandığında artık mide bulantısı gibi şikayetler de ortadan kalkar. Çoğunlukla bu dönem gebeliğin 12 haftası boyunca devam etse de bazı anne adaylarında daha kısa süre ya da daha uzun süre de devam edebilir. Aşırı oranda kafein alan, baharat tüketen ya da yağlı yemekler yiyen anne adaylarında mide bulantısının daha uzun sürdüğünü ifade edebiliriz.

Hamileliğin İlk Aylarında Neden Mide Bulanır?

Gebelikte vücudun pek çok sisteminde büyük değişimler meydana geliyor. Bu değişimlere vücudun adapte olması ise zaman istiyor. Aslında mide bulantısı ve gebelikte yaşanan diğer problemler vücudun adapte olma çabası olarak da yorumlanabilir. Özellikle hormon dengesinde meydana gelen ani değişimler hamilelikte mide bulantısı ve kusmanın en belirgin sebebidir.

Gebelikte Mide Bulantısı Olmaması Normal Mi?

Bu konuda sıklıkla gündeme gelen sorulardan biri de hamilelikte mide bulantısı olmaması normal mi şeklindedir. Bu sorunun yanıtının merak edilmesinin nedeni ise çoğu zaman endişedir. Mide bulantısı yaşanmadığında gebelikle ilgili bir problem olduğu düşünülüyor. Hamilelikte tüm anne adaylarının aynı şikayetlerde bulunması beklenmez. Gebelik boyunca mide bulantısı ve kusma şikayeti hiç olmayabilir ve bu durum da gayet normaldir. Mide bulantısının olup olmadığı ile bebeğin sağlığı arasında hiçbir ilişki bulunmuyor. Bu konuda anne adaylarının endişe yaşamasına asla gerek yoktur.

Gebelikte Mide Bulantısı Nedenleri

gebelikte mide bulantısı nedenleri

Genel olarak hamilelikte mide bulantısı neden yaşanıyor, sebepler neler gibi soruların yanıtlarını hemen aktaralım.

  • Hormon

Hamilelikle birlikte vücudun hormon seviyelerinde de değişimler meydana gelir. Progesteron hormonu normal seviyenin üzerine çıkar ve vücudun da buna uyum sağlaması gerekir. Bu da mide bulantısına neden olabilir.

  • Hassasiyet

Mide bulantısı şikayetinin ne kadar yoğun yaşandığı, kadınların gebelik öncesinde bu sorunu yaşayıp yaşamadıklarıyla da ilgilidir. Hamile olmadığında pek mide bulantısı yaşamayan kadınlar gebelikte bunu az oranda yaşıyor ya da hiç yaşamıyor. Dolayısıyla bulantı noktasındaki hassasiyet de hamilelikte yaşanan bu şikayet üzerinde etkilidir.

  • Stres

Stres, kaygı ve endişe gibi olumsuz tuh halleri mide bulantısını tetikleyen faktörlerdir. Anne adaylarının kendini iyi ve huzurlu hissetmesi, bu şikayetlerin de azalmasını sağlar. Olumsuz duygular ya da bebeğin sağlığına dair endişeler ise anne adaylarının olumsuz etkilenmesine sebebiyet verebilir.

  • Çoğul Gebelik

Yapılan araştırmalar çoğul gebeliklerde anne adaylarının mide bulantısını daha yoğun ve daha sık yaşadıklarını ortaya koyuyor. Burada önemli olan husus çoğul gebeliğin tek başına mide bulantısı nedeni olmadığıdır. Sadece ikiz ya da üçüz bebek sahibi olacak anne adayları mide bulantısından daha fazla şikayet ederler çünkü bu sorunu daha yoğun yaşarlar.

Göz atın –> Gebelikte Protein Eksikliği

Hamilelikte Mide Bulantısı Cinsiyeti Belirler Mi?

Bebeğin cinsiyeti ile hamilelikte mide bulantısı arasında en ufak bir ilişkinin, bağlantının olmadığını açıkça ifade edebiliriz. Konuya dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Gebelikte Süt İçmek

iki hamilelik arasındaki süre ne kadar olmalı

İki Hamilelik Arasındaki Süre Ne Kadar Olmalıdır?

İki hamilelik arası ne kadar olmalı konusu gebelik planlayan tüm çiftler için önemlidir. Hamilelik dönemlerini iyi belirlemek, sadece anne adayının değil bebeğin sağlığı açısından da önem taşıyor. Gebelikler arasındaki zamanın ideal süreden daha kısa olması durumunda ne gibi risklerin doğduğundan söz edeceğiz. Ancak öncesinde aile planlaması konusuna farklı bir açıdan yaklaşmak gerekiyor.

Aile Planlaması Neden Önemlidir?

Toplumda aile planlaması dendiğinde akla sadece doğum kontrol yöntemleri geliyor. Oysa aile planlaması iki hamilelik arası ne kadar olmalı gibi son derece önemli konuları da kapsar. Çiftlerin sadece biyolojik açıdan değil, ekonomik açıdan ve psikolojik bakımdan da yeni bir gebeliğe, yeni bir bebeğe kendilerini hazır hissetmeleri önemlidir. Sonrasında gebelik planlaması yapılması durumunda olası pek çok problemi henüz ortaya çıkmadan önlemek mümkün olabiliyor. Özellikle kadınların ikinci ya da üçüncü gebelik için kendilerini her açıdan hazır hissetmeleri ve sonrasında bebek sahibi olmaları çok büyük bir önem taşıyor.

İki Hamilelik Arasındaki Sürenin Çok Yakın Olmasının Riskleri Nelerdir?

Yapılan araştırmalar, iki hamilelik arası ne kadar olmalı sorusunun yanıtının ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor. Şayet gebelikler arası süre 6 aydan daha kısa olursa oldukça önem taşıyan riskler yükseliyor. Bu risk faktörlerine bazı örnekler verelim.

  • Erken doğum
  • Düşük doğum ağırlığı
  • Bebekte bilişsel bozukluklar
  • Şizofreni
  • Annede anemi (kansızlık)
  • Plasentanın doğum öncesinde rahim iç duvarından kısmen ya da tamamen ayrılması

Elbette bu risk faktörleri ortaya çıkabilecek sorunlardan sadece birkaçıdır. Bebekte otizm olması riskinden de söz etmek gerekir. Gebelikler arası süre 12 ay ve daha kısa olduğunda da bebekte otizm olması riski yükseliyor. Annenin vücudu doğum sonrasında henüz toparlanmadan hamile kalınması durumunda besin depoları da tükenmiş oluyor. Bu durum bebeğin anne karnındaki gelişimini de sekteye uğratıyor ve ciddi sorunlar doğurabiliyor.  Ayrıca genital yol inflamasyonu gibi problemler de ortaya çıkabiliyor.

Doğumdan Sonra Hemen Hamile Kalmak Neden Erken Doğum İhtimalini Artırır?

erken doğum ihtimali

Doğum sonrası kısa zamanda yeniden gebelik oluşmasının erken doğum riskini neden artırdığı bilinemiyor. Ancak bazı ihtimaller üzerinde durulduğunu söyleyebiliriz. Bu ihtimallere de şu örnekleri verebiliriz:

  • Folik Asit ve Besinlerin Depolanması Süreci

Sağlıklı bir gebelikten söz edilebilmesi için anne adayının vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanması önemlidir. Ancak doğum sonrasında zaten annenin besin depoları tükenmiş oluyor ve özellikle de folik asit takviyesine yeniden başlamadan gebelik meydana geliyor. Bu durum erken doğum, düşük, nöral tüp defekti ve düşük doğum ağırlığı risklerini çok ciddi oranlarda yükseltiyor.

  • Enfeksiyon Sonucu İyileşme Süreci

Kimi zaman gebeliklerde enfeksiyon sorunu yaşanabiliyor. Gebelikte yaşanan enfeksiyonların tamamen iyileşme süresi kimi zaman uzundur. Bu iyileşme meydana gelmeden gebelik oluşması durumunda da erken membran rüptürü dolayısıyla da erke doğum yaşanabiliyor.

  • Vajinadaki Mikrobiyomların Yenilenmesi Süreci

Doğum sonrasında vajinal mikrobiyomun yenilenmesi beklemek gerekiyor. Eğer beklenmezse erken doğum riski de bir hayli yükselir. Bu yenilenme süresinin ne kadar olduğu ise kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Ancak genel olarak bir fikir vermesi bakımından söz konusu sürenin en az 1 yıl olduğunu belirtebiliriz.

İki Hamilelik Arasındaki Sürenin Çok Uzun Olmasının Riskleri Var Mıdır?

Bu arada iki hamilelik arası ne kadar olmalı konusunda bu sürenin uzun olmasına da değinmek gerekiyor. Zira gebelikler arası sürenin 5 yıldan daha fazla olması durumunda da çeşitli riskler ortaya çıkabiliyor. Hamilelikler arasında geçen sürenin uzun olması durumunda neden bazı risklerin yükseldiği ise henüz tam olarak bilinemiyor. Ancak araştırmalar kapsamında belirlenen risklerin son derece önemli olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

İlginizi çekebilir –> Yüksek Riskli Gebelik

İki Hamilelik Arası Ne Kadar Olmalıdır?

35 yaş altında olan kadınlar için iki hamilelik arası ne kadar olmalı sorusunun yanıtı 2 yıl ile 5 yıl arası şeklindedir. Fakat kadınlarda yaşın ilerlemesiyle beraber doğurganlıkla alakalı sorunlar da yaşanabiliyor. Bu nedenle 35 yaşında ya da daha büyük olan kadınlarda gebelikler arası sürenin 1 yıl olması tavsiye ediliyor. Bu süre zarfında gebelik oluşmasa tüp bebek tedavisi gibi yardımcı üreme yöntemlerinden faydalanılabilir. Ancak gebelik öncesinde mutlaka ideal sürede folik asit desteğine başlanması gerektiğini de unutmayın. Konuyla alakalı olan tüm sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Doğurganlık Dönemi Nedir

prenatal vitamin

Prenatal Vitaminler Nelerdir, Ne İşe Yarar?

Prenatal vitamin kullanımına hamilelik süresi boyunca dikkat etmek gerekiyor. Gebelikte hem anne adayının sağlığı hem de bebeklerin gelişiminin sorunsuz bir şekilde devam etmesi için vitamin ve mineral takviyelerine gereksinim doğabiliyor. Doğum öncesinde alınan vitamin takviyeleri preeklampsi riskini belirgin bir düzeyde azaltıyor. Hamilelikte kullanılması gereken vitaminlerin neler olduğuna ya da prenatal vitaminlerin yan etkilerinin olup olmadığına da değineceğiz. Ancak öncesinde bu doğum öncesi vitaminlerin yani prenatal vitaminlerin ne işe yaradığını ele alalım.

Prenatal Vitamin Ne İşe Yarar?

Gebelikte kullanılması önerilen prenatal vitamin anne adayının ve bebeğin ihtiyaç duyduğu vitaminleri karşılıyor. Gebelik planlayan kadınların hamilelik planlamasından 1 yıl öncesinde folik asit desteği almaya başlaması gerekiyor. B vitamini çeşitlerinden biri olan folik asitin güne 400 mcg dolaylarında alınması bebeklerin sağlıklı bir şekilde gelişimini sürdürmesi bakımından önemlidir. Prenatal vitaminlerde de folik asit bulunuyor.

Elbette doğum öncesi vitaminler, standart olarak hazırlanan multivitamin çeşitlerinden daha farklıdır. Bu vitaminlerde daha fazla demir bulunur ve aynı zamanda folik asit de içerir. Prenatal vitaminlerde bulunan demir, bebeklerin anne karnındaki gelişimini destekler. Aynı zamanda kansızlık sorunu yaşanması riskini de ciddi düzeyde azaltır. Folik asit de bebeğin beyninin yanı sıra omurgasının sağlığı açısından da son derece mühimdir. Zira nöral tüp defekti oluşması olasılığını düşürür.

Hamilelikte Hangi Vitaminler Kullanılmalı?

hamilelikte hangi vitaminler kullanılmalı

Elbette gebelik döneminde tüm vitamin ve minerallere vücudun ihtiyacı oluyor. Ancak bazılarına olan ihtiyaç daha önemlidir ve daha fazladır. İşte bu noktada devreye prenatal vitamin giriyor. Bu önemli ihtiyaçlar, doğum öncesi vitamin kullanımı ile karşılanabiliyor. Gebelikte kullanılması gereken vitaminlere şu örnekleri verebiliriz:

Folik Asit

Yeşil yapraklı sebzelerde, kuruyemiş çeşitlerinde, fasulyede ve turunçgillerde de az miktarda bulunan folik asit bebeklerin gelişim evresinde beyin ve omurga sağlığını korumak adına önemlidir. Bu nedenle gebelik öncesinde folik asit desteği almaya başlamak gerekir.

Demir

Bebeklerin gelişimi için oksijen ve kan ulaşması gerekiyor. Burada en önemli rolü de demir üstleniyor. Ayrıca demir, plasenta oluşumunda da önemli bir mineraldir. Hamilelikte kan hacmi artar ve bu noktada da demir kırmızı kan hücresi oluşumuna katkıda bulunur.

Kalsiyum

Kemik ve diş oluşumunda da önemli olan mineral kalsiyumdur. Anne adayının gebelikte kemik sağlığının korunması için de kalsiyum alımına önem verilmelidir.

İyot

İyot ise bebeklerin beyin ve tiroit gelişimine katkıda bulunur. Gebelikte her gün 150 mcg iyot alınmalıdır.

B6 Vitamini

Anne adaylarının her gün düzenli olarak 2 mg dolaylarında B6 vitamini alması gerekir.

Bilginiz olsun –> hamilelikte süt içmek

Prenatal Vitaminler Nasıl Kullanılır?

prenatal vitaminler nasıl kullanılır

Farklı markalar tarafından hazırlanan prenatal vitamin çeşitleri içecek şeklinde olabiliyor. Aynı zamanda çiğneme tableti ya da kapsül formunda hazırlananlar da mevcut. Bu konuda doktorunuza danışmanızı öneririz. Seçtiğiniz vitaminlerin bol su ile alınması da önemlidir. Aksi halde kabızlık problemi yaşanabilir. Şayet kullanımı sırasında mide ile alakalı sorunlar yaşarsanız doktorunuza danışarak daha farklı bir markanın prenatal vitaminlerini kullanabilirsiniz.

En İyi Prenatal Vitamin

Herhangi bir markanın vitamin ürününü ‘en iyi’ olarak değerlendirmek doğru olmaz. Elbette piyasada gayet kaliteli olan vitamin takviye çeşitleri mevcut… Önemli olan anne adayının kendi ihtiyaçlarına en uygun olan prenatal vitaminlere yönelmesidir. Bu noktada da doktorunuza danışabilirsiniz. Böylelikle kendinize uygun olan bir vitamin takviyesini kullanabilirsiniz.

Prenatal Vitaminlerin Yan Etkileri

Çoğu zaman prenatal vitamin çeşitleri anne adaylarında herhangi bir rahatsızlığa neden olmuyor. Sadece ender durumlarda mide bulantısı ve kusma şikayeti olabilir. Gün içerisinde vitamini alırken beraberinde bol miktarda su da içmek gerekir. Suyun az içilmesi durumunda ise kabızlık şikayeti olabiliyor. Yine ender olmak kaydıyla mide ağrısı, ishal, koyu renkli dışkı ve iştahta azalma şikayetleri olabilir. Bu durumda doktorunuza bilgi vermelisiniz.

Hamilelikte Alınması Gereken Besinler

Gebelik döneminde omega – 3 yağ asitleri ve kolin de alınmalıdır. Omega – 3 yağ asitleri DHA ve EPA olarak biliniyor. Erken doğum ve bebeğin düşük doğum ağırlığına sahip olması riskini azaltır. Kolin ise anne karnındaki bebeklerin beyin gelişiminin sağlıklı olması bakımından önem taşır. Bu konuda tüm sorularınızı hemen yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Merak edenler için –> Yüksek riskli gebelik

Hamilelikte süt içmek faydalı mı

Hamilelikte Süt İçmek Faydalı Mı? Gerekir Mi?

Hamilelikte süt içmek konusunda anne adaylarının doğru bilgilere sahip olması büyük önem taşıyor. Gebelik döneminde süt içmek anne karnındaki bebeklere çok önemli faydalar sağlar. Sütte bulunan vitamin ve mineraller bebeklerin gelişiminin sağlıklı bir biçimde devam edebilmesi bakımından önemlidir. Bu konuda merak edilen hususları açıklayacağız. Sütün bebeklerin kilo almasına olan etkisini de ele alacağız. Öncesinde süt içmenin hamilelikte sağladığı faydaları daha yakından inceleyelim.

Hamilelikte Süt İçmek Gerekir mi?

Gebelik döneminde anne adaylarının kalsiyum ve proteine olan ihtiyaçları artıyor. Zira hamilelikte süt içmek işte bu noktada önemini daha net bir şekilde belli ediyor. Anne adaylarının günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mg dolaylarındadır. Süt ve süt ürünleri ise tam bir kalsiyum deposu olduğundan anne adaylarının günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanmasına çok büyük bir katkıda bulunuyor. Gebelikte günlük protein ihtiyacı ise 75 mg dolaylarındadır ve sütte bulunan protein miktarı da oldukça yüksektir. Bu nedenle günlük düzenli süt tüketimi sayesinde protein ihtiyacının çok büyük bir bölümünün karşılanması da mümkün hale geliyor.

Bu arada gebelikte süt içmenin faydalarından biri de D vitamini desteğidir. D vitamini ile güçlendirilen süt çeşitleri ile annelerin günlük D vitamini ihtiyacının karşılanmasına da katkı sağlamak mümkün olabiliyor. Aynı zamanda günlük sıvı ihtiyacının giderilmesinde de süt tüketiminin önemli olduğunu belirtelim. Özellikle mide yanması gibi sorunlar yaşayanlar süte karıştırılan az miktarda bal ile bu problemden kurtulabilir. Sonuç olarak süt tüketimi pek çok açıdan anne adaylarına ve bebeklere fayda sağlar.

Hamilelikte Süt İçmek Bebeğe Kilo Aldırır mı?

Hamilelikte süt içmek bebeğe kilo aldırır mı

Bebeklerin anne karnında gelişimlerinin sorunsuz bir şekilde devam etmesi açısından hamilelikte süt içmek elbette mühimdir. Ancak sadece süt tüketimi ile bebeklerin kilo almasını sağlamak mümkün olmaz. Çünkü sütte olmayan vitamin ve minerallerin de alınması gerekiyor. Bunun sağlamak adına da anne adaylarının hem dengeli hem de sağlıklı bir beslenme programına sahip olması gerekiyor. Meyve ve sebze tüketimi, tam tahıl tüketimi ya da bakliyat tüketimi asla ihmal edilmemelidir. Bununla birlikte anne adaylarının günlük su tüketimine de önem vermesi gerekir. Çünkü bebekler sıvı ihtiyacını anneden karşılar. Anne adaylarının susuz kalması, bebeklerin de susuz kaldığı anlamına geliyor.

Hamilelikte Süt İçmek Gaz Yapar mı?

Süt ve süt ürünlerinin gaz yapması mümkündür. Gaz genellikle hava yutulması neticesinde oluşuyor. Aynı zamanda bazı gıdaların kalın bağırsak tarafından parçalanması da gaz problemine neden olabilir. Süt tüketimi laktoz intoleransı olan anne adaylarında daha fazla gaz sorunu oluşturabiliyor. Ciddi düzeyde gaz sorunu yaşayanlar süt yerine yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerine yönelebilir. Alternatif olarak doktora da danışmak kaydıyla dışarıdan kalsiyum takviyesi alınabilir.

Laktoz İntoleransı Nedir?

Anne adaylarında laktoz intoleransı sorunu oraya çıkabiliyor. Bu sorunun nedeni ise laktoz enziminin düşük olmasıdır. Laktoz enzimi sütte mevcut olan laktoz şekerinin sindirilmesini sağlar. Bu enzimin gerektiğinden daha düşük olması ise sindirimle alakalı bazı problemler yaşanmasına sebebiyet verir. Anne adaylarında laktoz intoleransı bulunduğunda karın ağrısı, gazi sancı ya da şişkinlik gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor. Süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi durumunda bu sorunları yaşıyorsanız doktorunuza bilgi verebilirsiniz.

Göz atın –> Gebelikte Şeker Yüklemesi

Hamilelikte Süt İçmek Zararlı mı?

Gebelikte süt içmek zararlı mı

Elbette hamilelikte süt içmek zararlı değildir. Ancak pastörize sütleri tercih etmek de çok büyük bir önem taşıyor. Pastörize edilmeyen sütlerde patojenler ya da zararlı bakteriler bulunabilir. Bu da anne adaylarında enfeksiyona yol açabilir. Dolayısıyla mutlaka ısıl işlemden geçirilmiş olan süt çeşitlerinin tercih edilmesine özen gösterilmelidir. Bozulmuş olan, son tüketim tarihi geçmiş olan süt ve süt ürünlerinden de kesinlikle uzak durulmalıdır.

İlginizi çekebilir –> Gebelikte Bitki Çayları

Hamilelikte Süt İçmek Kansızlık Yapar mı?

Her ne kadar hamilelikte süt içmek faydalı olsa da sütte bulunan kalsiyum, vücudun demir emilimini bir miktar da olsa azaltabiliyor. Bu durum kansızlık sorununa yol açabilir. Kansızlık endişesi nedeniyle süt ve süt ürünlerin uzak durulması ise önerilen bir beslenme şekli değildir. Öğünlerden 2 saat sonra süt tüketerek, kalsiyumun demir emilimini azaltmasını önleyebilirsiniz. Bu sayede gebelikte süt içmenin faydalarından istifade etmiş olacaksınız. Bu konuda tüm sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Gebelikte Protein Eksikliği

Yüksek Riskli Gebelik Nedir? Tanısı Nasıl Konur?

Gebeliklerde hem anne adayını hem de bebeği olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir durumun mevcudiyeti durumunda yüksek riskli gebelikten söz edilir. Elbette gebeliğin yüksek riskli olması durumunda gebelik takibinin de çok daha sık ve titiz yapılması gerekiyor. Gebelik ilk başlarda normal olabilir ve sonrasında herhangi bir sorun nedeniyle riskli olarak değerlendirilebilir. Bu konuda merak edilen hususları aktaracağız ve öncesinde de nasıl tanı konduğunu açıklayacağız.

Yüksek Riskli Gebelik Tanısı Nasıl Konur?

Gebeliklerde yapılan muayeneler ve bazı testler neticesinde tanı konabilir. Yüksek riskli gebelik tanısı konması için mutlaka çok özel tetkiklerin yapılması gerekmiyor. İkili a da üçlü tarama testleri sonrasında bile tanı konması mümkündür. Bazı durumlarda doktorunuz tanı koyabilmek için çeşitli tetkikler yaptırmanızı da isteyebilir.

Riskli Hamilelik Neden Olur?

Riskli hamilelik neden olur

Genel olarak nedenler 3 farklı grupta ele alınır.

  • Annenin Yaşı

Bilindiği gibi gebeliklerde annenin yaşı önemli bir unsurdur. Anne adayının 17 yaş altı ya da 35 yaş üstü olması durumunda komplikasyonların görülme riski de yükselir. Düşük yapma riski daha fazla olur ve bebeklerde genetik bozuklukların görülme olasılığı da artar. Buna bağlı olarak yüksek riskli gebelik söz konusu olabilir.

  • Gebelik Öncesi Mevcut Olan Hastalıklar

Hamilelikten önce bazı hastalıkların mevcut olması da gebeliği yüksek riskli statüsüne sokabiliyor. Bu hastalıklara şu örnekleri verebiliriz:

  • Hipertansiyon
  • Akciğer, böbrek, kalp problemleri
  • Şeker hastalığı
  • Otoimmün hastalık
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • AIDS

Daha önce düşük yapılmış olması, ailede genetik bozukluk öyküsünün olması gibi durumlar da bu gruba dahildir.

  • Ekonomik Ve Sosyal Şartlar

Yüksek riskli gebelik nedenlerinden biri de anne adayının ekonomik ve sosyal koşullarıdır. Anne adayının beslenmesi, gebelikte son derece önemlidir. Beslenme sorunları gibi unsurlar nedeniyle de gebelikler riskli bir form kazanabiliyor.

Riskli Gebelik Takibi Nasıl Yapılır?

yüksek riskli gebelik takibi nasıl yapılır

Öncelikle gebelik takibinin normal gebeliklere göre daha sık yapılması gerektiğini belirtelim. Hangi nedenle gebeliğin yüksek riskli olduğuna bağlı olarak yapılması gereken takip de değişebiliyor. Kimi zaman anne adayının düzenli olarak bazı testler yaptırması da gerekebilir. Bu sayede anne adayının ya da bebeğin sağlık durumu da doğuma kadar titiz bir şekilde kontrolden geçirilmiş olur.

Riskli Gebelik Hangileri?

Pek çok farklı nedenle gebelikler riskli olarak değerlendirilebilir. Bunlara şu örnekleri verebiliriz:

  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Preeklampsi
  • Eklampsi
  • Gebelik diyabeti
  • Gebelikte idrar yolu enfeksiyonu
  • Ailede genetik bozukluk olması
  • Gebelikte apandisit, safra kesesi hastalığı geçirilmesi
  • Gebelikte bağırsak tıkanıklığı ya da yumurtalık kisti dönmesi gibi durumların oluşması
  • Fetal distosi
  • Gebelikte servikal yetmezlik olması
  • Gebelikte herpes simpleks, viral hepatit ya da kızamıkçık geçirilmesi
  • Suçiçeği, frengi, toksoplazmozis ya da sitomegalovirüs gibi hastalıkların gelişmesi
  • Coxsackievirus enfeksiyonu
  • Zika enfeksiyonu
  • Bazı ilaçların gebelikte kullanımı
  • Polihidramnios ve oligohidroamnios
  • Çoklu gebelik

Elbette bu örnekleri çoğaltabiliriz. Sadece doğuma çok kısa bir süre kaldığında meydana gelen bir rahatsızlık nedeniyle de gebelik yüksek riskli olarak değerlendirilebilir.

Riskli Gebelik Takibini Kimler Yapar?

Yüksek riskli gebeliklerin takibi perinatolog, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılabilir. Anne adayının ya da bebeğin durumuna bağlı olarak dahiliye uzmanı, endokrinoloji uzmanı, diyetisyen, çocuk cerrahı, yenidoğan uzmanı ya da genetik uzmanı da gebelik takibine eşlik edebilir. Gebeliğin neden yüksek riskli olarak değerlendirildiğine bağlı olarak gebelik takibinin yapılmasını sağlayan branşlar da değişkenlik gösterebiliyor.

İlginizi çekebilir –> Kan Uyuşmazlığı Nedir

Anne Yaşı Gebelikte Bir Risk Faktörü Müdür?

anne yaşı gebelikte risk farktörü müdür

Elbette gebeliklerde annenin yaşı son derece önemlidir. Genellikle annenin yaşının ileri olması durumunda gebeliğin riskli olduğundan söz edilir. Bu bilgi doğrudur. Ancak annenin yaşının küçük olması durumunda da gebeliğin yüksek riskli olabildiğini de unutmamak gerekiyor. 17 yaş ve altında hamile kalınması durumunda gebelik koplikasyonlarının gelişme riski oldukça yükseliyor.

Bu durum annenin yaşının 40 ve üstünde olması durumunda da geçerlidir. Elbette 17 – 40 yaş arası dışında hamile kalındığında mutlaka bebekte bir sağlık sorunu olacağından söz etmiyoruz. Ancak çeşitli risklerin gerçekleşme olasılığı daha yüksek olacağından gebelik takibinin de çok daha dikkatli ve çok daha sık yapılması gerektiğini unutmamak lazım… Yüksek riskli gebelik konusunda merak ettiğiniz soruları yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Hamilelikte İlaç Kullanımı

 

 

Gebelikte egzersiz nasıl yapılır

Gebelikte Egzersiz Nasıl Yapılır? Faydaları Nelerdir?

Gebelikte egzersiz yapmak anne karnındaki bebeğe zarar vermez, aksine gebelik döneminin daha rahat geçirilmesini sağlar. Bu açıdan egzersiz yapmak bebek için de faydalıdır diyebiliriz. Bununla birlikte doğum sürecinin de daha rahat geçmesine yardımcı olan egzersizler hamilelikte fazla kilo almayı önler. Bel ve kasık bölgesinde ağrı olmasını önleyebilen, gestasyonel diyabet riskini azaltan gebelik egzersizlerinin en önemli faydalarından biri de vücudun direncini artırıyor olmasıdır.

Kas tonusunun artmasını sağlayan egzersizler sayesinde kadınların doğum sonrasında daha hızlı ve kolay toparlanması da mümkün olabiliyor. Gebelik döneminde vücudun bazı bölgelerinde ağrılar olabilir. Özellikle kasık ve bel bölgesinde ağrı olması, yaygın şikayetlerden biridir. Sadece bu ağrıları azaltmak adına da egzersiz yapılabileceğini söyleyebiliriz. Bu konuda merak edilen tüm detaylara değineceğiz. Öncesinde ise egzersiz yapmaya ne zaman başlanması gerektiği konusunu inceleyelim.

Gebelikte Egzersiz Ne Zaman Başlar?

Gebelikte egzersize başlamak için mutlaka hamileliğin belirli dönemlerini beklemek gerekmez. Hamilelik ilk 3 ayında egzersize rahatlıkla başlanabilir. Öncelikle tempolu yürüyüşler yapılması, kondisyon kazanmak ve vücudu egzersize alıştırmak adına önemlidir. Sonrasında ise pilates ya da yoga gibi vücudu zorlamayan, nefes kontrolü ve kas odaklı egzersiz programları tercih edilebilir. Ancak egzersize başlamadan önce doktorunuza danışmanız gerektiğini de unutmamalısınız.

Gebelikte Egzersiz Pozisyonları

gebelikte egzersiz pozisyonları

Hamilelik döneminde egzersizler genellikle sırt üstü yatış pozisyonda yapılıyor. Aynı zamanda yan yatarak karnınızı yastıkla destekleyebilir ve bu egzersizleri de yapabilirsiniz. Aşağıdaki egzersizler en kolay yapılan gebelik egzersizleridir.

  • Sırt üstü yatarak dizlerinizi hafifçe kendinize doğru bükün. Dizlerin ve başın altına yastık koyun. Vücudunuzun rahat olduğundan emin olun. Kol ve bacaklarınızı birleştirerek 10 saniye bekleyin ve yeniden serbest bırakın. Bu hareketi 10 – 15 defa yapabilirsiniz.
  • Sırt üstü yatar pozisyonda nefes vererek başınızı kaldırın ve sonrasında yavaşça yeniden yatın. Bu egzersiz bel ve sırt ağrılarının azalmasına yardımcı olur.
  • Sırt üstü yatış pozisyonunda kalçalarınızı sıkın ve birleştirmeye çalışın. Yaklaşık 10 – 15 saniye sonrasında serbest bırakın. Bu hareketi 10 – 15 defa yapabilirsiniz.
  • Öncelikle sırt üstü yatın ve dizlerinizi hafifçe bükülü olacak şekilde iki yana açın. Yere değdirmeye çalışın. Sonrasında bu hareketi sağ ve sol bacak şeklinde ayrı ayrı yapın.
  • Ellerinizi ve dizlerinizi yere koyarak kedi pozisyonu alın. Sırtınızı kamburlaştırın ve başınızı aşağıya doğru eğerken nefes verin. Ardından sırtınızı düzeltin ve çukur hale getirirken de nefes alın.

Elbette bu egzersizler ile birlikte daha farklı egzersiz yöntemlerini de uygulayabilirsiniz.

Gebelikte Egzersizin Önemi

Hamilelik döneminin hareketsiz geçirmek çok sağlıklı bir tercih değildir. Anne adayları kimi zaman bebeklerinin zarar göreceği endişesi ile bu dönemi minimum hareketle tamamlamayı tercih ediyor. Oysa hareketli olmak ve egzersiz yapmak vücudun doğuma çok daha kolay hazırlanmasını sağlar. Bununla birlikte gebelik döneminin de daha rahat geçirilmesini kolaylaştırır. Metabolizmanın hızlanması da vücudun tüm sistemleri için son derece faydalıdır. Bu nedenle doktorunuzun yasaklamamış olması kaydıyla gebelik döneminde egzersiz yapmaya da zaman ayırmakta fayda olacaktır.

Gebelikte Egzersizin Faydaları

gevelikte egzersizin faydaları

Gebelikte yapılan egzersizlerin en çok ön plana çıkan faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Gebeliğe bağlı duruş bozukluklarını giderir
  • Karın ve perine kaslarını güçlendirir
  • Doğum sürecini kolaylaştırır
  • Doğum sonrası kilo verme sürecini hızlandırır
  • Doğum sonrası vücudun daha hızlı toparlanmasını sağlar
  • Metabolizmayı hızlandırır
  • Vücutta oluşan ödemi ve şişkinliği azaltır
  • Gebelikte daha kolay uyumayı sağlar
  • Vücut dengesini güçlendirir
  • Gebeliğe bağlı kabızlığı azaltır

Doğum Öncesi Yapılan Egzersizler Hangileridir?

Hamilelikte yapılan egzersizleri solunum, gevşeme ve karın/bel ağrısını azaltan egzersizler şeklinde 3 gruba ayırabiliriz.

Dikkatinizi çekebilir –> Gebelikte Bitki Çayları

Doğum Öncesi Yapılan Egzersizlerin Amacı Nedir?

Doğum öncesi yapılan egzersizlerin amacı nedir

Bu egzersizler anne adayının nefes kontrolünü güçlendirmek ve aynı zamanda kaslarının güçlenmesini sağlamak amacıyla yapılıyor. Aşırı kilo alımını, ödemi engelliyor olması da önemlidir. Anne adaylarının doğuma daha iyi hazırlanmasını sağlamak amacıyla da egzersizler yapılabilir.

Göz atın –> Anne Sütü ve Emzirme

Egzersizler Günde Kaç Defa Yapılmalıdır?

Hangi egzersizin tercih edildiğine bağlı olarak günde kaç defa yapılması gerektiği değişebilir. Yoga, pilates ya da tempolu yürüyüş gibi egzersizlerin günde 1- 2 defa yapılması tavsiye ediliyor. Konuya ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Gebelikte Şeker Yüklemesi

 

anne sütü ve emzirme

Anne Sütü ve Emzirme Nasıl Olmalı?

Anne sütü ve emzirme konusunda tüm annelerin bilinçlenmesi son derece önemlidir. Doğumdan sonra bebekler için ihtiyaç duyulan öğelerin tamamı anne sütünde bulunuyor. Bebeklerin bir süre anne sütüyle beslenmeleri doğum sonra gelişimlerine katkıda bulunuyor ve aynı zamanda bağışıklık sistemlerinin güçlenmesini de sağlıyor. Dolayısıyla bebeklerin bazı hastalıklara yakalanma riskleri de daha düşük oluyor. Anne sütüyle beslenen bebeklerin yetişkinlik döneminde de çeşitli hastalıkların gelişme riski daha düşüktür. Bu konuda merak edilen hususları detaylıca ele alacağız. Öncesinde anne sütünün ne zaman geldiğini açıklayalım.

Anne Sütü Ne Zaman Gelir?

Doğumdan sonra anne sütü gelmeye başlar. İlk 3 – 4 gün boyunca gelen süt kolostrumdur ve kıvamının da daha koyu olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda bu süt beyazdan ziyade sarıya daha yakın bir renktir. Bu süre sonunda gelen süt ‘olgun süt’ olarak adlandırılır. Sonrasında ise sütün miktarı biraz daha artmaya başlar. Göğüsler de daha sert ve daha dolgun olur.

Anne Sütünün Bebeğe Faydaları

anne sütünün bebeğe faydaları

Anne sütünün bebekler için ne gibi faydalar sunduğu oldukça uzun bir liste halinde açıklanabilir. Bunlar arasında en önemli olanları ise hemen aktaralım:

  • Bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar
  • Hastalıklara yakalanma riskini ciddi oranda düşürür
  • Anne sütünün sindirimi bebekler için son derece kolaydır
  • Bebeklerde karın ağrısı, kabızlık ve hazımsızlık gibi problemler çok daha az yaşanır
  • Bebekleri alerjiye ve pişiğe karşı korur
  • Bebeklerin zeka gelişimine katkıda bulunur
  • İshal gibi sindirim sistemi sorunlarına karşı koruyucudur
  • Anne sütü bebekler için her daim ideal ısıda olur ve bu sayede bebeklerin daha pratik bir şekilde beslenmesini sağlar

Anne Sütünü Arttıran Besinler

Bazı gıdaların anne sütünü artırma özelliği bulunuyor. Bu gıdaların anneler tarafından beslenme programına dahil edilmesinde fayda olacaktır. Anne sütünü artıran besinlere şu örnekleri verebiliriz:

  • Siyah susam anne sütü için oldukça faydalıdır ve yüksek oranda bakır ile kalsiyum içerir.
  • Kimyon ideal miktarda tüketildiğinde anne sütünü artırır. Ayrıca kimyon demir yönünden de zengindir ve enerji veriyor olmasıyla ön plana çıkar.
  • Arpa ile rezene birlikte tüketilirse anne sütünü artırır.
  • Anne sütüne faydalı besinlerden biri de fesleğendir.
  • Mevsiminde olan yeşil yapraklı sebzelerin tümü anne sütünü artırma özelliği taşır.
  • Her gün düzenli olarak sarımsak tüketilmesi durumuna anne sütü artar.
  • Mevsiminde olan kırmızı ve turuncu sebzelerin de bu özelliği bulunuyor.
  • Zeytinyağında da anne sütünü artıran besin öğeleri bulunuyor.
  • Keten tohumu ve susam yağı anne sütünü artırma özelliği taşır.
  • Günlük su tüketiminin ideal oranda olması durumunda da anne sütü artar.

Anne Sütünü Almayan Çocukların Beslenmesi Nasıl Olur?

anne sütünü alamayan çocukların beslenmesi nasıl olur

Elbette önemli olan tüm bebeklerin anne sütüyle beslenmesidir. Ancak bu her zaman mümkün olmuyor ve bebekler anne sütü alamayabiliyor. Bu durumda hayvan sütleri ile beslenmeleri çok daha doğru olacaktır. Formül mamalar da bir diğer beslenme seçeneği olabiliyor. Bu bebeklerin mutlaka düzenli olarak kilo kontrolünden geçmesi de önemlidir. Böylece yetersiz beslenme söz konusu olduğunda kısa zamanda belirlenebilir.

İlginizi çekebilir –> Bebeğin boynuna kordon dolanması

Anne Memesi Kaç Saatte Dolar?

anne memesi kaç saatte dolar

Özellikle ilk defa anne olanlar memenin ne kadar sürede dolduğunu da merak edebiliyor. Aslında memedeki süt oluşumu her annede aynı değildir. Bu durum emzirme aralığı ve emzirme süresi ile de yakından ilgilidir. Yaklaşık olarak 3 saatte bir bebeğin 20 dakika boyunca emzirildiğini düşünecek olursak memenin tamamen boşalması söz konusu olabilir. Bu durumda 3 saat içerisinde meme yeniden dolar ve emzirmeye hazır hale gelir. Aylar ilerledikçe memenin dolma süresi de bir miktar uzayabilir ve 4 saati bulabilir.

Anne Sütü Ne Zaman Azalmaya Başlar?

Anne sütünün azalmasının pek çok farklı nedeni olabilir. Bu nedenler arasında en yaygın görülenler ise şöyledir:

  • Erken doğum
  • Annenin sıvı alımının yetersiz olması
  • Annenin yetersiz ya da sağlıksız beslenmesi
  • Bebeğin geç emzirilmeye başlanması
  • Annenin psikolojik problemler yaşaması

Elbette bebekler ek gıdaya geçtiklerinde gün içerisinde daha seyrek emzirilir. Bu nedenle annenin süt miktarında azalma olması gayet doğal bir durumdur. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgin olsun –> Gebelikte protein eksikliği

Kan uyuşmazlığı

Kan Uyuşmazlığı Nedir? Neden Olur?

Kan uyuşmazlığı anne ile babanın kan grupları arasında uyuşmazlık olması şeklinde açıklanabilir. 4 farklı kan grubu bulunuyor. Bunlar;

  • A
  • B
  • AB
  • 0

Elbette kan grubu uyuşmazlıklarında bir de ‘D faktörü’ olarak adlandırılan Rh unsurunun da dikkate alınması gerekiyor. Konuya dair merak edilen tüm detayları aktaracağız. Hemen bu uyuşmazlığın neden olduğu konusuyla başlayalım.

Kan Uyuşmazlığı Neden Olur?

Öncelikle anne ile bebek arasında kan uyuşmazlığı durumunun ender görüldüğünü belirtelim. Annenin kan grubunun Rh + olması, bebeğin kan grubunun RH – olması halinde uyuşmazlıktan söz edilir. Bunun tam tersi de düşünülebilir. Annenin kan grubunun Rh değerinin farklı olması durumunda bağışıklık sistemi devreye giriyor. Çünkü bu durum yabancı bir madde olarak algılanıyor. Bebeğe antikorlar ulaşıyor ve bebeğin kırmızı kan hücrelerini yok etmeye başlıyor. Dolayısıyla bebeğin kanındaki bilirubin seviyesi de yükseliyor. Anne ile bebek arasındaki kan uyuşmazlığının nedeni ise henüz bilinemiyor.

Kan Uyuşmazlığı Tanısı Nasıl Konur?

kan uyuşmazlığı nasıl tespit edilir

Şayet kan uyuşmazlığı riskinin mevcut olması durumu varsa anne adayından indirekt coombs testi yaptırması istenir. Test sonucu negatif çıkarsa bir problem yok demektir. Pozitif çıkması halinde de tanı konabilir. Bu test ile kan uyuşmazlığının düzeyiyle alakalı olarak da bilgi edinmek mümkün olabiliyor. Ayrıca doğum öncesinde anne adayına RhoGam da yapılması gerekiyor.

Kan Uyuşmazlığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Bebeklerde mutlaka titiz bir takip yapılması gerekiyor. Doğum sonrasında bebeklerdeki bilirubin seviyesinin kontrol altında tutulması için testler gerçekleştirilir. Aynı zamanda bebeklerin UV ışınları içeren lambalarla donatılmış bir ortamda tutulmasına da ihtiyaç olur. Özellikle cooms testi sonucu büyük önem taşıyor. Test sonucuna bağlı olarak bebeğin kanının değiştirilmesi işleminin yapılması gerekebilir.

AB0 Uyuşmazlığı Nedir?

ano uyuşmazlığı nedir

A, B, AB ve 0 şeklindeki kan grupları AB0 olarak adlandırılır. AB0 kan uyuşmazlığı ise kısaca kişiye farklı bir kan grubundan kan nakledilmesi durumunda vücudunun bağışıklık sisteminin buna tepsi göstermesidir. Söz konusu kan uyuşmazlığının meydana gelmesi durumunda şu belirtiler ortaya çıkar:

  • Baş dönmesi, mide bulantısı, kusma
  • İdrarda kan
  • Yüksek ateş ve titreme
  • Solunumda güçlük çekme
  • Kalp artış hızında artış
  • İnfüzyon bölgesinde, belde ve göğüste ağrı
  • Sarılık
  • Kan basıncında düşme

Anne- Bebek Arasında AB0 Kan Uyuşmazlığında Ne Olur?

Bu durumdan bebekler ciddi düzeyde zarar görebilir. Distres ve hidrops gözlemlenebileceği gibi bebeğin anne karnında ölümü de söz konusu olabilir. Bebeğin kırmızı kan hücreleri parçalanacağı için bebekte kansızlık da olabilir.

Kan Uyuşmazlığı Testi Nasıl Yapılıyor?

Bu testin yapılması için sadece belirli bir miktarda kan numunesi verilmesi yeterli olur. Anne adayı için zorlayıcı ya da acı veren bir işlem değildir.

Kan Uyuşmazlığı İğnesi Ne Zaman Yapılır?

Kan uyuşmazlığı iğnesi

Şayet kan uyuşmazlığı tespit edilirse öncelikle gebeliğin 28. Haftasında iğnenin yapılması gerekiyor. Aynı zamanda doğumdan sonraki 36 sata içerisinde de iğne yapılması gerektiğini belirtelim.

Kan Uyuşmazlığı Durumunda Bebek Ne Gibi Bir Zarar Görür?

Bebeklerin hayati organlarının zarar görmesi çok uzun sürmeyecektir. Sadece 1 gün gibi kısa bir süre içerisinde bebekte sarılık problemi ortaya çıkar. Kansızlık, kaslarda güçsüzlük ya da solunum problemleri yaşanabilir.

Göz atın –> Hamilelikte İlaç Kullanımı

Doğum Öncesi Ne Gibi Tedbirler Alınmalıdır?

Doğumdan önce kan uyuşmazlığının iğnesinin mutlaka yapılması gerekiyor. Anne adayları daha önce düşük ya da kürtaj öyküleri varsa doktoruna bilgi vermelidir. Gerekli testlerin zamanında yapılmasının sağlanması da büyük önem taşıyor.

İlginizi çekebilir –> Dörtlü Tarama Testi

Kan Uyuşmazlığına Tıbbi Müdahale

Öncelikle kan uyuşmazlığı tespit edildiğinde koruyucu iğnenin yapılması gerektiğini belirtelim. Doğumdan sonra da RhoGam iğnesinin yapılması gerekir. Bu yöntem daha sonraki hamileliklerde de koruyucu bir özellik taşıyabiliyor. Son olarak bebeklerin doğumdan hemen sonra gözlem altında tutulması gerektiğini de belirtmeliyiz. Gerekli görülmesi durumunda bebeğin kanının değiştirilmesi de yapılabilen tıbbi müdahaleler arasında yer alıyor.

Kan Uyuşmazlığı Belirtileri Nelerdir?

uyuşmazlık belirtileri

Kan uyuşmazlığının olması halinde anne adayında belirti ortaya çıkmıyor. Bebeklerde ise bazı belirtiler gözlemlenebilir. Bebeğe oksijenin az ulaşması, kansızlık, sarılık ve bebeğin vücudunun bazı bölgelerinde ödem olması gibi belirtilerden söz edebiliriz. Bebek için bu durum yaşam riski de doğurur ve beyninde ciddi zararlar meydana gelebilir. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Detaylı Ultrason

plasenta previa

Plasenta Previa Nedir? Neden Oluşur? Tedavisi Nasıldır?

Plasenta previa gebeliklerde plasentanın rahim ağzını kısmen ya da tamamen kapatacak şekilde konumlanmasıdır. Plasenta …

down sendromu nedir

Down Sendromu Nedir? Belirtileri ve Çeşitleri

Down sendromu dünyada 6 milyon kişinin yaşadığı sorunlardan biridir. Türkiye’de ise bilinen 70 bin kişi bu probleme …

hamilelikte mide bulantısı

Hamilelikte Mide Bulantısı Ne Zaman Başlar?

Hamilelikte mide bulantısı genellikle gebeliğin ilk dönemlerinde ortaya çıkıyor. Özellikle kokulara karşı hassasiyetin …