Kadın Hastalıkları

rahim kanseri nedir

Rahim Kanseri Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Rahim kanseri ya da bir diğer adıyla uterus kanseri maalesef kadılar arasında oldukça yaygındır. Bu kanser rahmin iç kısmını döşeyen tabaka hücrelerinden kaynaklanıyor. Söz konusu hücrelerin anormal düzeyde büyümesi ve bölünmesi ile birlikte ortaya çıkıyor. Çoğu zaman komşu dokuların da bu anormal büyüme ve bölünmeden etkilendiğini söyleyebiliriz. Tüm kanserlerde olduğu gibi uterus kanserinde de erken tanı, tedavinin süresini ve başarısı doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla kadınların kanserin belirtilerinin neler olduğunu bilmesi de önem taşıyor. Tanı ve tedavi konusuna geçmeden önce belirtileri gözden geçirelim.

Rahim Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Rahim kanserinin belirtileri şöyledir:

  • Anormal vajinal kanamalar
  • Düzensiz vajinal kanamalar
  • Kanamanın uzun süre lekelenme şeklinde devam etmesi
  • Genital bölgede kitle mevcudiyeti
  • Kilo kaybı
  • Karın bölgesinde şişlik
  • Alt karın bölgesinde ağrı ya da baskı olması
  • Bacaklarda ve kasık bölgesinde ödem
  • Cinsel ilişki sonrası kanama
  • İdrarda ya da dışkıda kan
  • Kötü kokulu ve kanlı vajinal akıntı

Bu semptomlar ortaya çıktığında beklemeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşülmelidir.

Rahim Kanseri Çeşitleri Nelerdir?

Ülkemizde ve dünya genelinde rahim kanseri çeşitleri arasında endometriyal türün daha yaygın görüldüğünü söyleyebiliriz. Endometriyal kanserlerin % 95’i adenokarsinomdur. Adenokarsinom 3 grupta ele alınır:

  • Endometrioid adenokarsinoma
  • Papiller seröz karsinom
  • Berrak hücreli karsinom

Rahim Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?

Tanı konmadan önce özel bir yöntem ile rahim içerisinden küçük bir doku parçasının alınması gerekiyor. Bu parçapatolojik incelemeye gönderilir. Böylelikle kanser hücrelerinin gözlemlenmesi ve davranışlarının incelenmesi de mümkün olacaktır. Patolojik inceleme yardımı ile kanserin kaçıncı evrede olduğunun belirlenmesi de ağlanıyor. Yayılma potansiyelinden hangi dokuları etkileme olasılığının bulunduğu gibi pek çok veriye ulaşılabiliyor. Bununla birlikte ultrasonografi, MR, bilgisayarlı tomografi gibi yöntemler yardımı ile hastaya tanı konabilir ve en kısa sürede en uygun tedavi prosedürüne başlanır.

Endometrium Kanseri Sebebi Nedir?

Çok sayıda araştırma ve inceleme yapılmasına karşın bu kanserin nedeni henüz tam olarak belirlenemedi. Ancak östrojen hormonunun bir hayli belirleyici olduğunu da belirtmeliyiz. Çeşitli risk faktörleri de söz konusu kanser üzerinde tetikleyici bir rol üstlenebiliyor. Bu risk faktörleri şöyledir:

  • İlerleyen yaş
  • Ailede öyküsünde kanser olması
  • Erken yaşlarda adet görmeye başlamak
  • Hiç doğum yapmamış olmak
  • Obezite
  • Diyabet
  • Adet düzensizliği
  • Östrojen replasman tedavisi görmek
  • Beklenenden daha geç yaşta menopoza girmek

Söz konusu risk faktörlerine sahip olanların rutin muayenelerini asla aksatmaması gerekir.

Rahim Kanseri Evreleri Nelerdir?

  • Evre 1

Kanserin sadece rahim gövdesinde geliştiği evredir.

  • Evre 2

Bu evrede kanser rahim gövdesinden yayılmış haldedir.

  • Evre 3

Kanserin rahmin dışına ilerlediği evre üçüncü evredir.

  • Evre 4

Dördüncü evrede kanser rektumun iç yüzeyine kadar ulaşmış durumdadır.

  • Evre 5

Son evrede ise üst karın, kemikler gibi rahimden uzak dokulara ve bölgelere de kanser ulaşır.

Endometrium Kanseri Neden Olur?

Hastalar kanserin nedenlerini de bilmek isteyebilir. Fakat bu kanserin sebeplerinin henüz tam olarak bilinemediğini de belirtmeliyiz. Günümüzde halen çok sayıda hastalığın nedeni bilinemiyor. Rahim kanseri de bunlardan biridir. Dolayısıyla kanser sebebi olarak herhangi bir hususu işaret etmek doğru olmayacaktır.

İlginizi çekebilir –> Vulva Kanseri

Rahim Kanseri Tedavisi Nasıldır?

Kanser tedavisinde hastanın yaşı, genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları ve aynı zamanda kanserin kaçıncı evrede olduğu gibi bilgiler doktor tarafından göz önünde bulundurulur. Buna göre en uygun tedavi prosedürü belirlenir. Yaygın olarak uygulanan tedavinin ise rahmin alınması olduğunu söyleyebiliriz. Rahmin sadece bir bölümü ya da tamamı histerektomi ameliyatı ile vücuttan tahliye edilebilir. Kanser hücrelerinin lenf dokularına yayılmış olması ya da diğer organlara ulaşmış olması durumunda ışın tedavisi yahut kemoterapi uygulanabilir.

Göz atın –> Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim Kanseri Ameliyatı

Hastanın ameliyat için uygun olması durumunda cerrahi müdahale genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hastaların sadece % 5’inin ameliyata uygun olmadığını da belirtebiliriz. Operasyonda rahim ile birlikte fallop tüplerinin de alınması söz konusu olabilir. Ayrıca bazı hastalarda lenf bezlerinin de alınması zorunlu olabiliyor. Rahim kanseriyle ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Yumurtalık Kanseri

 

 

 

vulva kanseri nedir

Vulva Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kadınlarda yaygın görülen kanser türlerinden biri de vulva kanseridir. Vulva, vücuttaki diğer bölgelerle kıyaslandığında biraz daha hassastır. Bu nedenle çok sayıda kadın bu bölgeyle ilgili zaman zaman ağrı şikayetini dile getirir.  Ancak bu ağrı bazen de kanserleşmenin habercisi olabiliyor. Dokuların yapı taşı olan hücrelerde normal olmayan ve kontrolsüz bir büyüme olması, tümöre benzeyen bir doku mevcudiyetine yol açıyor. Dolayısıyla vulva kanseri de gelişmiş oluyor. Bu kanserin evrelerine ve nasıl tanı konduğuna değineceğiz. Öncesinde ise belirtileri gözden geçirmekte fayda olacaktır.

Vulva Kanseri Belirtileri

Erken dönemde vulva kanserinin çok fazla belirti göstermediğini söyleyebiliriz. Semptomlar genellikle ilerleyen evrelerde kendini belli ediyor. Bu durum erken dönemde teşhis konmasını da zorlaştırıyor. Kimi zaman kanserin gelişmesiyle birlikte hastalarda kanama şikayeti de oluyor. Bu durumda doktora başvurulması halinde tanı konabilir. Ancak kanama olmadığında birkaç yıl sonrasında şikayetler geliştiğinden tanı konması da bu dönemde meydana geliyor. Ayrıca kasık bölgesinde kaşıntı olması ve yara çıkması, yaranın iyileşmemesi de hastaların doktora başvurma nedenleri arasında yer alıyor.

Vulva kanserinin belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Normal olmayan vajinal kanama
  • Dış genital bölgede ya da kasık bölgesinde kaşıntı
  • Ciltte pul pul dökülmeler
  • İdrar yaparken ağrı hissedilmesi
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı şikayeti
  • İyileşmeyen yara
  • Dış genital bölgede yumru şeklinde kitle ya da şişlik olması
  • Siğil çıkması
  • Ciltte yanma olması
  • Vulva derisinde kalınlaşma

Her hastada yukarıda sıraladığımız belirtiler olmayabilir. Ancak biri ya da birkaçının olması durumunda zaman kaybetmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması da erken tanı açısından önemlidir.

Vulva Kanseri Risk Faktörleri

vulva kanseri risk faktörü

Hastalar vulva kanserinin nedeni hakkında da bilgi sahibi olmak isteyebiliyor ancak bu kanserin nedeninin henüz bilinmediğini söyleyebiliriz. Hücresel bazda bir mutasyon meydana gelmesi neticesinde oluştuğu biliniyor olsa da bu mutasyona neden olan unsur ya da unsurlar henüz tespit edilemedi. Bu noktada akıllara gelen genellikle HPV virüsü oluyor. Bu virüs tek başına vulva kanseri neden olmasa da kanseri tetikleyen unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra yaşın ilerlemiş olması ve tütün ürünlerinin kullanımı da kanseri tetikleyen risk faktörleridir. HIV virüsünün ve vulva bölgesinde bazı cilt hastalıklarının bulunmasının da risk faktörleri listesinde bulunduğunu belirtelim.

Vulva Kanseri Nasıl Anlaşılır?

Vulva kanserinin kişinin kendisi tarafından anlaşılması mümkün olmaz. Doktor tarafından fiziki muayene yapılması ve beraberinde bazı tetkiklerin de gerçekleştirilmesi gerekir. Eğer belirtiler hasta tarafından dikkate alınırsa ve kısa sürede doktora başvurulursa olası en erken dönemde kanserin anlaşılması da mümkün olacaktır. Erken dönemde tedaviye başlanması halinde tedaviden daha kısa zamanda başarılı bir netice alınması da mümkün olabilir. Elbette kanserin ilerlemiş olması durumunda da tedavi uygulanabilir. Ancak bu durumda tedavi süresi yüksek olasılıkla daha uzun olacaktır.

Vulva Kanseri Teşhisi Nasıl Konur?

vulva kanseri teşhisi nasıl konur

Hastanın öyküsü alınır ve fiziki muayene sonuçları ile bir arada değerlendirilir. Doktor tarafından gerekli görülmesi durumunda biyopsi örneği alınması da gerekebilir. Patolojik inceleme sonuçları çoğu zaman tanı konması için yeterli olabiliyor. Kimi zaman da hastanın bilgisayarlı tomografi, PET ve MR gibi bazı tetkikleri yaptırması gerekebiliyor. Sistoskopi yöntemi ile mesanenin ve proktoskopi yöntemi ile kalın bağırsağın incelenmesi de gerekebilir. Bu tetik sonuçlarına bağlı olarak tanı konur ve tedavi aşamasına geçilir.

Bilgi sahibi olun –> Yumurtalık Kanseri

Vulva Kanseri Evreleri

Vulva kanseri evrelerini şu şekilde aktarabiliriz:

  • Evre 0

Bu evrede kanser bulgusu yoktur fakat VIN gibi epitel dokuda bir kanserleşme bulgusu gelişmeye başlamıştır.

  • Evre 1

İlk evrede kanser vulva bölgesi ve perine bölgesi ile sınırlıdır. Henüz lenf bezlerine ulaşmamıştır.

  • Evre 2

Bu evrede ise kanser vajina iç kısmına, üretraya ve bazı hastalarda da anüse yayılım göstermiştir.

  • Evre 3

Vulva kanseri bu evrede lenf bezlerine yayılım göstermiştir.

  • Evre 4

Bu evrede ise kanserin çok daha derin dokulara yayılması söz konusudur ve bu nedenle çevre dokular da kanserden ciddi düzeyde etkilenmiştir.

Göz atın –> Trikomonas Vajiniti

Vulva Kanseri Tedavisi

Tedavi seçenekleri değerlendirilirken hastanın yaşı ve kanserin evresi gibi unsurlar da dikkate alınır. Vulva kanseri tedavisi cerrahi müdahale olabildiği gibi radyoterapi ya da kemoterapi prosedürleri de olabilir. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

 

yumurta kalitesini arttırmak

Yumurta Kalitesini Arttırmanın Yolları Nelerdir?

Sigaradan Uzak Durun!

Öncelikle tütün ürünlerinden kesinlikle uzak durmanız gerekiyor. Bu ürünler üreme sistemine ciddi zararlar veriyor. Sigarada mevcut olan nikotin, kadın üreme hücreleri olan yumurtalarda bir zehir etkisi yapabiliyor. Bu durum sadece kadınlar için değil erkekler için de geçerlidir. Tütün ürünleri erkek üreme hücrelerini de olumsuz yönde etkiliyor ve bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin bu alışkanlığı terk etmesi son derece önemlidir.

Kahve, Çay ve Alkol Tüketimini Sınırlandırın

Alkolün aşırı düzeyde tüketilmesi kısırlık nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Gebelik planlaması olan kadınların alkolden uzak durması, kahve ve çay tüketimini de kesinlikle sınırlaması gerekir. Çay ve kahve tüketimi günde yalnızca 1 fincan ile sınırlandırılmalıdır. Belirli bir yaşın üzerinde olan kadınlarda yumurta rezervi hızlı bir azalma içerisinde oluyor. Bu nedenle yumurta kalitesini korumak ve yumurtalara zarar veren alışkanlıkları bırakmak gerekir.

Sağlıklı Bir Yaşam Tarzı Benimseyin

Vücudun üreme sistemi yaşam tarzından da etkilenir. Sağlıklı bir yaşam şeklini benimsemek, uyku süresine ve kalitesine dikkat etmek mühimdir. Beslenme, spor ve günlük su tüketimi gibi konuların da ala göz ardı edilmemesi gerekiyor. Bu sayede sağlıklı bir yaşam tarzına geçiş yapılabilir ve bu yaşam tarzı kadınların gebelik sürecinde de olumlu etkilerini hissettirecektir.

Stresi Hayatınızdan Uzaklaştırın

Stresli bir yaşam çok sayıda hastalığa davetiye çıkarmak anlamına geliyor. Vücudun sadece üreme sistemi değil diğer sistemleri de stresten etkileniyor. Dolayısıyla olabildiğince gerginlik, stres ve üzüntüden uzak kalınmalıdır. Şayet stresi hayatınızdan çıkaramıyorsanız stresle baş etmenin yollarını öğrenmenizde ve uygulamanızda fayda olacaktır.

Doğru ve Dengeli Beslenin

Sağlıklı ve çok yönlü bir beslenme düzenine sahip olmak, yumurta kalitesinin artmasını da sağlar. Mevsiminde olan sebze ve meyvelerin mutlaka beslenme programına dahil edilmesi gerekiyor. Kadınların yumurta kalitesini artırmak için olabildiğince antioksidan içeriği bulunan gıdalara yönelmesi gerekir. Elbette demir, B12, folik asit ve D vitamini alımına da maksimum düzeyde dikkat edilmelidir. Katı yağlardan uzak durulmalı ve omega 3 içeren zeytinyağı tercih edilmelidir. Paketlenmiş hazır gıdalardan ve çiğ ya da az pişmiş et çeşitlerinden de uzak durulmalıdır.

Düzenli Spor ve Egzersiz Yapın

Vücut sistemlerinizi güçlendirmek için her gün düzenli olarak spor ya da egzersiz yapmalısınız. Sadece düzenli yürüyüş yapmak bile kadınların üreme sistemine büyük faydalar sağlıyor. Evde uygulanabilen basit egzersiz programlarını da tercih edebilir ve böylelikle spor sayesinde sağlığınıza yatırım yapabilirsiniz.

Düzenli Uyumaya Özen Gösterin

Hem hamile kalma hem de sağlıklı bir gebelik süreci geçirme noktasında düzenli uyku gayet önemlidir. Uyku yoksunluğunun stres hormonunu tetiklediğini unutmamak gerekir. Stres, vücudun hormon dengesini de bozabiliyor ve dolayısıyla gebelik oluşması noktasında sıkıntılara neden olabiliyor. En ideal uyku saatlerinin 23:00 ila 07:00 arası olduğunu da belirtelim.

Bol Bol Su ve Sıvı Tüketin

Günlük su tüketimi en az 2 litre ile 2,5 litre arasında olmalıdır. Gün içerisinde tüketilen sıvı gıdalar yani içecekler, suyun yerini tutmuyor. Bu nedenle yumurta kalitesinin zarar görmesini önlemek için günlük su tüketimi noktasına da büyük önem vermelisiniz. Su tüketiminin az olması sağlığınızı tehlikeye atmanız anlamına gelir ve pek çok hastalık ortaya çıkabilir.

Göz atın –> Yumurtalık Kanseri

Hazır Paketlenmiş Gıdalardan Uzak Durun

Bilindiği gibi hazır paketlenmiş gıdaların çok büyük bir bölümü koruyucu madde içerir. Bunun nedeni ise gıdaların raf ömrünün uzun olabilmesidir. Bununla birlikte söz konusu gıdaların çeşitli katkı maddeleri de içerebildiğinin altını çizelim. Bu maddeler kadınlarda doğurganlığı olumsuz yönde etkiliyor. Hatta bazı koruyucu ya da katkı maddelerinin kısırlığa yol açtığı yönünde çeşitli şüpheler de var bu yönde araştırmalar devam ediyor. Sonuç olarak hazır paketlenmiş gıdalardan ya da atıştırmalık olarak adlandırılan paketli gıdalardan uzak durulması önerilir.

İlginizi çekebilir –> Kegel Egzersizi

Bir Uzmana Görünün

Eğer hamilelik planlıyorsanız mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşün. Ne yapmanız ya da ne yapmamanız gerektiği konusunda doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz. Aynı zamanda yumurta kalitesinin kontrol edilmesi, gebeliğe engel bir sağlık sorunun olup olmadığı da araştırılabilir. Uzmandan destek alabilir ve yaşam şeklinizi de bu yönde değiştirebilirsiniz. Yumurta kalitesi hakkında sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Vajinal PH Nedir

rahim ağzı sıvısının evreleri

Rahim Ağzı Sıvısının Evreleri Nelerdir?

Rahim ağzı sıvısının evreleri hakkında tüm kadınların bilgi sahibi olması gerekiyor. Ay içerisinde çeşitli dönemlerde bu sıvının gerek görüntüsü gerekse formu değişiyor. Bu değişim, kadınların hamile kalma olasılıkları üzerine bir tahminde bulunmayı da sağlayabilir. Rahim ağzı sıvısının evrelerini birlikte inceleyelim.

Adetten Önce Rahim Ağzı Sıvısı

Adet dönemi bir hayli yaklaştığında söz konusu sıvının olmaması gayet normaldir. Regl dönemi başladığında kanamanın olması nedeniyle rahim ağzı sıvısının kontrol edilmesi de güçleşiyor.

Adetten Sonraki Gün Rahim Ağzı Sıvısı

Tip-1: En Az Doğurgan Olunan Dönem

Adet dönemi bittiğinde rahim ağzı sıvısının az miktarda salgılanmaya başlandığını söyleyebiliriz. Ender durumlarda hiç akıntı olmaması da mümkündür. Rahim ağzı sıvısının Tip-1 olduğu dönem, kadınların hamile kalma ihtimalinin en düşük olduğu dönemdir.

Adetten Sonraki Hafta Rahim Ağzı Sıvısı

Tip-2: Düşük Doğurganlık Dönemi

Elbette rahim ağzı sıvısının evreleri adet döneminin bitmesiyle birlikte değişiyor. Tip-2 olarak adlandırılan evre ise adet döneminin bitiminden yaklaşık 1 hafta sonraki dönemdir. Bu evrede söz konusu sıvı hafif beyaz renkte olur ve ince bir forma sahiptir. Bu dönemde kadınların gebe kalma olasılığı mevcut olsa da düşük düzeydedir.

Yumurta Olgunlaşırken Rahim Ağzı Sıvısı

yumurta olgunlaşırken rahim ağzı sıvısı

Tip-3: Yüksek Doğurganlık Dönemi

Tip-3 evresinde kadınların gebe kalma olasılığı daha yüksek olur. Elbette Rahim ağzı sıvısının formunda bazı değişimler meydana gelir. Bu dönemde kremaya benzeyen bir form kazanan akıntı aynı zamanda daha yoğun olur. Parmakla dokunulduğunda akıntının daha yapışkan olduğu fark edilebilir. Bu evrede korunmasız cinsel ilişkiye girilmesi durumunda hamile kalma olasılığı bir hayli yüksektir.

Yumurtlamadan Önce Rahim Ağzı Sıvısı

Tip-4: En Doğurgan Olunan Dönem

Mevcut rahim ağzı sıvısının evreleri arasında kadınların hamile kalma olasılığının en yüksek olduğu dönem budur. Tip-4 olarak sınıflandırılan evrede vücut yumurtalama için hazır haldedir. Akıntının formu ise daha şeffaf bir yapıdadır. Yumurta akına benzer bir formda olan akıntı hafif yapışkan olan formunu bu evrede de korur. Ay içerisinde kadınların gebe kalma olasılıklarının en yüksek olduğu dönemdir.

Yumurtladıktan Sonra Rahim Ağzı Sıvısı

Yumurtlamanın gerçekleşmiş olması, rahim ağzı sıvısının salgılanmasının kesileceği anlamına gelmiyor. Elbette bu dönemde de söz konusu sıvı salgılanmaya devam eder. Ancak formunda, görüntüsünde bazı değişimlerin de meydana geldiğini belirtmeliyiz. Yumurtalama döneminin sona ermesiyle birlikte sıvı daha bulanık bir form kazanıyor ve şeffaflığını kaybediyor. Bununla birlikte sıvının miktarında da bir azalma olabiliyor.

Yerleşmeden Sonra Rahim Ağzı Sıvısı

Hamile kalınması durumunda vücudun bazı sistemlerinde olduğu gibi hormon dengesinde de değişimler meydana geliyor. Östrojen seviyesinde ve progesteron düzeyinde artış olması ve döllenen yumurtanın rahme yerleşmesiyle beraber akıntının da artması söz konusu olabilir. Elbette yerleşme sonrasında rahim ağzı sıvısının salgılanmaya devam ettiğini belirtelim.

İlginizi çekebilir –> Adet Nedir

Gebelikte Rahim Ağzı Sıvısı

Öncelikle gebeliğin ilk 3 ayında rahim ağzı sıvısında artış olur ve bu durum normaldir. Çünkü rahim ağzı sıvısının evreleri gebelik döneminde değişebiliyor. Gebelikte hormon dengesinin değişmesine bağlı olarak akıntıda hafif bir koku olması normal kabul edilir. Bu dönemde genital bölge sadece sabun ve ılık su ile yıkanmalıdır. Bu durumda hafif koku da ortadan kalkar. Eğer kötü koku mevcut mutlaka doktora bilgi verilmelidir. Doğum yaklaştığında da rahim ağzında açılma olmaya başlar. Hafif kanlı bir mukus tabakası olabilir. Doğumun başlamasına yakın bu tabaka vücuttan atılır.

Göz atın –> Adet Gecikmesi

Ne Zaman Doktora Görünmeli?

Kadınlar rahim ağzı sıvısının evreleri konusunda ne zaman doktora başvurmaları gerektiğini de merak ediyor. Öncelikle rahim ağzı sıvısının hangi faktörlerden etkilendiğini bilmek gerekir. Bu faktörlere şu örnekleri verebiliriz:

  • Emzirme dönemi
  • Zührevi hastalıklara yakalanmak
  • Doğum kontrol yöntemlerinden bazıları
  • Polikistik over sendromu (POS)
  • Adet düzensizliği
  • Erken menopoz
  • Rahim ağzını etkileyen cerrahi müdahaleler
  • Vajinal enfeksiyonlar

Bu unsurların tamamı rahim ağzı sıvısını da etkileyebiliyor. Ne zaman doktora başvurulması gerektiği sorusunun öncelikli yanıtı, akıntıda kötü koku olmasıdır. Kötü kokulu akıntı enfeksiyon belirtisi olabileceği gibi bazı hastalıkların belirtisi de olabilir. Aynı zamanda akıntının renginin yeşil ya da sarı olması, adet dönemi dışında lekelenme şeklinde kanama olması nedeniyle akıntının pembe ya da kırmızı olması gibi durumlarda da zaman geçirmeden doktora başvurulması gerektiğini belirtelim. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Adet Öncesi Sarı Akıntı

Adet öncesi sarı akıntı

Adet Öncesi Sarı Akıntı Neden Olur?

Adet öncesi sarı akıntı olması kadınların kimi zaman endişelendiği durumlardan biridir. Vajinal sıvılar ve mukusun karışımı olan akıntının renginde ay içerisinde bazı değişimler olabilir. Özellikle östrojen seviyesindeki değişimlerin akıntının renginde değişim olmasını beraberinde getirdiğini söyleyebiliriz. Adet döngülerinin başında ve sonunda akıntı daha ince bir formda olabiliyor. Elbette akıntının hem rengi hem de formu pek çok unsurdan etkilenebiliyor. Bu konuda merak edilen tüm hususlara açıklık getireceğiz. Öncesinde ise nedenleri inceleyelim.

Adet Öncesi Sarı Akıntının Nedenleri

Kadınlarda vajinal akıntı kimi zaman normal bir değişim içerisine girer. Kimi zaman da yaşanan değişim normal kabul edilmez çünkü çeşitli rahatsızlıkların habercisi olabilir. Bu nedenle adet öncesi sarı akıntı olmasının nedenlerini gözden geçirmekte fayda olacaktır.

  • Adet Döneminin Yaklaşması

Şayet adet dönemi yaklaştıysa akıntının daha sulu olması ve renginin de daha açık olması normal bir durumdur. Bu tablo, vajinanın daha fazla mukus üretmesinden kaynaklanır. Ayrıca akıntının rengi krem rengine ya da sarı renge de dönebiliyor. Açık sarı renkte akıntı olması adet döneminin yaklaştığı zamanlarda tamamen normal kabul edilir.

  • Adet Döngüsünün Kısa Olması

adet döngüsünün kısa olması

Sarı renkte akıntının sıklıkla yaşandığı dönem adet döneminin hemen sonrasıdır. Özellikle adet dönemlerinin kısa olduğu zamanlarda sarı renkte akıntının olması ya da akıntının renginin kahverengiye dönmesi kadınların daha fazla dikkatini çekebiliyor. Ayrıca menopoz dönemine girerken de vücuttaki hormon seviyelerinde değişim olması nedeniyle bu durumun yaşanabildiğini, tıbben gayet normal olduğunu söyleyebiliriz.

  • Enfeksiyon Oluşumu

Bu konuda altının çizilmesi gerektiği unsur, adet öncesi sarı akıntı ile birlikte hangi semptomların görüldüğüdür. Çünkü enfeksiyon nedeniyle de akıntının rengi değişebilir ve daha sarı tonlarına dönebilir. Enfeksiyon olması halinde akıntıda kötü koku da olduğunu belirtelim. Kimi zaman kötü koku kadınlar tarafından bozulmuş balık kokusu olarak tabir edilebiliyor.

  • Trikomoniyaz

Bu hastalık cinsel yolla bulaşıyor. Çoğunlukla belirti göstermiyor olsalar da bazı kadınlarda sarı renkte köpüklü bir akıntı ile kendini belli edebiliyor. Akıntının renginin yeşile yakın olması da söz konusu olabilir. Bununla birlikte akıntı balık kokusuna benzeyen bir kokuya da sahip oluyor. Akıntı renginin değişmesine, genital bölgede kaşıntı olması, idrar yaparken ağrı olması gibi semptomlar da eşlik eder.

  • Bel Soğukluğu Ya Da Klamidya

Bel soğukluğu yahut klamidya hastalıkları da vajinal akıntının renginde değişime neden olur. Bu hastalıklar da cinsel yolla bulaşıyor ve akıntının renginin sarı, iltihaplı gibi görünmesine yol açıyor.

  • Pelvik İnflamatuar Hastalık

pelvik hastalık

Söz konusu hastalığın ortaya çıkma nedeni klamidya, bel soğukluğu gibi rahatsızlıkların tedavi edilmemesidir. Hastalıklar vücudun üreme sistemine tamamen yayılır ve buna bağlı olarak da fallop tüpleri, yumurtalıklar, rahim yüksek oranda zarar görebilir. Bu hastalık adet öncesi sarı akıntı sorununa da neden olabiliyor. Akıntının renginin sarının yanı sıra yeşil olması da mümkündür ve çoğu zaman akıntıda kötü koku da olur. Söz konusu rahatsızlık ortaya çıktığında karın ağrısı, adet döneminde düzensizlikler, lekelenme şeklinde hafif kanamalar olması, yüksek vücut ateşi de gözlemlenir. Bunlarla birlikte mide bulantısı, cinsel ilişkide ya da sonrasında ağrı olması gibi şikayetler de gelişebilir.

Göz atın –> Vajinal Kuruluk Nedir

  • Servisit

Servisit, en genel şekli ile rahim ağzının iltihaplanması olarak açıklanabilir. Nedeni ise kimi zaman cinsel yolla bulaşan hastalıklar olurken kimi zaman da vajinada mevcut olan bakterilerin aşırı büyümesi ya da vücudun alerjik reaksiyona girmesi olabiliyor. Bu durumda akıntının rengi değişiyor ve aynı zamanda akıntıda kötü bir koku da gelişiyor. Çoğunlukla vajinal akıntının iltihaplı ve yoğun bir görünüm sergilediğini de söyleyebiliriz. Yeşil, sarı ya da kahverengi renklerde akıntı olması da belirtiler arasında yer alıyor. Hastalar cinsel ilişki sırasında ağrı, sık idrara çıkma gibi şikayetlere de sahip oluyor.

İlginizi çekebilir –> Vajina Kaşıntısı

Ne Zaman Doktora Gitmek Gerekir?

Yukarıda da sıraladığımız gibi adet öncesi sarı akıntı enfeksiyon ya da daha farklı hastalıkların belirtisi de olabiliyor. Bu nedenle özellikle yüksek vücut ateşi, akıntıda kötü koku olması gibi durumlarda doktora başvurmanızda fayda olacaktır. Doktorunuza akıntının ne zaman başladığı ve akıntı dışında varsa diğer şikayetlerinizi de iletmenizde fayda var. Konuyla ilgili olan sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

 

Bilgi sahibi olun –> Adet Gecikmesi

vajinal ph

Vajinal pH Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Vajinal pH vajinanın sağlıklı olması açısından en önemli faktörlerden biridir. Aynı zamanda bu bölgenin pH değeri çok sayıda farklı unsurdan etkilenebiliyor. Doğurganlık döneminde olan her kadında söz konusu değerin 4,5 ve altında olması gerekiyor. Vajinadaki bu dengenin bozulmasının nedenlerine ya da pH dengesini korumak için neler yapılması gerektiğine değineceğiz. Hemen vajinadaki pH değerini daha yakından inceleyelim.

Vajinal pH Değeri Nedir?

Öncelikle vajinanın ideal pH değerinin 3,8 ile 4,5 arasında olduğunu belirtelim. Doğurganlık döneminde olan kadınlarda aranan değer budur. Ancak kadınların adet görmeye başlamadan önce ve menopoz döneminden sonra söz konusu değer değişebilir. Üreme döneminde olan kadınlarda 4,5 ve daha düşük bir pH değeri aranır. Vajinanın asidik değerinin orta sınıfında olduğunu da belirtmeliyiz. Bu değerin değişmesi, vajinanın asidik durumunun da değişmesine yol açabiliyor.

Bu noktada merak edilen hususlardan biri vajinanın pH değerinin yüksek olmasının ne gibi sıkıntılara yol açtığıdır. Bu sorunun yanıtı olabilecek hastalıkları şu şekilde sıralayabiliriz:

Bakteriyel Vajinoz

Kötü kokulu akıntı ile kendini belli eden bu hastalık nedeniyle kaşıntı problemi de ortaya çıkabilir. Gri, sarı ya da beyaz akıntıya neden olan bakteriyel vajinoz geliştiğinde kadınlarda herpes simpleks virüsü, HPV ve HIV riski maalesef yükseliyor.

Trikomoniyaz

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri olan bu rahatsızlığa bir parazit türü yol açıyor. Hastalar enfekte olduğunda çoğu zaman herhangi bir belirti ortaya çıkmaz. Vajinadaki asidite oranının yükselmesine bağlı olarak pH değeri de yükselebiliyor.

Vajinanın pH Dengesinin Bozulması

vajinal ph dengesinin bozulması

Vajinada pH dengesinin bozulmasına neden olan unsurları şu şekilde sıralayabiliriz:

Korunmasız Cinsel İlişki

Meni alkali bir yapıya sahiptir ve korunmasız cinsel ilişki durumunda vajinadaki bazı bakterilerin büyümesi söz konusu olabilir

Antibiyotik Kullanımı

Rahatsızlıkların tedavisi için antibiyotik ilaç kullanımı da vajinanın bu dengesini olumsuz yönde etkileyebiliyor.

Vajinal Duş

Kadınların kozmetik ürünler kullanarak vajinal duş yapması da vajinal pH dengesini bozabiliyor. Vajina kendi kendini temizleyebilir. Bu nedenle vajinal duş yapılması gerekmez. Sadece vajinanın dış bölümünün sabunlu su ile temizlenmesi vajina temizliği için yeterli olabiliyor.

Adet Dönemleri

Adet kanı bazik özelliğe sahiptir ve adet dönemlerinde kanın yapısından kaynaklı olarak vajinanın pH dengesi değişebilir. Ped ya da tampon kullanılıyor olsa bile bu tablo ortaya çıkabiliyor.

Bilginiz olsun –> Kolposkopi

Vajinanın pH Dengesi Nasıl Sağlanır?

vajinal ph dengesi nasıl sağlanır

Vajinanın ph dengesinin korunması için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunuyor. Bu hususları aktarmadan önce ne zaman doktora başvurulması gerektiğine değinelim. Vajinada bu dengenin bozulduğunun göstergesi olabilecek hususlar şöyledir:

  • Kötü koku
  • Beyaz, gri yahut yeşil akıntı
  • Kaşıntı
  • İdrar yaparken yanma

Bu gibi durumlara mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulmalıdır. Bakteriyel vajinoz ya da trikomoniyaz gibi rahatsızlıklar meydana geldiğinde ilaç kullanımı ile tedavi gerçekleştirilebilir.

Cinsel İlişki Sırasında Kondom Kullanın

Mutlaka cinsel ilişki sırasında kondom kullanılmalıdır. Bu sayede meninin yapısından kaynaklı olarak vajinal pH dengesinin bozulmasını önleyebilirsiniz. Ayrıca kondomun pek çok cinsel yolla bulaşan hastalığı da önlediğini unutmayın.

Probiyotik Kullanın

Düzenli olarak probiyotik kullanımı da vajinal pH dengesini korumak adına önem taşıyor. Probiyotik vücudun çeşitli sistemleri açısından önemli olan iyi bakterileri korur. Bu sayede vajina için de koruyucu özelliktedir.

Vajinal Duş Yapmayın

Vajina duş yapmak, vajinanın pH dengesinin bozulmasına yol açabiliyor. Ayrıca etkin bir vajina temizliği için çeşitli solüsyonlar ya da kozmetikler kullanarak vajinal duş yapılması gerekmez.

Tamponunuzu Düzenli Olarak Değiştirin

Adet dönemlerinde kullanılan tamponların ya da pedlerin sıklıkla değiştirilmesi de son derece önemlidir. Böylelikle bakteriyel enfeksiyon ya da toksik şok sendromu yaşanma riskinin de azaltmış olacaksınız.

Yoğurt Tüketin

Yoğurtta vücut için oldukça önemli ve faydalı bakteriler bulunuyor. Düzenli olarak yoğurt tüketimi de vajinada pH dengesinin korunabilmesi bakımından önemlidir.

Doktorunuzu Ziyaret Edin

Sadece vajinal pH dengesinin kontrolü için değil çeşitli hastalıkların erken dönemde tanısının konulması açısından da doktorunuzu ziyaret etmelisiniz. Düzenli olarak smear testinin yapılması gibi önemli hususları da unutmamalısınız. Bu nedenle kadınların rutin jinekolog randevularını ihmal etmemeleri gerekir. Konuyla alakalı tüm sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Göz atın –> Kegel egzersizi

kolposkopi

Kolposkopi Nedir? Neden Yapılır? Ne Kadar Sürer?

Kolposkopi işlemi alt genital bölgenin incelenmesine ihtiyaç duyulduğunda gerçekleştirilen bir işlemdir. Aslında kolposkopinin güçlü bir ışık kaynağına sahip olan mikroskop türlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Ancak toplumda yapılan bu işlem de aynı adla anılıyor. Serviks, vajen, vulva ve perinal bölgede meydana gelen lezyonları incelemek amacıyla da bu işlem gerçekleştirilir. Konuyla ilgili en çok merak edilen hususlara değinmeden önce bu işlemin neden yapıldığını aktaralım.

Kolposkopi Neden Yapılır?

Farklı nedenlere bağlı olarak kolposkopi işleminin yapılması gerekebilir. Özellikle kondilomların, polip ya da kanser öncüsü olan lezyonların ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğinde bu işlem yapılıyor. Aynı zamanda smear (pap) testi sonucunun normal çıkmaması halinde, HPV testi pozitif çıkan hastaların durumunun incelenmesi gerektiğinde de bu işlem gerçekleştirilir. Gebelik döneminde smear testinin anormal çıkması ve lezyonların tedavi öncesinde ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi amacıyla da yapıldığını söyleyebiliriz. Rahim ağzı kanserinin erken dönemde tespit edilmesi için de endoservikal küretaj yapılmasına gereksinim doğabiliyor.

Kolposkopi İşlemi Ne Kadar Sürer?

Bu işlem yaklaşık olarak 30 dakika içerisinde tamamlanıyor. Ayrıca işlem sonrasında klinik ortamda yahut evde istirahat etmeye de gerek olmuyor. Hastalar işlemden hemen sonra günlük rutinlerine geri dönebilirler.

Kolposkopi Nasıl Yapılır?

kolposkopi nasıl yapılır

İşlem için hasta jinekolojik muayene masasına alınır ve sırt üstü yatması istenir. Ardından vajen girişine jinekolojik muayenelerde kullanılan alet yerleştirilir. Rahim ağzı özel bir solüsyon kullanılarak temizlenir. İşlem sırasında doktor tarafından dokular detaylı bir incelemeden geçirilir. Sorunlu olan dokular kullanılan özel bir sıvı sayesinde daha beyaz bir görünüm almıştır ve dolayısıyla hekim tarafından da rahatlıkla tespit edilebilir. Problemi dokuların tespit edilmesinin ardından servikal biyopsi işlemi yapılabilir. Dokudan çok küçük bir parça alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.

Kolposkopik Biyopsi Ne Demektir?

Genital bölgede yapılan inceleme sonrasında bu bölgeden doku örneği alınması kolposkopik biyopsi olarak adlandırılıyor. Özellikle aşağıda sıraladığımız durumlarda bu biyopsi işleminin yapılmasına gereksinim doğuyor:

  • Muayenede anormal bir durumun belirlenmesi
  • Hastanın smear pap testi sonucunda ASCUS, CİN 1, CİN 2, CİN 3, LSİL, HSİL ya da AGUS çıkması
  • HPV’li hastanın smear sonucunda normal olmayan bir durumunda tespit edilmesi
  • Smear testlerinde sıklıkla iltihaplanma ve enfeksiyon tespit edilmesi

Tüm bunlarla birlikte hastada kanser öncüsü lezyon bulunması halinde de servikal biyopsinin yapılmasının gerektiğini belirtmeliyiz. Hastadan doku örneği alınır ve patolojik incelemeye gönderilir. İnceleme sonuçları ise genellikle birkaç gün içerisinde çıkar. Bu sayede tanı konması ve şayet kanser mevcutsa erken dönemde bir an önce tedaviye başlanması mümkün olur.

Servikal Biyopsi Nedir?

Genel olarak servikal biyopsi işleminin bazı şüpheli durumların tespit edilmesi halinde yapıldığını söyleyebiliriz. Bu işlem dokudan bir parça alınması olarak tanımlanabilir. Doku örneği alınmasının amacı ise patolojik incelemeye gönderilmesidir.

İlginizi çekebilir –> Naboth kisti

Kolposkopi Patoloji Sonuçları

kolposkopi patoloji sonuçları

Hastaya yapılan kolposkopi patoloji sonuçları genellikle ‘normal’ ya da ‘anormal’ şeklinde değerlendiriliyor. Bu sonuçlara göre hastadan düzenli muayene ve smear testi yaptırması istenebilir. Bu sayede olası bir şüpheli durumun yakından takip edilmesi sağlanır. Bir başka seçenek de tedaviye hemen başlanmasıdır. Tedavide LEEP işlemi tercih edilebilir ya da lezyonun dondurulması, yakılması şeklinde bir karar verilebilir. Konizasyon olarak bilinen tedavi de tercih edilebilir.

Kolposkopi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Elbette endoservikal küretaj gibi işlemlerden sonra enfeksiyon riski dikkate alınmalı ve hijyen koşullarına maksimum düzeyde dikkat edilmelidir. Yaklaşık 2 hafta boyunca deniz, havuz, sauna, hamam gibi ortamlardan uzak durulması da önem taşıyor. Aynı zamanda 15 gün boyunca cinsel perhiz uygulanması gerekir. Cinsel ilişki yasağının nedeni de enfeksiyon riskidir. Doktorun öneri ve uyarılarının dikkate alınması işlem sonrası sürecin rahatlıkla atlatılmasını sağlar.

Kolposkopi Fiyatı Ne Kadar?

Net bir fiyat bilgisi vermek doğru olmayacaktır. İşlemin neden yapıldığı, doktorun deneyimi gibi unsurlar fiyatta da etkili olabiliyor. Dolayısıyla her hasta için sabit bir fiyattan söz etmek de doğru olmuyor. Ancak genel olarak kolposkopi işleminin gayet makul fiyatlarla işlemin yapılabileceğini belirtebiliriz.

Kolposkopi İşlemi Acı Verir Mi?

Lokal ya da genel anesteziye gerek duyulmadan gerçekleştirilen kolposkopi işlemi herhangi bir acıya yol açmaz. Zira anestezi olmadan uygulanması da acı vermemesinden kaynaklanır. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilginiz olsun –> Bakteriyel vajinozis

naboth kisti

Naboth Kisti Nedir? Neden Oluşur? Tedavisi Mümkün Mü?

Naboth kisti rahim ağzı kisti olarak da adlandırılıyor. Rahim ağzı kanalında bulunan salgı bezlerinin enfeksiyonundan kaynaklanabilen bu kistler farklı bir nedenden kaynaklı olarak da meydana gelebiliyor. Bu bezler tarafından salgılanan sıvı tıkanma nedeniyle tahliye olamıyor ve bu nedenle küçük bir kesecik oluşuyor. Bu kesecikler genellikle birden fazla sayıdadır. Çaplarının ise 2 mm ile 10 mm arasında değiştiğini söyleyebiliriz. Kistte yapışkan bir salgı maddesi bulunur. Bu kistin kanama yapıp yapmadığına, tehlikeli olup olmadığına ya da tedavisine de değineceğiz. Öncesinde neden oluştuğunu daha detaylı ele alalım.

Naboth Kisti Nedir, Neden Oluşur?

Doğum yapan kadınlarda daha sık görülen naboth kistinin oluşum nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Servikal bezin olması gerekenden daha fazla oranda mukus üretmesi en yaygın nedenlerden biridir. Bunun nedeni ise enfeksiyon ya da iltihaplanmalardan korunmaktır. Fazla oranda üretilen mukus, tıkanmaya ve kist oluşumuna sebebiyet verir.
  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar da kist oluşum nedenlerinden biridir.
  • Gebeliğe bağlı olarak vücudun hormon dengesinde meydana gelen değişimler de bu listede yer alıyor. Hormon dengesinde ani ve büyük değişimler olması, kist oluşumuyla sonuçlanabilir. Menopoz döneminde de kist oluşumunun yaygın görülmesinin nedeni hormon dengesindeki değişimlerdir.
  • Rahim ağzı dokularında meydana gelen yaralanmalara bağlı olarak da bu sorun oluşabiliyor. Vücudun yarayı iyileştirmek için yeni dokular geliştirmesi sırasında dokularda çoğalma olabiliyor ve bu da kist oluşumuna yol açabiliyor.
  • Hamilelik döneminde rahimde fetüsün sağlıklı bir şekilde büyümesi için vücudun rahim ağzını kapatması da naboth kisti oluşum nedenlerinden biridir.

Naboth Kisti Kanama Yapar Mı?

Her zaman olmasa da naboth kistinin kanama yapması mümkündür. Adet periyotlarının arasında lekelenme şeklinde çok hafif bir kanama meydana gelebilir. Bununla birlikte cinsel ilişki sonrasında da kanama olması söz konusu olabiliyor. Kistin büyüklüğü ve konumu, kanama olup olmadığı konusunda da belirleyici faktörlerdir. Lekelenme şeklinde olsa bile kanama meydana geldiğinde mutlaka doktora başvurmalısınız.

Naboth Kisti Belirtileri Nelerdir?

naboth kisti belirtileri

Öncelikle bu kistin çoğu zaman herhangi bir belirti göstermediğini söyleyebiliriz. Belirti göstermemesi nedeniyle genellikle yapılan rutin jinekolojik muayeneler sırasında fark edilmesine neden oluyor. Rahim ağzı kisti dış servikal duvarda meydana geliyor. Elbette bu kistin boyutları önemlidir. Çoğunlukla küçük çapta olan kistler ağrı, sızı gibi şikayetlere yol açmaz. Çapının 8 mm ve daha büyük olması durumunda ise durum daha farklı bir boyut kazanıyor. Çünkü bu kistler rahim tümörü ya da rahim ağzı kanseri belirtisi de olabilir. Bu durumda ileri tetkiklerin yapılmasına ihtiyaç duyulur.

Ender durumlarda ortaya çıkan naboth kisti belirtilerine ise şu örnekleri verebiliriz:

  • Lekelenme şeklinde kanama olması
  • Kötü kokulu vajinal akıntı
  • Alt karın bölgesinde basınç hissi
  • Alt karın bölgesinde şişlik olması
  • Sıklıkla idrara çıkma isteği
  • Cinsel ilişkiden sonra hafif kanama olması

Ancak yeniden belirtmekte fayda var, yukarıdaki belirtilerin hiç birinin ortaya çıkmaması da mümkündür.

Naboth Kisti Hamileliğe Engel Mi?

Naboth kistlerinin döllenmeyi zorlaştırması mümkündür. Bilindiği gibi döllenmenin meydana gelebilmesi için rahim ağzının kaygan olması gerekiyor. Bu kistler ise salgı bezlerinin tıkanmasına bağlı olarak rahim içinin sert ve yapışkan olmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla gebelik oluşması da bir hayli güçleşiyor.

Naboth Kisti Tehlikeli Midir?

naboth kisti tehlikeli midir

Genel olarak naboth kisti tehlikelidir diyemeyiz. Ancak çapının büyük olması durumunda rahim ağzı kanseri riskinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Tümör mevcudiyeti halinde mutlaka tetkiklerin yapılması ve en erken dönemde müdahalenin yani tedavinin başlaması gerekir.

İlginizi çekebilir –> Yumurtalık Kanseri

Naboth Kisti Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavinin nasıl yapılacağı muayene ve tetkiklerin sonucuna bağlı olarak belirlenir. Hastanın talep etmesi üzerine kistin alınması da mümkündür. Özellikle büyük çapta bir kist mevcudiyeti durumunda kistin cerrahi yöntemle alınması önerilir. Bununla birlikte yüksek frekanslı elektrik akımıyla kistin ortadan kaldırılması ve sıvının da tahliye edilmesi sağlanabilir. Bu işlem kan kaybının çok daha az olduğu müdahalelerden biridir.

Tedavinin kriyoterapi ile de yapılabildiğini söyleyebiliriz. Bu işlemde kistin dondurulması hedef alınıyor. Lazerle tedavi seçeneği de mevcuttur. Lazer yönteminde de hızlı bir şekilde kistin ortadan kaldırılması hedefleniyor. Tedavi yöntemlerinin tamamı güvenilirdir. Konuya dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Rahim Ağzı Yarası Nedir

 

kegel egzersizi nedir

Kegel Egzersizi Nedir ve Nasıl Yapılır?

Kegel egzersizi vajina, rahim ve rektum bölgelerinin daha iyi çalışmasını hedefleyen egzersizlerden biridir. Özellikle vajina kaslarının toparlanmasına yardımcı olan bu egzersiz yöntemi idrar kaçırma tedavisi gibi bazı tedavilere yardımcı olarak da tercih ediliyor. Herkes tarafından kolaylıkla uygulanan bir egzersiz yöntemi olduğunu da belirtmek gerekiyor. Ne kadar sürede etki ettiği, faydalarının neler olduğu gibi konulara geçmeden önce nasıl yapıldığını ele alalım.

Kegel Egzersizi Nasıl Yapılır?

Bu egzersize başlamadan önce mutlaka mesanenin boşaltılması gerekiyor. Gün içerisinde 15 ile 20 defa yapılmasında fayda olacaktır. Ancak bu periyoda da sadık kalınması gerekir. Daha fazla yapmak zararlı olabilir ve daha az yapmak durumunda da faydalarından istifade etmek mümkün olmayabilir. Bu egzersiz yönteminde pelvik kaslarının değil üretra bölgesi ve anüs bölgesinin sıkışması gerekiyor. Bu bölgede bulunan kasların sıkılması ve yaklaşık 5 – 6 saniye beklendikten sonra serbest bırakılması üzerine uygulanan bir egzersizdir.

Kegel Egzersizinin Faydaları Nelerdir?

kegel egzersizi faydaları

Öncelikle Kegel egzersizi yönteminin çok sayıda faydasının olduğunu belirtelim. Çoğunlukla sadece idrar kaçırma problemi yaşayanlar için faydalı olduğu düşünülse de farklı yararları da olabiliyor. Bu yararlara ise şu örnekleri verebiliriz:

  • Vajina kaslarının güçlenmesini sağlar
  • Doğum sonrasında vajinanın daha hızlı toparlanmasına yardımcı olur
  • Hamilelik esnasında yapılması durumunda doğumun daha kolay yapılmasına olanak tanır ve aynı zamanda doğum süresini de kısaltır
  • Vajinal doğum sonrasında daha az ağrı yaşanır
  • Mesane ve kalça kaslarını güçlendirir
  • Cinsel ilişkide kadınların hazza ulaşma süresini kısaltır
  • Erkeklerde prostat ve erken boşalma sorunlarının giderilmesine yardımcı olur

Kegel Egzersizi Ne Kadar Sürede Etki Eder?

Kişinin pelvik kaslarının ne durumda olduğu Kegel egzersizi yönteminin ne kadar sürede etki ettiğinde de belirleyici bir faktördür. Şayet pelvik kaslarında ciddi bir gevşeme yoksa sadece 15 gün ile 30 gün içerisinde bu egzersizin faydalarını net bir şekilde görmek mümkün olabilir. Ancak söz konusu kaslarda gevşeme fazlaysa birkaç ay sonra faydalarını hissetmek mümkün olacaktır.

Hamilelikte Kegel Egzersizinin Faydaları

Gebelik döneminde Kegel egzersizi yapılması durumunda idrar kaçırma ya da dışkı kaçırma gibi sorunlar yaşama ihtimali azalıyor. Aynı zamanda anne adaylarının daha kısa sürede normal doğum yapması da mümkün olabiliyor. Doğumu hem kolaylaştıran hem de doğum süresinin kısalmasını sağlayan bir egzersiz yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte normal doğum sonrası yaşanan ağrıların daha az olmasını da sağlar.

Pelvik Kası Nedir?

pelvic kası nedir

Vücudun leğen kemiklerinin alt taban bölümünü çevreleyen kaslar pelvik kası nedir sorusunun yanıtıdır. Pelvik taban bölgesinde bulunan bu kaslar çok sayıda işleve sahiptir. Bu bölgede yer alan organların olması gereken yerde tutunması gibi konularda da pelvik taban kaslarının önemli olduğunu söyleyebiliriz.

İlginizi çekebilir –> Rahim Sarkması

Pelvik Taban Ne Demektir?

Leğen kemiğinin iç kısmını öreten bölge pelvik taban bölgesidir. Pelvik taban bölgesi yumurtalık, rektum ve rahmin görevlerini yerine getirmesine de yardımcı olan, önemli bir vücut bölgesidir.

Perine Kasları Nedir?

Vajinada dış dudaklar ile anüs arasında kalan bölge perine bölgesidir. Bu bölgede yer alan kaslar da perine kasları olarak adlandırılıyor. Kegel egzersizlerinin bu bölgede bulunan perine kaslarını da güçlendirdiğini söyleyebiliriz.

Göz atın –> Rahim Duvarı Kalınlaşması

Erkek Kegel Egzersizi Nasıl Yapılır?

erkeklerde kegel egzersizi

Söz konusu egzersizler kadınlar tarafından nasıl yapılıyorsa erkekler tarafından da aynı şekilde yapılmalıdır. Bu konuda kadınlar ve erkekler arasında bir fark olmadığını belirtelim. Elbette egzersizlere başlamadan önce hangi kasların sıkılması gerektiğinin net bir şekilde anlaşılması gerekiyor. Bunun için de hastalar bazı denemeler yapabilir. İdrar akışını durduran kasların tespit edilmesi için idrar yaparken bu kaslar sıkılabilir. Ancak egzersizlerin normalde mesane boşken yapılması gerektiğini de belirtmeliyiz. Mesane doluyken sadece hangi kasların sıkılması gerektiğini öğrenmek için egzersizlerin yapılması lazım…

Vajinusmus Tedavisinde Kegel Egzersizi

Vajinusmus toplumda yaygın görülen rahatsızlıklardan biridir. Bu noktada tedavi amacıyla Kegel egzersizi yönteminden de faydalanılabiliyor. Bunun nedeni ise söz konusu egzersiz yönteminin vajina bölgesindeki kasların rahatlamasında da oldukça etkili bir yöntem olmasıdır. Bununla birlikte egzersizler vajina kaslarının kontrolüne de fayda sağlıyor. Elbette vajinusmus tedavisinde bu egzersizler tek başına yeterli olmasa da tedaviye yardımcı bir yöntem olarak uygulanabilir. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Vajinadan Gaz Çıkması

Bakteriyel vajinozis

Bakteriyel Vajinozis Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Bakteriyel vajinozis ‘gardnerella vaginalis’ adlı anaerob bir bakterinin neden olduğu enfeksiyon çeşididir. Gebeliklerin yaklaşık % 30’unda görülen bu rahatsızlık cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri değildir. Zira daha önce cinsel ilişkiye girmemiş kadınlarda da ortaya çıkabiliyor. Nedenine dair çok sayıda araştırma yapılmasına karşın net bir bulgu elde edilemedi. Ancak vajinanın enfeksiyonlara açık hale gelmesi, bu rahatsızlığın ortaya çıkma olasılığını da güçlendiriyor. Vajinanın ne gibi nedenlerle enfeksiyona açık hale geldiğine ise şu örneklerle yanıt verebiliriz:

  • Vajinal duşun yanlış yapılması ya da çok sık yapılması
  • Vajinal deodorantlar gibi kozmetik ürünlerin kullanımı
  • Çok sayıda cinsel partnerin mevcut olması
  • Hijyen koşullarına dikkat etmemek
  • Cinsel yolla enfeksiyonların bulaşması
  • Doğum kontrol yöntemlerinden biri olan rahim içi araç kullanımı
  • Genital bölgede cildin pH değerinde değişiklik olması

Bu gibi unsurlar bakteriyel vajinozisin de ortaya çıkmasına yol açabilir. Nasıl tanı konduğuna ya da nasıl tedavi yapıldığına geçmeden önce belirtileri gözden geçirelim.

Bakteriyel Vajinozis Belirtileri

bakteriyel vajinozis belirtileri

Hastalarda bakteriyel vajinozis geliştiğinde ilk dönemlerde herhangi bir belirti gözlemlenmeyebilir. Belirtiler çoğu zaman hastalığın ilerlemesi ile birlikte kendini belli ediyor. Yaygın şekilde görülen belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Beyazımsı ya da grimsi renkte vajinal akıntı
  • Vajina bölgesinde bozuk balık kokusunu anımsatan kötü koku
  • Vajinal kaşıntı
  • Vajinada batma hissi
  • İdrara çıkarken ağrı olması
  • İltihap

Elbette yukarıda sıralanan belirtilerden biri ya da birkaçı görüldüğünde geç kalmadan kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması gerekiyor. Bu sayede en erken dönemde söz konusu hastalığa dair tanı konabilir ve tedavi aşamasına da geçilebilir.

Tanısı Nasıl Konulur?

Hastaya bakteriyel vajinozis tanısı konması için mutlaka ileri tetkiklerin yapılması gerekmiyor. Sadece pelvik muayene ile de tanı konması kimi zaman mümkün olabiliyor. Aynı zamanda bazı testlerin de yapılması gerekebilir. Örneğin bu rahatsızlık mevcut olduğunda vajinal akıntıda pH değeri 4,5 ve üzerinde seyrediyor. Yapılan whiff testi sonucu da pozitif çıkıyor. Özellikle vajinal akıntının laboratuvar ortamında incelenmesi ile tanının çok daha kolay konduğunu söyleyebiliriz. Hastanın şikayetleri ve yapılan muayene sonuçları da dikkate alınıyor.

Tedavisi Nasıldır?

Bakteriyel vajinozis tedavisi

Tanı konmasının ardından bakteriyel vajinozis tedavisi aşamasına geçilebilir. Tedavi ilaç kullanımı üzerinedir. İlaç ise ağızdan alınan şekilde olabildiği gibi fitil şeklinde de olabilir. Bu noktada bilinmesi gereken unsur hastalığın tekrarlayabiliyor olmasıdır. Tekrarlamasını engellemek için bazı hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken hususlar şöyle:

  • Vajina temizliğinin çok sık yapılması ve parfüm içerikli kozmetik ürünlerin kullanılması sakıncalıdır. Sadece su ve sabunla vajina temizliği yapılabilir
  • Kullanılan tüm temizlik ürünlerinin cildin pH dengesi ile uyumlu olmasına özen gösterilmelidir
  • Antiseptik malzemeler ya da banyo köpüğü gibi malzemelerin çok sık kullanılmasından kaçınılmalıdır
  • İç çamaşırlarının pamuklu kumaşlardan üretilmesine ve çok dar olmamasına da dikkat edilmelidir
  • Cinsel ilişkide mutlaka kondom kullanılmalıdır

Bu hususlara dikkat edilmesi vajina sağlığının korunması adına son derece önemlidir. Aynı zamanda bu rahatsızlığın tekrarlamasını önlemek açısından da söz konusu unsurların dikkate alınmasında fayda olacaktır.

Göz atın –> Vajina Kaşıntısı ve Yanması

Nasıl Bulaşır?

Öncelikle bakteriyel vajinozis rahatsızlığının cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri olmadığını belirtmeliyiz. Ortak havlu kullanımı, havuz ya da tuvalet oturakları gibi alanlardan bulaşan bir rahatsızlık da değildir. Vajina florasının bozulması ve neticesinde de vajinanın bu hastalığa açık hale gelmesi neticesinde ortaya çıkan bir hastalıktır.

İlginizi çekebilir –> Vajinal Kuruluk

Bakteriyel Vajinozis Gebeliğe Engel Mi?

bakteriyel vajinozis gebeliğe engel mi

Elbette bakteriyel vajinozis hastalığının hamileliğe engel olması söz konusu olabilir. Nedeni ise bu rahatsızlığın vajinal ortamı değiştiriyor olmasıdır. Dolayısıyla sperm hareketleri de olumsuz yönde etkilenebiliyor. Döllenmenin meydana gelmesi de önlenebilir. Bu hastalığın düşük ve erken doğum riskini de yükselttiğini belirtebiliriz.

Bakteriyel Vajinozis İlaç Tedavisi

Söz konusu hastalığın tedavisi sadece ilaç kullanımı ile yapılabilir. Çoğunlukla antibiyotik ilaç kullanımı tercih ediliyor. Gebelik döneminde hastalığın ortaya çıkması durumunda da hamileliğe uygun ilaç seçenekleri değerlendirilebilir. Bu durumda tedavinin biraz daha zaman alabileceğini söyleyebiliriz. Gebelik haftası da dikkate alınarak doktorunuz tarafından en uygun ilaç reçete edilecektir. Konuyla ilgili tüm sorularınızı hemen yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Vajinal Mantar Enfeksiyonu

rahim kanseri nedir

Rahim Kanseri Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Rahim kanseri ya da bir diğer adıyla uterus kanseri maalesef kadılar arasında oldukça yaygındır. Bu kanser rahmin …

kahve kısırlık yapar mı

Kafein Kısırlık Yapar mı? Zararları Var mı?

Kafein ve kısırlık arasındaki bağlantı özellikle bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin merak ettiği hususlar arasında …

vulva kanseri nedir

Vulva Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kadınlarda yaygın görülen kanser türlerinden biri de vulva kanseridir. Vulva, vücuttaki diğer bölgelerle kıyaslandığında …